Mustafa Ekmekçi, bir gazeteci. Mustafa'sı unutulmuş gibi, herkes Ekmekçi diyor ona. Özgün yazı biçimiyle ekol olmuş denilebilir. Aydınlığımıza 12 Mart döneminin bir armağanı olduğunu söyleyebilirim.
"Ankara Notları" yla zor dönem gazeteciliğinin "satır araları" ustası.
Çoğalan "Özlem" lerin ve "Eylem" lerin babası. Onun için "yazacağını yazar", "söyleyeceğini söyler" demek kesinlikle doğru.
Ele aldığı bir konuyu sonuna kadar irdelemeden bırakmayan bir özelliği daha var. Aynı konularda ısrarla yeni yeni yazılar yazmasıyla ünlü; inatı yani.
Yazılarını derlediği ve geçtiğimiz yıllarda yayımladığı kitaplarından birkaçı, Kılçıklı Balıklar, Uyanın Heeey, Tilkiyle Kuyruğu adını taşıyor.
Geçen yıl yayımladığı Çarıklılar' da "Ben de onlardan biriyim" diyerek değişik kesimlerden kimi "çarıklılar" ı buluşturdu.
Buluşturduklarının aralarında "çarıklı erkanıharp'ı anımsatanlar" ve "çarıklılar dünyasında yetişip kurnazlığıyla değil bilgisiyle, becerisiyle yükselenler" de vardı.
Almanya'daki Türklerle başladı ve "Benim sadık yarim kara topraktır" diyen Aşık Veysel'le söyleşilerini yazdı.
12 MART DÖNEMİ
Fahri Korutürk'ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili yaşananlara aynasını tutup İsmet İnönü'ye, Süleyman Demirel'e, Bülent Ecevit'e, Cevdet Sunay'a, Faruk Gürler'e, Ali Elverdi'ye, Ahmet Yıldız'a, Semih Sancar'a, Turgut Sunalp'e, Muhsin Batur'a, Kamil Kırıkoğlu'na, Turan Güneş'e portreler ve söyleşilerle 12 Mart döneminin giz perdesini aralamaya çalıştı.
"Suyu Arayan Adam" Şevket Süreyya Aydemir'e, Dr. Yücel Kanpolat'a taşıdı söyleşilerini. Cin sorularıyla aralamaya çalıştı yaşanmışlıkların bilinmeyen yönlerini.
Bir özelliği de buydu zaten...
Yine geçen yıl yayımladığı Domuzuna Yazılar (Gülgeç Yayınları) adını verdiği kitabında "inatçı" özelliğini gösterdi bir daha.
Domuz üzerine yazdığı yazıları bir araya getirdi. Kitabına domuz üzerine söylenmiş Alman deyimleriyle başladı.
Domuz üzerine ilk yazıyı 1964'te yazdığını söyledi. "Us ile sağduyu bizim en büyük, en değerli eleştirmenimizdir. Laik bir ülkede yaşamanın mutluluğunu hiç ama hiçbir şeye değişemem." dedi önsözünde.
Sonra domuz, domuz eti, dinde domuz etinin haramlığı, domuz avı, domuzun ekonomideki yeri, Aziz Nesin'in "Domuz eti yemediği için Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır" demesi, çölleşen Türkiye ve domuz konularındaki 1985-1996 yılları arasında yazdığı 43 yazısını koydu kitabına.
Fehmi Yavuz'un "Domuz ve Beslenme Sorunlarımız" yapıtını da tanıttı. Domuz yazılarını destekleyen yazılarla, olaya dinci çevrelerden gelen tepkilerin bir kısmını ve Orhan Duru'nun "Domuz" adlı öyküsünü de ekledi.
Ekmekçi'nin bu yıl çıkan kitabı ise Öksüz Yamalığı: Köy Enstitüleri adını taşıyor.
