2. Bağnaz

Prof. Fehmi Yavuz, "Domuz ve Beslenme Sorunlarımız" adlı ya­pıtım şöyle noktalıyordu:

Yeniden vurgulayalım. Gerektiğinde dışsatım yapılabilir. Tu­rizmi hızla gelişen bir ülkede oteller, moteller, lokantalar, tatil köy­leri... Yabancı turistlere, domuz etinden yapılmış yemek salam, so­sis, jambon, sucuk hazırlayabilirler, ama kendimiz de yemek zo­runda olduğumuz bilincine hızla ulaşmak gerekir. Bu nedenle do­muz eti konusu gündemde kalmalı, tartışılmalıdır. Üniversiteler,il­gili fakülteler, basın da üzerlerine düşeni yaparlarsa, olumlu so­nuçlara kısa sürede ulaşırız...

Basının bu konularda görevini tümüyle yaptığını söyleyebilir miyiz? Görevini yapsaydı basın, Oralp Basım'ın konuşmasını ya­yımlayan "Kocaeli" gazetesi bir başına bırakılır mıydı? Yalnız bu konu mu, ülkede demokrasinin gelişmesi çabalarında, özgürlükle­rin genişletilmesinde basın, görevini hakkıyla yerine getiriyor mu? Yoksa, olup bitenlerin habercisi, seyircisi mi? Bağnazlıkların üstü­ne neden gitmiyor?

"Kocaeli" gazetesinden Tanzer Ünal'ın konuştuğu Oralp Basım, yüreklilikle gazetecinin sorularım yanıtlıyor. Bu sorularla, yanıtla­rından bir kısım aktarmak istiyorum:

-   Oralp Bey, siz eczacılığın yanında domuz yetiştiriciliği ile de uğraşıyorsunuz. İzmit yakınlarında domuz çiftliğiniz var. Bu iş ne­reden aklınıza geldi? Domuz yetiştirmeye nasıl başladınız?

-   Bir arkadaşın çocuğu için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastane­sinin acil servisine gitmiştim. Orada iki saat kadar kaldım. Bu arada 6 ve 8 yaşlarında iki tane çocuk geldi. İkisi de birer saat ara ile öldüler. Tabii yanımda iki çocuk ölünce sinirim bozuldu. Doktor hanıma çocukların ölüm sebebini sordum. "Valla" dedi, "biri grip, diğeri kızamıktı, kurtaramadık" dedi. Çocukların gecekondu bölge­lerinden geldiklerini, genel sorunun beslenme olduğunu söyledi. Çok üzüldüm. Bunlar bebek değildi. Bebek olsa neyse… Bebek ölümlerine alıştık artık. Son gazete haberlerine göre, bebek ölüm­lerinde Uganda'dan da geriymişiz. Ayrıca Papua, Yeni Gine bizden iyiymiş. Bu devletler biliyorsunuz yeni yamyamlıktan çıktılar.

-    Bu olay mı sizi domuz yetiştiriciliğine itti?

-   Evet, iki çocuğun beslenme sorunundan dolayı ölümü beni çok etkiledi. Türkiye'nin beslenme sorununa katkıda bulunmak iste­dim. Domuz üretmek aklıma geldi. Bir de üretim güzel bir şey, üre­tiyorsun. Sonra korkunç ekonomik bir hayvan. Diğer hayvanlar se­nede bir yavru verir, domuz dört ayda bir 10-15 yavru yapar.

Yani yılda, bir domuzdan 30-40 yavru alırsınız...

-    Bir domuz kaç ayda kesimlik hale geliyor?

-    Bir domuz 8-9 aylık bakım sonunda ortalama 100 kiloya ula­şıyor. Yani kesimlik hale geliyor. Domuzun dışında böylesine eko­nomik bir hayvan yok. Zaten domuz olmadan bir toplumun hay­vansal protein ihtiyacım karşılaması mümkün değil. Türkiye'de maalesef insanlarımızın yüzde 60-70'i et yiyemiyor. Tabii kansız analar ve bunlardan doğan eksik bebekler. Hindistan halkı bile bu konuda bizden ileri. Onlar inekleri kutsaldır diye, hiç olmazsa sü­tünü içiyorlar, dokunup seviyorlar. Biz onu da yapamıyoruz, domu­za elimizi sürmüyoruz.

-    Bizim yediğimiz sosis, salamda da domuz eti var mı?

-   Var tabii. Zaten sosis, salam dışarıdan gelen kelimeler bunlar. Salam, sosis, içinde domuz eti olan yiyecekler...

-    Sizce domuz etinin yenmesi yasağı kaldırılmalı mıdır?

-   Valla, dinimizde bir yığın yasak var. Şarap içmek yasak, siga­ra yasak. Bütün kadınların çarşaf içine girmesi lazım. Görüyorsu­nuz bu yasakların hepsi kalktı. Şarap da içiliyor, sigara da. Kadın­larımız çarşaftan çıktı, plajlarda bikini ile dolaşmaya başladılar. Her nedense, dinin domuz etine koyduğu yasağa uyuyoruz...

-    Türkiye'de domuz etinin yenmesi nasıl yaygınlaştırılabilir?

-   Ülkemizde bu, eğitim ve kültüre bağlı, insanlar, gerçekleri an­cak iyi eğitilebilirlerse görebilirler. Başka türlü bunun yaygınlaş­ması imkansız. Aç kalırlar yine yemezler. Anadan, babadan gör­medik diye domuz eti yememek bir yerde ilkellik. Örneğin bir kır­langıç kuşu bir milyon seneden beri aynı yuvayı yapıyor. Neden? Tabii kuş o. Bir ayı da aynı şeyi yapar, mağarada yaşar. Neden o? ayı olduğundan. Ama insanda evrim denen bir şey var. Mağara­dan başlayıp, apartmanlar yapmışız. Yani bir evrim var. insanlar bu evrime uyarak kendi yararlarına olan bazı tabuları yıkmak­lar...

-   Siz İzmit'te domuz yetiştirmeye başlayınca köylüler bunu na­sıl karşıladılar? Tepkileri oldu mu?

-   Kesinlikle. Geldiler, beslenmesine ve yavrulama oranının yük­sekliğine baktılar. Yetiştirmek istiyorlar ama, pazar yok... "Kocaeli" gazetesinden Tanzer Ünal'ın, Oralp Basım'la konuşması daha uzun. Böyle bir gazeteciliği gerçekleştirdiği için, tanımadığım Tan­zer Ünal'ı da kutlamak isterim. Prof. Fehmi Yavuz da, iki yazıdır andığım yapıtında, acı gerçekleri sergiliyor, önerilerde bulunuyor, şöyle diyor özetle:

Yurdumuzda ehli domuz yetiştirme girişimlerinin serüvenleri, söylentileri çok yaygındır. Bunlar türlü engeller yüzüden başarı­sız kalmış, ya da başlamadan sönüp gitmiştir...

29 Haziran 1985