Salı günkü “Türkiye" gazetesinde, on birinci sayfada bir haber: "Ocak Yayınlan, ders kitaplarına girdi." Haber. dört sütuna verilmiş. Şöyle deniyor:
Ocak Yayınlan, ortaokul ve lise tarih kitapları sahasına girdi. Ocak Yayınları, bu alanda oldukça iddialı. Ocak Yayınları sahibi Bahattin Ergezer, yaptığı yazılı açıklamada, kitaplarıyla geçmiş ile bugünü barışık hale getirdiklerini söyledi...
Çok güzel. Ocak Yayınları'nı kutlarım. Yalnız, haber eksik. Bahattin Ergezer'in eşi Nevin Ergezer'in, Talim- Terbiye’de, daire başkan yardımcılığında çalıştığı belirtilmemiş, kimler okumuş kitapları, onlar da yok. Kanımca eksik haber!
31 mayıs salı günü çıkan "Ankara Notları"nın sonunda şöyle demiştim:
Geçen hafta salı, bir de perşembe günleri "Ankara Notları"nda Talim-Terbiye 'de olup bitenleri sergilemeye ' çalışmıştım. Milli Eğitim Bakanı Nevzat Ayaz, olayın üzerine eğileceğini, biraz sabırlı olmamı istedi. Sabırlıyım, beklerim!
Öğrendiğime göre, ortaokul ile lise tarih programları yayımlanmadan önce, daha hazırlık aşamasındayken kimi kişiler kitaplarını hazırlayıp göndermişler. V.A. da kitabın Türkçesine mi bakıyordu? incelemelerin sonunda bakalım ne çıkacaktı?
Beklerim dediysem, bu "olaylara seyirci kalırım" demek değil. Edebiyat kitapları bölümünde de A.D., Z. Hanım, bir de A. Bey diye biri vardı, arkadaşları ona "Kırpık Bıyıklı" derlerdi. Sol eğilimli yayınevlerinden gelen bir kitap kesinlikle geçirilmez miydi?
V.A., S.K., O.A., O.Ç. ile N. adında bir bayan, işleri yüreklilikle (!) götürüyorlar mı? "N”nin eşi, son belediye seçimlerinde, MHP'den Meclis üye adayı mıydı?
Enstitüde Daire Başkanı H.H.B.’nin çok dürüst bir kişi olduğu söyleniyor. Ancak onun çevresindekiler, yukarıda geçen adlara çok destek mı veriyorlardı? Bunlardan ikisi de eskiden "komando" muymuş? S.K. ile S.A. ticaret turizmi mi bitirmişler? Yeri geldikçe, ağıza alınmayacak sövgülerle komünistlere yaptıklarını mı anlatırlardı?
Enstitü müdürü Z.A. onlara ödün mü veriyordu? Enstitü, eski Talim-Terbiye Dairesi Başkanı Yusuf Ekinci zamanında kurulmuş, bunlar o zaman seçilerek özellikle getirilmişlerdi.
Kurul üyelerinden Ö.A., (Kasap bu mu?) N.I.T.’nin öyküleri, Beşevler'i tutmuş muydu? Geçenlerde bir kitap yok olmuştu NJ.T.’nin odasından çıkmaz mı? Sümen alt mı edilmişti?
Talim-Terbiye çevreleri, "Ankara Notları”nda çıkanları yalanlatmak için, bir yandan hazırlıklar mı yapıyorlardı? Beklerim!
Namık Kemal’in torununun kızı Nermin Menemencioğlu (Streater) ölmüş. Server Tanilli ile Melih Cevdet Anday, Nermin Hanım için güzel yazılar yazdılar. Ondan söz ederken, “Namık Kemal in torunu" diye yazdığım için düzeltme yollamıştı. "Sert o kadar yaşlı mıyım? Torunu değil, torununun kızıyım!" demişti. Son olarak Enver Paşa’yı yazıyordu. Kendisine, Türkiye'den kimi belgeleri bulup yolladım.
Çocuklarımın kuşağından Uzay Heparı da kurtarılamadı, öldü. Çocuklar, hüngür hüngür ağladılar. Bir kuşağın sanatçı simgesiydi o. Yazık oldu!
Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Süreyya Şehidoğlu, ameliyat masasından kalkamadı. Cenazesi bugün öğleyin Maltepe’den kalkıyor.
Yazının sonunda anacağım Ahmed Arif’i. Ahmed Arif ölümsüzlüğe kavuşalı üç yıl dolmuş demek. Ahmed Arif denli, titiz insan az gördüm. Dizelerinde, sözcüklerinde nasıl titizse yaşamında da öyle. Hele sömürüye, insanların insanları kullanmalarına hiç mi hiç gelemezdi. Bir gün, geldi:
"Cem Karaca, benim şiirlerimi okumasın, istemiyorum!" dedi. "Protesto" mektupları gönderdi. Cem Karaca’nın, dizelerini çarpıttığını söylüyordu. "Ankara Notları“nda yazdım, rahatladı.
Bugün Ankara'da, Ahmed Arif için Atatürk Spor Sarayı’nda, bir "Sanat Gecesi" düzenleniyordu. "Ailesi ve Dostları" imzasıyla şu duyuru Cumhuriyet'in Ankara kalıbında çıktı.
"10 günü aşkın bir süredir gazetelerde ve afişlerde duyurusu yapılan Fe Yayınevi’nin organizasyonunu üstlendiği Ahmed Arif Sanat Gecesi, ailesinin izni dışında yapılmaktadır. Kamuoyuna duyurulur."
Ahmed Arifi en iyisi, onun dizeleriyle anmak, yaşatmak. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi '"Yontu” Bolümü Başkanı Remzi Savaş, Ahmed Arifin bir anıtını yaptı. Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taş- delen de geçen yıl anıtın açılışını yaptı. Anıtın göbeğinde, Ahmed Arifin dizelerinden vardı, şöyle:
Öyle yıkma kendini, / Öyle mahzun, öyle garip... / Nerede olursan ol, / İçerde, dışarda, derste, sırada, / Yürü üstüne-üstüne, / Tükür yüzüne celladın,/ Fırsatçının, fesatçının, hayının... / Dayan kitap ile, / Dayan iş ile,/ Tırnak ile, diş ile, / Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım, / Namuslu, genç ellerinle. / Kızlarım, / oğullarım var gelecekte, / Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. / Kaç bin yıllık hasretimin koncası / Gözlerinden, / Gözlerinden öperim. / Bir umudum sende, / Anlıyor musun?