Köy Enstitüleri de Ekmekçi'nin "İnat" larından biri. Bu inat, özellikle laiklikle ilgili sorunların, siyasetin ve yaşamın dinle bütünleştirilmesinin, 8 yıllık temel, kesintisiz, zorunlu eğitim tartışmasının gündemde olduğu içinde yaşadığımız günlerde çok gereksinim duyulan bir inat. Böylesi günlerde Köy Enstitüleri aydınlığının önemi ve büyüklüğü bir kez daha ortaya çıkıyor.
Bir Köy Enstitüsü sevdalısı olan Ekmekçi bu gerçekliğin bilinciyle yaşamış hep. Yetmemiş, Köy Enstitülü gibi duyumsamış kendini. Öyle ki, Köy Enstitülü gazeteci denilince ilk akla gelen "Mustafa Ekmekçi!" olmaya başlamış. Çünkü Ekmekçi, gazeteciliğinin ilk yıllarından beri Köy Enstitüleri aydınlığını anlamaya ve anlatmaya çalışmış hep. Bıkmadan Köy Enstitüleri ile ilgili yazılar yazmış; kuruluşundan kapanışına kadarki serüvenini, kapanışından sonra yaşananları, kahramanlarını araştırmış, incelemiş, irdelemiş, belgelerini ve tanıklıkları toplamaya çalışmış. Ekmekçi'nin uzun yıllar süren bu çalışması Öksüz Yamalığı: Köy Enstitüleri adlı kitabında yer aldı.
"Bizim Köy" ün yazarı Köy Enstitülü Mahmut Makal "Öksüz Yamalığı" na yazdığı önsözde şunları söylüyor:
... Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra halkın üstüne, ölü toprağı gibi, kafasının içine öksüz yamalığı örneği koyu karanlığın yağmasını, toplumun, bırakın ortaçağı, ilkçağa doğru yol almasını, üzülerek, kıvranarak izliyoruz. Köy Enstitüleri gerçeğini ve kapanışından sonra toplumun üstüne çöken karanlığın ölçüsünü de Ekmekçi'nin bu kitabında bütün ayrıntılarıyla izliyoruz.
Ekmekçi'nin kitaptaki ilk yazısı 1959 tarihli ve "Öksüz Yamalığı" adını taşıyor. Yazısının sonunda şöyle diyor Ekmekçi :
Anadolu'da lapa lapa yağan kara 'öksüz yamalığı' derler. Bu, üşütücü karın büyüklüğünü olduğu kadar, evinde odunu, tezeği olmayanların acınacak durumunu da anlatır. On bin köyün okulsuzluğu, buna karşılık Köy Enstitülerinin, Halkevlerinin kapatılmış olması, ışık bekleyen kafalara, 'öksüz yamalığı' büyüklüğünde karanlığın yağdığını, toplumumuzu dönülmez bir ortaçağ anlayışına hızla sürüklemekte olduğunu gün gibi apaçık göstermektedir.
Bu giriş yazısından sonra Ekmekçi'nin Köy Enstitüleriyle ilgili yazı serüvenleri başlıyor. Önce Köy Enstitüleri'nin kuruluşuyla ilgili 17 Nisan 1940'taki Meclis oturumundan tutanakları getiriyor okuyucuların önüne; ardından da Köy Enstitüleri'nin resmen kapatıldığı 20 Ocak 1954 günkü Meclis oturumundan bölümleri aktarıyor. Sonra tanıklıklarla, belgelerle, söyleşilerle Köy Enstitüleri aydınlığına uzanıyor Ekmekçi.
Köy Enstitülerinin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'le, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'la, Köy Enstitüleri için "Cumhuriyet'in en kıymetli eserlerinden biri" diyen ama kapanışı sırasında Yücel'e ve Tonguç'a yeterli destek vermeyen İsmet İnönü'yle, Mehmet Başaran'la, Talip Apaydın'ın Köy Enstitüsü Yılları adlı kitabıyla, 17 Nisan'la, kuruluşunun 50. yılıyla, Ferit Oğuz Bayır'la, Rauf İnan'la, Safa Güner'le, Köy Enstitüleri (ve Çağdaş Eğitim) Vakfı'yla, Aziz Nesin'in Köy Enstitüleriyle ilgili söyledikleriyle, Köy Enstitülerini yıkanlarla ilgili yazılarını ardı ardına sıralıyor.
