İki Alman turist kızdan bir mektup aldım. Claudia Heppeler ile Carola Bissinger adlı bayanların mektubunun çevirisi şöyle:
Sayın Bay Ekmekçi,
Biz, güzel ülkenizde tatillerini geçiren iki Alman bayan turistiz. Türkiye, bizim çok hoşumuza gitti. Deniz, kumsal, manzara ve tarihsel zenginlikleri, bizleri şaşkınlığa uğrattı. Özellikle, halkımızın konuksever ve yardımsever davranışları bizleri çok etkiledi. Hiçbir ülkede bizlere, bu biçimde yakın davranılmadı. Doğrusu, bir tek otel odalarımızda yalnız kalabiliyorduk.
Tüm bu etkileyici olaylara karşın, anlayamadığımız bir ayrım dikkatimizden kaçmadı., zengin ve yoksul insanlar arasındaki sınıf ayrımı . Bu konuda bundan daha fazlasını söyleyemeyeceğiz.
Neden bu ülkedeki kadınlar, bu sıcaklarda pardösü giyiyorlar? Güneşten korunmak amacıyla mı, yoksa bunun dinsel bir nedeni mi var? bizce sıcaklara uygun biçimde giyinmek en doğrusudur. Başka bir konu da, Cumhuriyet Gazetesi'nden çevirttiğimiz yazınız üzerine. Domuz etini boş yere yemek konusuna dair. Domuz etinin yenmesi konusundaki yazı bizleri çok şaşırttı. Özellikle, domuz eti yiyenlerin domuz gibi oldukları iddiası, bizleri hayrete düşürdü. Önce bizler kendimizi domuzlarla özdeşleştirmiyoruz, ikinci olarak da, madem bizler domuzlara benziyoruz, neden Türk gazetelerinde sürekli olarak yabancı kadınların resimleri yer alıyor?
Profesörlerinizden birisi domuz etinde AIDS mikrobunun olduğunu ileri sürüyor. Biz bu konuda Almanya'da hiçbir şey duymadık. İnsan buna gerçekten nasıl inanabilir? Yüzyıllardan beri insanlar domuz eti yiyorlar, AIDS mikrobunun bulunuşu ise yaklaşık 5 yıllık bir olay.
Ayrıca, zengin ve endüstrisi gelişmiş bir ülke olan Almanya, et gereksiniminin büyük bir bölümünü domuz eti ile kapatmaktadır.
Bizler inanıyoruz ki, birçok Türk kendi ülkelerinde çalışmayı yeğleyeceklerdir. Bunu gerçekleştirmek için, bizim düşüncemiz bir an önce harekete geçilmesidir. Ayrıca tabular yıkılmalıdır. Bizi en çok mutlu edecek olay, ülkenize geldiğimizde bizlere domuz etinden yapılmış bir pirzolanın sunulmasıdır.
Dostça selamlar..
Domuz eti konusu ortaya atılalı beri, olumlu olumsuz geniş yankılar yaptı. Okurlardan kimi, Haşan Cemal'e de mektup göndererek "Bizi bu adamdan kurtarın" demeye getiriyorlar. Elazığ'dan Sadullah Güney şöyle diyor:
Sayın Hasan Cemal,
Sürekli bir Cumhuriyet okuruyum. Gazetemin her gün biraz daha güçlenip gelişmesi beni memnun ediyor. Haber sayfalarındaki düzenli, doyurucu bilgiler okuyuculara bir mektep bilgisi veriyor. Ancak bazı olumsuz gelişmeler de gözden ırak tutulmamalıdır. Mesela, devamlı okuduğum makalelerde Mustafa Ekmekçi'nin köşesinde yalnız iki şey öğrendim. Domuz eti ve Aybastı Belediye Başkam. Türkiye'yi tanımayan bir kişi Ekmekçi'nin yazılarım okusa, herhalde Türkiye'nin en büyük meselesinin Aybastı Belediyesi ile domuz eti olduğunu sanır. Bir aydın insana bu tür basitlikler yaraşmaz. Sayın Ekmekçi'nin benzer tutumunda olanlar, Türkiye'de beynelmilel sermayenin ekmeğine yağ sürmektedirler. Domuz eti yiyerek şişen holdingçi sermayedarlar, yarın Allah bilir meydanlara çıkıp "Bakın solcular iktidara gelirse size domuz eti yedirecekler" diyebilirler. Zaten Türk solunun en büyük akılsızlığı halkın inancı ile alay edip, halkı karşısına almak olmuştur.. İnanca saygı duymak da, demokrasinin bir gereğidir. Demokratik Hindistan'da acaba bir aydın çıkıp da "Şu inekleri yiyin, onlar sizin tanrınız olamaz" diyebilir mi? Hayır, derse Hindistan'da demokrasi olmaz.
Lütfen Sayın Cemal, bu tür basitliklere izin vermeyin, sevgi ve saygılarımla.
2 Eylül 1985
xHasan Cemal, şimdi Sabah’ta.