Tonguç'la İnsan Hakları...

Ülkücü Kartal Demirağ'ın, ANAP Kurultayı'nda Turgut Bey'e ateş ettiği haberi Çağdaş Gazeteciler Derneği'ne ulaştığında orada gazetecilere Türkiye izlenimlerini anlatan zenci Pierre Lima, konuşmasını yeni bitirmişti. Pierre Lima, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu adına Afrika İnsan Hakları Komisyonu Avrupa Temsilcisi'ydi. Paris'ten gelmişti. Pierre Lima, Afrika İnsan Hakları Komisyonu'nun, her ne biçimde olursa olsun, hangi düşünceyi savunursa savunsun, düşünce suçunu kabul etmediğini açıklıyordu. Pierre Lima şöyle diyordu özetle:

- Bizim için en çarpıcı problem, Haydar Kutlu ile Nihat Sargın'ın düşünceleri değildir. Düşüncelerinden dolayı hapse atılmış olmalarıdır. Türkiye halkına şunu iyice açıklamalıyım ki, görüşlerinden, düşüncelerinden dolayı insanların baskı altında tutulduğu bir ülkeyi karşımızda görmek istemiyoruz. Düşüncelerinden dolayı iki genel sekreterin hapiste olmaları, normal, sağlıklı bir davranış değildir. Kutlu ile Sargın'a ve öteki arkadaşlarına baskılar yapılıyor. Oysa, gerçekte demokrasinin uygulandığı ülkelerde bu düşünceleri savunmak, ekmek gibi, su gibi şeylerdir. İtiraz ettiğimiz bir başka nokta, mahkemelerin oluşturuluş biçimidir. Bir önemli nokta, adil yargılamadır. İki tane savunman, sırf bu dava sırasındaki tutumları nedeniyle yargılanmaktadırlar.

Burada iki tane çarpıcı nokta, eşitlik ve adil yargılama ilkesidir. Sizler için, bu dava için yapılabilecek nedir? Fransa'daki kamuoyunu, Türkiye'de insan haklarının çiğnenmesi konusunda duyarlı kılmaktır. Türkiye'de işkenceler sürerken, dışarıda bu başka türlü tanıtılmaktadır. İnsan hakları kuruluşu olarak bizim yaptırımlarımız olabilir. Ve dolayısıyla, bizim ülkemizde kamuoyunu diri tutup Türkiye hükümeti uyarılabilir. Fransa'ya döndüğümde bütün bu gördüklerimi ilgili yerlere bildireceğim. Türkiye'de insan haklan konusunda duyarlı bir basın bulunduğunu belirteceğim...

Daha sonra, Atina'dan gelen Yeni Demokrasi Partisi Atina Milletvekili Dionisis Bulukos konuştu ve kısaca şöyle dedi:

-     1974'ten önce, Yunanistan'da da insanlar yargılanıyorlardı. Bizim bu konularda deneyimimiz var. İnsan hakları ve demokrasinin olduğu yerde, düşünce suç sayılmaz. Anayasa ve yasalar açısından suç sayıldığı bizi ilgilendirmiyor. Biz olaya sadece insan hakları açısından bakıyoruz. Her ülkenin tarihsel, ekonomik ve politik açıdan farklılıkları vardır. 1974 öncesinde Yunanistan'da olağanüstü mahkemelerde sadece komünistler değil, tüm demokratlar da yargılandılar. Bu dönemde, bizim de yanımızda uluslararası bir dayanışma vardı. 1974'ten sonra bütün bu durumlar aşıldı. O zamandan beri sağlıklı bir demokrasiye sahibiz...

Nihat Sargınla Haydar Kutlu'nun 8 Haziran duruşmasına gelen Atina Üniversitesi Rektörü Prof. Alkis Argyriadis, 17 Haziran duruşmasına gelme hazırlıkları yaparken, Atina'da kalp krizinden öldü. Bu duruşmayı izleyemedi.

Nihat Sargınla Haydar Kutlu duruşmasına uluslar­arası kuruluşlardan, dünyanın çeşitli yerlerinden birçok kişi, bir dolu ünlü kişi geldi. Onlarla yeterince ilgilenilmediğini sanıyorum. SHP'den bile birkaç milletvekili geldi duruşmaya; o da geçen duruşmaya, son duruşmaya kimse gelmedi. Theodorakis'le, Hint Horozu Erdal Bey bir yemek yeseler, kötü mü olurdu? Ama hayır! Sonra tutucular ne derdi? Türkiye'de "Komünistleri kolluyor” korkusunu yenmeden sosyal demokrat da olunamaz!