ÖZGÜRLEŞME ATILIMI
Ekmekçi, hakkında yüzden fazla kitap, binlerce yazı yazılan, yıllardır tartışılan, yüzlerce toplantıyla kuşaktan kuşağa aktarılan Köy Enstitüleri aydınlığıyla ilgili özellikle tanıklıklarla oluşturduğu bu kitabında öylesine çeşitli ayrıntılarla konuya eğiliyor ki, hangi birinden söz edeyim bilemiyorum. Köy Enstitüleri'nin ne olduğunu, kimler tarafından niçin açıldığını ve kimler tarafından niçin, nasıl kapatıldığını merak edenlere bir el kitabı sunuyor sanki. Cumhuriyet tarihimizin bu en önemli özgürleşme atılımının aydınlanma savaşımımızdaki yerine parmağını basarak bu aydınlığı günümüze taşımaya çalışıyor.
En iyisi Öksüz Yamalığı : Köy Enstitüleri' nden bir örnekle yetinelim:
Ekmekçi, Tonguç Baba'nın oğlu Engin Tonguç'tan aktarıyor:
1943'te İvriz Köy Enstitüsü'ne giden Tonguç, bir çocuğu kaldırıp bir soru sorar. Çocuk tutulur, karşılık veremez. Tonguç, öğretmene, "Bunlar, 600 yıldan beri konuşturulmadıkları için, böyle susarlar; siz her şeyden önce bunları konuşturacaksınız ve düşündüklerini açıklamalarını öğreteceksiniz" der. 1946'dan sonraki düşünce terörü ortamında Tonguç, "acaba bu çocuklardan ses gelecek mi?" sorusunun yanıtını merak etmektedir. Yıllar sonra, 1950'de Mahmut Makal'ın "Bizim Köy" ü çıkar. Türkiye'nin düşünsel ve siyasal yaşamını altüst eder. Tonguç'un söylediği şudur:
"Bomba patladı! Bunun arkası da gelecektir. Kazığı sağlam çakmışız!"
Ne yazık ki yarım yüzyıldır süren siyasal gericilik bu aydınlık ışığını topraktan sökmede başarılı olmuş ve ülkemizi yine 600 yıl süren koyu karanlıklara doğru sürüklemiştir. Karanlığı aydınlığa taşıma çabası olan bu özgürleşme eylemini öğrenmek, tanımak, anlamak, bugüne taşımak hepimizin boynunun borcudur diye düşünüyorum.
Ekmekçi, kendi payına düşen borcu ödüyor diye düşünüyorum.
Köy Enstitüsü sevdalılarının ellerinden bırakmayacakları; eğitime önem veren, geleceğimizi ve aydınlığımızı laik, çağcıl, demokratik, bilimsel bir eğitimde gören, günümüzde yaşadığımız karanlık gidişe karşı bilinci ve duyarlığı ile savaşım veren tüm aydınlıkçı insanlar, Öksüz Yamalığı: Köy Enstitüleri için Ekmekçi'ye teşekkür borçludur.
Çarıklılar / Mustafa Ekmekçi'nin yazıları / Ümit Yayıncılık / 1996 / 286. s.
Domuzuna Yazılar / Mustafa Ekmekçi'nin yazıları / Gülgeç Yayınları / 190 s.
Öksüz Yamalığı : Köy Enstitüleri / Mustafa Ekmekçi / Çağdaş Yayınları / 368 s.
Cumhuriyet/Kitap, 1 Mayıs 1997, Sayı: 376