Üçe Çeyrek Kala

Üçe çeyrek kala kulisler kapandı gazetecilere... Günlerdir yapılan kulislerin, söylentilerin, yazardın yazamazdın kapışmasının sonu geldi işte. Gazeteciler, oy verenlerin yüzlerinden birşeyler anlamaya çalışacaklar.

-Suratından düşen bin parça, ne oluyor? Deryada gemilerin mi battı?..

-Ne demiş İsmet Paşa Bağımsızlara?

-Önce bana vermeyin, bakın duruma sonra verirsiniz mi demiş? Sonra AP'liler, İsmet Paşa'nın iki yıl daha yaşıyacağını söylemişler...

-Tövbe de, insan ömrü bilinir mi, hele İsmet Paşa'nın. Demokratikler, fena girmişler biribirlerine. Kuliste -zehir hafiye- Faruk Sükan'ı gördük lokantaya girerken, Hocaoğlu'nun kolundaydı:

-Faruk Bey, var mı adayların koluna girmek?

-Bak ne diyeceğim. Sizin bütün telefon konuşmalarınızı "MİT" dinliyor. Geçenlerde Seydişehir'de söyledim. Dinliyor hepsini ve değerlendiriyor. Benim zamanımda "Sükan telefonları dinletiyor" derdiniz, yazsanıza şimdi de.

-Dinlendiğini siz nereden biliyorsunuz, Faruk Bey?

-Siz ona bakmayın, kurar kurar oyuncak gibi, sonra da gelir savunma hazırlar...

Demokratikler, grupta karar almak istemişler. Çıngar çıkmış acıyacağınız, gizli yapılacak bir seçimde grup kararı almak ne demek? Ya uyulmazsa?

Grup hayli karıştı bunun üzerine. Toplantıyı terkedip çıkanlar oldu. Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak ya, bundan ne kadar yonga çıkarabiliriz daha demek de nesi?

Aaaaa, AP kulisinde hacı-hoca takımının kulise bu kadar daldığı görülmemişti. Hani masum bir savunmaydı yapılan? Ah kurnazlar ah...

Şinasi Osma:

-Kararlıyız... diyor rastladıklarına. Neye kararlılar acaba?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini izlemeye, yabancı radyo-Tv ve gazete muhabirleri de geldi Ankara'ya- Figaro muhabiri ile konuşuyoruz:

-Neden geldiniz, Cumhurbaşkanı seçimlerine? Fransa'da da seçimler var.

-Fransa'daki seçimlerle, Türkiye'deki seçimler paralellik gösterir. Biz, Türkiye’deki seçimlere bu bakımdan önem veririz.

Sağcı Figaro'nun oldukça ilerici kafalı genç bir muhabiri...

Soruyorum: Fransa'da solcular oldukça yüksek oylar aldıkları halde, neden iktidara gelmeyip, daha az parlamenter çıkarıyorlar, diye. Seçim sisteminin, bölgelere ayrılmasının bir özelliği imiş o da. Solcular kazanmasın, iktidara gelmesinler diye hani bizde "ulusal artık" sistemi kaldırıldı ya, parlamentoda 15 TİP'li bulunmasın diye, öyle...

İsveçli muhabir daha kurt; İsveç'te komünistler neden başarı sağlı- yamıyorlarmış? Herkes sosyalist de ondan. Bütün sosyal hakların gerçekleştiği ülkede, özenmiyormuş komünizme kimse.

Yabancı gazetecilerin kafalarının içindekini öğrenmeye çalışıyorum boşuna.

Kulislerde son turlar... İnce politika meraklıları, "Şurası şöyle olursa, şuraya kadar varır bu..." diyenler. Önümüzdeki seçimlere yonga çıkarmaya çalışanlar... Saat 3'e çeyrek var, hoşça kalın kulisler...

14 Mart 1973