...
Mustafa Ekmekçi'nin kaybı benim de içime oturdu. Ama yakın çalışma arkadaşları arkasından onunla ilgili öyle canlı şeyler yazdılar ki tek tuşa basamadım. Şimdi onu uğurladıktan, gözümüzdeki yaşı sildikten sonra sıra bana da geldi. Ekmekçi'nin her aklına gelişte unutamadığım bir yazısından anekdotu sizinle paylaşarak anmak istedim.
Ekmekçi çocukluğundan bir anısını aktarıyor:
Evlerinin yakınında çadır kurmuş yaşayan göçerler varmış. Babası onlardan bahsederken, "O kadar fakirler, o kadar fakirler ki, aç yatar çıplak sevişirler" dermiş. Ekmekçi, aç yatmaları kadar çıplak sevişmelerine de üzülür, içinden neredeyse onlara giyecek bir şeyler götürmek gelirmiş... Sonra, diye yazıyordu, bunun üzülücek bir şey olmadığını anladım!.. Ama bu fakirlik ölçüsüne de hep güldüm...
Bunu ölçülerin ne kadar sübjektif olabileceğini göstermek için yazmıştı ve arkadaşlarının kendisini tanımlamalarında hep vurgulandığı gibi, bence saf maf değil, saflığı oynayan bir cindi o... Ne yazık ki meslekten gerçekten gazeteci olabilen biri daha eksildi...
Günaydın, 25 Mayıs 1997