Cumartesi günü SHP kurultayı başlıyor. İzleyeceğiz bakalım...

***

Bugün, eğitimci İsmail Hakkı Tonguç'un ölümünün 28 yılı doluyor. Tonguç'u Vatan'da, genç bir gazeteciyken tanımıştım. Mahmut Makal tanıştırmıştı. Evine gitmiştik. Bahçelievler'deki, Köy Enstitülülerin çocuklarını da Köy Enstitülerinin bulunduğu yerlerin adıyla anardı, "Bu İvrizli", "Bu, Çiftelerli" gibi. Benim için de bir gün:

- Bu Ekmekçi, Köy Enstitülü değil, bu ateşi nereden aldı? Sizden mi? diye sormuş Fakir Baykurt'a. "Ateşi o mu bizden aldı, biz mi ondan bilmiyorum" yanıtını vermiş.

Fakir'den mektup aldım, şöyle başlıyordu mektubu:

Sevgili kardeşim Ekmekçi,

Bir kuş gibi kondun Almanya'ya, döndün dolaştın, nerelerde dolaştın pek bilmiyorum, ama gerisin geri uçup gittin. Yazılarından haberlerini er geç alıyorum. Sağlık esenlik içinde çalıştığını görüyorum, seviniyorum. Mainz'daki güzel iki günden sonra da hiç değilse bizim Duisburg'da birlikte olabileceğimizi sanmıştım. Çok işin üstüne attın kendini. Senin gazetecilik yöntemlerini bildiğim için pek bölmek istemedim, içim biraz buruktur, gene de gönüller bir olsun diyorum...

... Şiirlere çalışıyorum şu sıralar çok müthiş bir enerjiyle. Bir kitap yapacağım gelecek yıl, o da benim jübile kitabım olacak. Biliyorum çokları sevmeyecek benim şiirleri. Ben çok emek harcadım, seviyorum. Ayrıca çok çok geniş bir şiir çölü. Varsın bir köşesinde benim için bir karışçık kitabım da olsun. Kalıplaşacağı da iki üç günlüktür. Güneş yakar kurutur. Ya da bakarsın yağmur düşer, yel eser, onlar görürler işini. Şairlerin işini ellerinden alıyor değilim yani. Her ne kadar onlar roman yazdıkça kimsenin sesi çıkmıyorsa da biz şiir kitabı çıkardık diye kıyametleri koparırlar yarın. 'Yeni Şiir' dergisinden birkaç soru geldi. Onları yanıtlarken açıkladım düşüncelerimi. Ama bunları söyleyemedim demek. Sana söylüyorum. Gözüne çarparsa okursun o dergideki yanıtlarımı. Şiirlerimi de gelecek yıl göndereceğim.

Fakir'in mektubu daha uzundu, ben gerekli gördüklerimi kısaca aldım. Fakir, ben Avrupa'dayken mektup yollamış. Tonguç, köylüyü uyandırmak istedi yıllarca. Köy Enstitülerinin özü buradadır, içinde insan hakları, özgürlükler, bilinçlenme yatar. Köy Enstitüleri bir ocak değildi, bir okulculuk, kulüpçülük de değildi. Onu öyle görenler yanılırlar. Türkiye'ye yönetenleri izliyorum; hiç, ama hiç Köy Enstitülerine değinmiyorlar. Tonguç adı, Hasan Âli Yücel adı, sanki yasaktır. "Türk Ansiklopedisinde Hasan Âli Yücel'in adı yokmuş. Ya da yeni baskılarında çıkarmışlar...

Tonguç'un ölüm yıldönümünde bugün saat 14.00'te Eğit-Der'in Mülkiyeliler Birliği'nde "Tonguç'u Anma Toplantısı" var. Burada, Mahmut Makal, Prof. Dr. Cevat Geray, Niyazi Altunya, Abdullah Aydın, İ. Hakkı Bayramoğlu konuşacaklar.

23 Haziran 1988