Cumhuriyetin Genel Yayın Danışmanı Orhan Erinç'ten, bir kitap sayfasının altına düşülmüş şu notu aldım;
Sevgili Ekmekçi,
Yukarıdaki sayfa Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak'ın 20 Ekim 1966 günü "Bilim Yazarları ve Halka Doğru Bilgi Semineri'nde yaptığı konuşmanın fotokopisidir.
Aidiyeti cihetiyle sunuyorum. Selam, saygı, sevgi..
O konuşmasının bir yerinde, Prof. Sadi Irmak, şöyle demiş;
...Konuşmamı bitirmezden önce bu mevzuda hizmeti geçmiş olan büyüklerimizi kısaca anmak istiyorum.
İlini vülgarizasyonun (halka mal etmenin7 ilk mümessili AHMET MİTHAT EFENDİ'dir. Dr. Milaslı Hakkı birçok yazılarıyla faydalı olmuş, bu meyanda domuz etinin haram olmadığım ispata çalışmıştır...
Daha var, ancak Orhan Erinç’in "Aman Ekmekçi, kaçırma" diye altım çizerek yolladığı en önemli tümce bu. Dr. Milaslı Hakkı'nın domuz etinin haram olmadığım saptamaya çalıştığı yazılan. Bu yazılan bulmaya çalışacağım. Dr. Milaslı Hakkı'yı nasıl bulabileceğimi araştıracağım.
Cumhuriyet'te "domuz eti" ile ilgili yazılan yazmaya başlayalı çok oldu. Bu yıllar içinde dinsel yasaklar, "tabu"lar, büyük ölçüde yıkıldı. Laik bir toplumda, dinsel kurallara göre değil, yasalara uyan biçimde yaşama zorunluluğu, çoğunlukla benimsendi denebilir. Yavuz Donat bir yazısında açıklamıştı; Almanya’da Türk işçiler arasında domuz eti yiyenlerin oram yüzde 20'ye varmış. Almanya'da işçilerin, çocuklarının geleceğini düşündükleri anlaşılıyor. Beslenemeyen bir toplum, "geri zekalı kalmaktan kurtulamaz. Aziz Nesin, "Domuz eti yemediği için", Türk halkının yüzde sekseninin "aptal", "enayi" olduğunu söylemiş, kurnazlar da kıyameti koparmışlardı. Kurnaz, zeki demek değildi. 12 Eylül döneminde, ne kurnazların halkı soyup soğana çevirdiklerini görüp yaşamadık mı?
"Köşe dönmeye" alışkın olanların, daha neler yapabileceklerini sezmiyor muyuz? Sezmeyenler, neden sezmiyorlar ki?
4 Nisan 1993