Gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçen anılar... 1971 darbesi sonrası Yeni Ortam' da başlayıp Cumhuriyet' te devam eden bir dostluk... Gülümsemesini bir an bile yitirmeyen, sevgi dolu gözler... Birkaç hafta önce, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın kokteylindeki son karşılaşma... "Uğrasana bana..."
Uğrayamadım işte, Mustafa Ağabey... Kültürel "bitkinlikler"den başımızı kaldırabiliyor muyuz? (Senin de çok sevdiğin Onat Kutlar'la "kültürel bitkinlikler" derdik, kültürel "etkinliklere", biliyorsun.) Yeni "bitkinlik" projelerinden söz etmiştim o gece. "Paris'e gelsene" demiştim. Paris'e gitmek yerine, Anadolu'nun ücra bir köşesindeki bir Cumhuriyet okurunu ziyaret etmeyi yeğleyeceğini bile bile.
Kedilerin, rengi ve cinsi ne olursa olsun, dostuydun. Elinden gelen desteği esirgemezdin onlardan. Birbirimizi görmesek de, mutlaka bir yerlerde, yararlı olduğuna inandığımız bir "bitkinlik" içinde olduğumuzu bilirdik. Kendi payıma, bu bitkinliklerden hala yorulmadıysam, bunun tek nedeni senin gibi dostlardır. Sayıları giderek azalsa da, hala "satılmamış" ve satılamayacak insanların varlığını bilmekten kaynaklanan garip bir güven duygusu. Bir Konya gazetesinde "Hasırşapkalı" başlığı ile yayımlanan yazılarından bu yana hiç şaşmayan dürüstlüğünle bize yol gösterdin. Cesaretini, açık sözlülüğünü ve kahkahalarını unutmayacağız...
Cumhuriyet, 23 Mayıs 1997
Kedi Gözü