Burada Solcu Var mı?..

-Kızlar koğuşunda "açlık grevi”ne gidilmiş, söylentilere göre, kadın polis tabanca çekmiş...

-Kızlar koğuşu da mı var?

-Var ya...

-Neden olmuş?

Bilmiyorum söylentiye göre, bazı sanıkları ellerinde savcılık kağıdı olmadan götürmek istemişler, onlar da gitmezlermişler mi?
Ondan olmuş...

-Peki, hemen ilgileneceğim...

Eski Milliyetçi Çin Eliçiliği’nin şatafatlı bahçesinde, Anadolu Ajansı’nın yıldönümü kokteylinde geçiyordu bu konuşmalar. Bina Gazeteciler Cemiyeti’nce kiralanmış, lüks mü lüks… “Kızlar koğuşu da mı var…”, “Hemen ilgileneceğim” diyen Başbakan Yardımcısı Dr. Kemal Satır. Hemen yanıbaşında Başbakan Naim Talû, konuşulanları duyuyor da, dinlemez mi görünüyor ne? Sessiz, önüne bakıyor. Düşünüyor ellaham…

Orada önceki akşam, tüm yöneticiler vardı gibi. Kimler yoktu ki?

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bizim gruptaydı bir ara. DP’li Nuri Erogan, pek tanımadığım iki konuk daha. Yanımızdaki halkada yönetici kadrosu vardı ya, oradakilerin hemen hepsi, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na saygılarını sunmak için bizim yana geliyorlardı. İşte Süleyman Bey de geldi. Yakup Kadri, Süleyman Bey’e takıldı:

-Solcuların arasına düştünüz beyefendi...

Süleyman Bey, görmezden gelerek, havaya konuştu:

-Burada solcu var mı?

Vardı, yoktu derken, el sıkıp giderken, ben vızıldar gibi: "Solcu olmak suç mu?" deyiverdim, tepkisini bekledim.

Süleyman Bey, pek gününde değil miydi? "Ben kimseyi savunmuyorum" dedi, uzaklaştı. Biz söyleşimize daldık...

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, anılarını anlattı biraz biraz. Rusya'ya gidişini, Maksim Gorki ile tanışmasını. Amma sadece haber verir gibi yorumsuz.                                                                                                      ’

-Biz de anarşisttik, gençliğimizde...

ilginç anılar anlatıyordu. Osmanlı gençliği ile ilgili.

-Bak, bak kodamanlara, yöneticilere viski gidiyor. Bizlere bol limonlu votka?

Nuri Erogan, Yakup Kadri'nin "Kiralık Konak"ından ezbere cümleler söylüyor. Bir sayfasında şöyle dermiş: "Efendisinin dalgınlığından yararlanarak arabaya oturan seyis gibi..."

-Bunlar ne?

-Viski...

-Yok canım, konyak olmasın...

-Viski efendim...

-Getir bakalım.

Herkes inanmazmış gibi kadehleri dudağına götürüp, dudaklarını Alparslan Türkeş gibi yumarak, "Ehhhh" diyor. Viski galiba.

-Kokusu tahtakurusuna benziyorsa viskidir.

-Benziyor.

-Belki de konyağın içine tahtakurusu atmışlardır.

Yok canım içmeye devam...

Bizim milletvekilleri, ellerinde kadehleriyle dönüyorlardı yerlerine. Gençlik ve Spor Bakanı Celâlettin Coşkun Millî Savunma Bakanı'na - İlhami Sancar'a:

-İşte demokrasi, dedi, self-servis...

-Heh, heh, heh...

Cemiyetin bahçesi ne kadar büyük öyle. Kimi oturuyor, kimi "volta" atıyor, konuşuyor.

AP liler, CGP'liler Mecliste CHP'nin af teklifini reddedip gelmişler Süleyman Bey kendi getirmeli ki affı, çıksın.

Süleyman Bey, hafif bozulmuştu, rastladığı yerde ayrılırken:

-Hadi, sana epeyce şey çıktı... dedi. Ekledi:

-İstediğin gibi yaz. Ben senin yazma hakkını savunuyorum.

-Ne yazıyorum ki?

-Taşucu diyorsun yazıyorsun. Süleyman Bey diyorsun yazıyorsun. Ben bunu savunuyorum. Yaz...

Nasıl da kalabalıktı Süleyman Bey'in uğurlayıcıları. Sanırsınız, yakalamışlar, götürüyorlar Süleyman Bey'i. İyi mi?

20 Haziran 1973