27. Domuzlar Girmiş Bostana

Günlerdir Torbalı'daki "Ermo"yu, yani "Arabacı Ramazan"ı an­latmayı kuruyordum kafamda. Onu çizmek, onu anlatmak çok güçtü. Arabacı Ramazan, "Fellah" olduğunu söyler. Okuma yazma bilmez. Yaşım bilir mi bilmem? Düş gücüyle yaşar. Ona döneceğim; Torbalı'ya vardığımda, Halil Efe Torbalı' da yoktu. Avcılar kahve­sinin de tadı yoktu. Halil Efe'nin adamı Osman Ekici'dir. Halil Efe'yi konuştursa konuştursa o konuşturur. Halil Efe, Osman Ekici'ye anlatmış, o bize aktarıyor;

-   Halil Efe, yeğenini alıp fuara götürüyor. Çocuğun eline biraz fındık, fıstık vermiş oyalansın diye. Çocuk maymunları seyreder­ken elindeki fıstıkları maymunlara vermekte. Halil Efe bakıyor ki çocuk fıstıkları maymunlara vererek bitiriyor. Fıstık bitince de ço­cuk ne yapar,  ağlar! Halil Efe, şöyle diyor Osman Ekici'ye;

-   Hemen çocuğun arkasına geçtim, maymuna işaret ettim “fıstıkları alma” diye. Maymun göz kırptı, "Tamam!" dedi... (Kahkaha­larla gülüyoruz.)

Halil Efe'de, "Ermo"da düş gücüyle yaşıyorlar. Yalan söylemi­yorlar, olayın öyle olması gerektiğini düşünüyorlar...

Ermo'nun adamı Ercan, onu ancak o konuşturuyor; kahvede ha­vasına o sokuyor. Ermo, Ercan'a çok güvenir, en çok ona güvenir. Ermo yaşamı boyunca hiç ava gitmemiştir, ama en iyi av hikâyelerini o anlatır. Tüm hayvanların huylarım, kurallarım bilir Ermo. Evinde Amerikalıların verdiği bir tüfeği olduğunu söyler. O tüfeği gören olmamıştır. Ercan bir gün kafasına koyar, Ermo'nun kapısı­nı çalar;

-   Ermo, der, domuzlar bizim bostana daldı, bostan diye bir şey kalmadı. Üç bekçiye verdiğim parayı sana vereceğim, haydi seni götüreyim de domuzları avla!

-   Vallahi der Ermo, gelirdim de ama birine söz verdim. Bugün olmaz!

Ercan bastırır, "Ne olur Ermo beni seviyorsan gel!" der. Ama ııh, Ermo dünyada gitmeyecektir. Çünkü o hiç domuz avlamadı. İşin ciddi olduğunu görünce, çocuklar Ermo'nun paçasına sarılır­lar, ağlaşırlar;

-    Gitme Ermo, domuz seni parçalar ,  yer. Sonra biz ne yaparız. Ercan'a da yalvarırlar, "Ermo'yu götürme, ne olur?" diye... Ercan, artık dayanamaz Ermo'nun yakasım bırakır. Zaten onun da ne bostanı ne de bostana giren domuzu vardır! "Maksat gırgır" der Ercan. Şoför Gülaver, Ermo için;

-  O, düşleriyle yaşar; düş üretir, düş onu besler...der. Ermo'nun at arabası var, bak bu doğru. Atlan çok hor kullanır, çalışkandır. Yoksulluğundan dolayı, atlan yeterince besleyemez, bir deri bir ke­miktir atlan. Ölmelerine yakın, hemen fuara götürür, satar. Cılız atlar, aslanlara parçalatılır...

13 Mart 1990