39. Çölleşen Türkiye'de Basın Sınıfta Kaldı!

Çevreci, eğitimci dostum Ahmat Aşıcı, Hayrettin Karaca'nın başkam olduğu TEMA'nın (Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlan­dırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı", "Türkiye giderek çöl oluyor" adlı bir broşüründeki uydudan alınma bir dünya fotoğra­fında beliren "çöl kuşağı" oluşumunu herkesin görmesini istiyor. Aşıcı şöyle diyor;

Dostum Ekmekçi, bu foto harita geçmişteki 5500 yıllık bir sü­reçte örgütlenen metafizik tinsel kavramın, doğa üzerindeki doğa dostu antik kutsal fizik koruma kavramlarım kaldırıp onların ye­rine kendisi geçerek, doğayı çölleştirdiğini gösteren bir görsel ka­nıttır.

Bilindiği gibi, Dicle ve Fırat ırmakları, kaleleri çeviren su hen­dekleri gibi, eski Mezopotamya'yı binlerce yıl dış saldırılardan ko­rumuşlardır. Böylece Harran, bu iki ırmağın suladığı Üst Mezopo­tamya'da kurulmuş ilk yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Üni­versite ve su kan ah ağı kurmuştur.

Bu antik kentin elbette orta mahallesinde yerleşen tecimer (tüc­car) ve seçkinleri, dış mahallelerde oturan çiftçilere ve hayvancı­lara kız vermediklerinden ve onlardan kız almadıklarından, iç ev­lenmelerle zamanla ırksallaşmışlardı.

"İsrailoğulları" adını alan bu Orta Mahalleli"nin soyut çatı altı kültürü de zamanla doğadan kopmuş, soyutlaşmıştı. Göksel Tanrı ve Göksel Din biçiminde örgütlenen fizikötesi kavram, bu soyut kültürün bir ürünüydü. Fizik doğarım sorunlarım fizikötesiyle çöz­mek olanaksız olduğundan, gökten yönetilmeye başlanan yer­yüzü parçalan bu yüzden çölleşmişlerdir. Bağnaz özlü bu Semitik (Yahudi) soyut tinsel kurumlar Mezopotamya uygarlıkları kuran, Orta Asya kökenli "Sümer Zinciri"ni Samileştirip yok etmiştir. Ya­hudiliğin daha sonraki birinci türevi Hıristiyanlık, Roma uygarlı­ğını yıkmıştır. Ünlü İngiliz tarihçi Edward Gibbon da (1737-1793) bu kanıdadır. Hıristiyanlık Roma topraklan üzerinden uzanarak, Batıyı da ortaçağ karanlıklarına (385...1453) soktu. Aynı dinin ikinci türevi İslam bağnazlığı da Arap, Anadolu ve Osmanlı gibi tüm Ortadoğu uygarlıklarım ikinci kez çökertti. Yahudilik İbrani, Hıristiyanlık Latin, İslam Arap dilini öldürdü.

Haritadaki, Orta Asya, Ortadoğu, Arap ülkeleri, Anadolu, Ku­zey Afrika ile Büyük Sahra'yı içine alan bu 'çöl kuşağı'nın tüm ül­keleri İslamdır. Hiçbiri domuz yemez; keçi besler, doğasını kemir­tir, çölleştirir. Yoksuldur, açtır...

Domuzu, göksel Yahudi dini yasaklamıştır. Yahudi ve İslam ül­keleri, yasaklanan domuzun sofradaki yerini alan keçilerce kemirilip çölleştirilmişlerdir.

Bilindiği gibi Harranlı put yani Tanrı imalatçısı İbrahim, Mısır'­da Firavun'a, güzel karısı Sara'yı, "kızkardeşim" diye tanıtıp verin­ce, (AnaBritannica, cilt 11, s. 445-446), ödül olarak çok miktarda erkek kuzu almıştır. Harran'a getirdiği bu koçları, 18 kat fazla et veren domuz karşısında satamayan İbrahim, İsrailoğulları'nın verdiği soyut göksel tanrı siparişi içine, oğlu İsmail' i kesme güdüsü (motifi) altında 'koç'u sokarak, domuzu yasakla­mıştır. Koçun rakibi domuzu sofradan kaldıran İbrahim, bu tecimi sürdürerek büyük paralar kazanmıştır. Ancak koçlardan çok fazla üreyen keçiler yeşil örtüyü kemirmişlerdir. Oysa domuz eti beyaz­dır, sağlığa yararlıdır. Batı'da domuz eti, en sağlıklı, en lezzetli et­tir.

Bu haritadaki 'İslam çöl kuşağı'mn meydana gelmesi, ilerleme­siyle, bugün ozon tabakasının erimesi, Avrupa'da da büyük yıkıma neden olan çokyıllık ve tekyıllık bitki, canlı ve insan sayrılıkları, '- yağmur ormanları'nın yok olması, karalardan başka denizlerde de ekosistemlerin bozulması, NASA’mn 1985 yılındaki saptamasına göre Türkiye’nin 55 yıl içinde tamamen çölleşmesi ki, dünyada en hızlı erozyon Türkiye'dedir, sellerin, fırtınaların, kuraklığın çoğal­ması, ayrıca karbondioksitin sera etkisinin de eklenmesiyle buzul­ların eriyerek 25 yıl içinde, Mısır, Bangladeş deltalarıyla, Maldiv adalarını, Türkiye ile birlikte birçok kıyıları, yazlıkları deniz sularının basması, kıyılardaki tatlı suların azalması nedeniyle alttan deniz suyunun yürüyerek kuyuları tuzlaması, kıyı şeridindeki bit­kileri öldürmesi, birim zamanda ormanda emilen 120 kg. yağmur suyuna karşılık çıplak yerde ancak 1 kg. su emilmesi dolayısıyla tüm yeraltı ve yerüstü sularının kuruması ve de sellerle rüzgarla­rın çıplak yerlerden çözüp sürükledikleri topraklardan dolayı barajların 20 yılda dolması gibi doğal belalarla çok yakın bir bağlan­tısı vardır. Unutmamalı ki Türkiye'den her yıl Kocaeli ve Bursa il arazilerinin tamamım 10 cm. örtecek kadar toprak denize akmak­ta, çukurlara dolmakta, ayrıca 50 trilyon liralık yapay gübreden fazla besin maddesi erozyonla sürüklenmektedir. Meralarımızın yüzde 60’ı bitmiştir. Türkiye 1971'den bu yana 8 kat çoraklaşmış- tır. İç göçler artmıştır. Halkımız etsiz kalmıştır, yakında ekmeksiz kalacaktır. Öbür dünyadaki cennet için, bu dünyayı cehenneme çe­virmeye insanın hakkı var mı? Sevap bunun neresinde? Domuz ekosistemin temelidir.

Senin gibi ben de çok üzülüyorum Sevgili Ekmekçi. Aydınlar, yurtseverler niye susuyor? Ben utanıyorum.

20 Şubat 1996