Anadolu halkı, yer yer Türkçe sözcükleri ne güzel değiştirerek kullanır. Çok sözcük eş-anlamlıdır. Örneğin demek, söylemek aynı zamanda istemek, yakınmak anlamına da gelir. "Akşam seni babana söyleyeceğim" demek. "Senin yaptıklarını anlatacağım, şikâyet edeceğim" demektir.
Bizim ilçede, oldukça varlıklı müftünün köylü yardımcıları da vardı. Müftüye sözgelimi "ağa" derlerdi, "ağa" bir çeşit saygı deyişiydi. Yoksa, ortalığı kasıp kavuran ağa demek değil. Ancak, elinde avucunda hiçbir şey olmayan kişiler için, biraz rahat yaşantısı olan herkes ağadır gerçekte. Kimi yardımına, çiftinin çubuğunun kalkınmasına koşar, yer yer yararlanırlar da. "Ağa" dediğiniz de fazla öfkelendirmeyeceksiniz ha kızıverir.
Bir gün, böyle zor durumda kalan biri, okumuş ağanın yani müftünün yanına gelir.
-Söyle bakalım ne var?
-Ağa, iznin olursa sana bi eşek demeye geldiydim...
-Ne? Yıkıl karşımdan, kerataya bak...
Neye uğradığını şaşıran köylü, ağanın öfkesi karşısında bocalar ve daha fazla kızdırmamak için de sıvışır oradan.
Sonradan çok düşünmüştüm. Müftü bilmez miydi, deme sözcüğünün isteme anlamına geldiğini. Belki eşeğini vermek istemedi de ondan kızar gibi yaptı.
★
APliler, ne kokteyllerde ne ortalıkta görünmüyorlar. Irak elçisinin önceki akşam verdiği kokteylde tek AP’Iİ yoktu. Haydi Genel İdare Kurulu toplantısı vardı, üyeler gelemediler, öbürleri de yoktu. Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve yüksek rütbeli generaller, kokteyldeydiler. CHP'lilerden Kâmil Kırıkoğlu göze çarpmaktaydı. Sonra tabiî senatörler, Ekrem Acuner, Sami Küçük ve Çinliler. Çinliler bir yolunu bulup, Sancâr'la fotoğraf çektirdiler. Keyifliydiler... Hükümetten, Dışişleri Bakanı Bayülken ile Dışişlerinden Kaya Toperi ordaydı. İsveç elçiliği müsteşarı Süne Danielsson, Türkiye'nin sorunları ile ne kadar yakından ilgili...
Her köşede konuşmalar:
-Ne olacak şimdi? Ecevit'e kurduracaklar mı hükümeti?
-Başka da yol yok galiba.
★
Karaoğlan'ın -sessiz sessiz- hükümet programını bile hazırladığını biliyordum. Ta, 15 Ekim günü uzmanlarını toplayıp "tez işler programı" na girişmedi mi? MSP'yle ilk koalisyon denemesi olmayınca, yem tur için hazırlıklarını yapmaktaydı. Önemli sorunlar var, başa nasıl çıkılacağı da daha belli değil ya, örneğin yurtta barışı sağlayacak genel af, hayat pahalılığı ile savaşa olsun girişme ve haksızlıkların, yolsuzlukların önlenmesi girişimleri...
Belki de hükümet kurma görevi verilir verilmez, ilk hazırlıklardan sonra televizyona, radyolara geçip Türk kamuoyuna gerçek durumun anlatılması gerek. Hatta, neye zam yapılacaksa onların bile önceden açıklanması.
Karaoğlan'ın bu kez de rahat bırakılmayacağını söyleyebilire. Ge- çenki denemede, nasıl başlamıştı haberler? Yok, filân yerde toprak işgali. "Biz demedik mi, Ecevit gelir gelmez işgaller başlayacak?" haberleri. Bir sendika genel greve gidilmesini önerdi de, Türk-lş hemen bunu desteklemedi mi? Arkasından yumurta fiyatlarının kaça çıktığı sütun sütun açıklanmadı mı?
Bekleyin yine bunları...
Tekelci sermaye çevreleri, Ankara'nın büyük otellerine taşınırlar mı yine?
Süleyman Bey ne yapar? Oturup muhalefette partiye çekidüzen mi verir, yoksa "İktidarlarını başkalarına yıkarım" mı der?
Dalgalarına taş atılanlar, bir ağızdan bağırırlar mı?
-Ne? Yıkıl karşımdan... Kerataya bak...
10 Ocak 1974