Yumurta Topuk!

Geçen hafta, otuzu aşkın gazeteci, televizyoncu, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan’ın odasındaydık. Gezimiz oradan başlıyordu. Toplantı salonuna doluştuk. Ünal Erkan:
Birer bardak çay içeriz, sorularınız olursa cevaplarız, diye düşündüm... diye konuşmasına başladı. Bir gazeteciye, "Sen niye geldin kardeşim yav, işiniz gücünüz yok mu sizin Ankara'da?” diye takıldı. Tam o sırada bir görevli, bir teyp bandını getirip Valinin önüne koydu:
Bizimkileri de alıştırdınız, onlar da banda alıyor! Sonradan inkâr edilmiş olur, falan... Evet, tekrar "Hoşgeldiniz” diyorum, soru sorulmayacaksa bunları kapayalım, sohbet edelim. Soru sorulacaksa...
Masaya değil de, bir kıyıya ilişmiştim. Ünal Erkan'ın yumurta topuk ayakkabı giymeyi sevdiğini duymuştum. Bir de akşamcılığı var derlerdi, rakıyı susuz İçermiş. Toplantıda yorgun göründü, akşamdan mı kalmıştı ne? Gazeteciye:
Sen niye geldin kardeşim yav? dedi ama, “keko " demedi. Öyle herkese demiyordu demek. Gazetecilere anlatıyordu:
Aylara göre bakarsanız temmuz, ağustos ayları eylemlerin arttığı aylar olarak görülür. Özellikle bu yıl terör örgütü, eylemliliğini biraz daha arttırmıştır. Bildiğiniz "taciz" (tedirgin etme) anlamındaki eylemlere, köye dönük, örgüte yardımcı olmayan, yasalara saygılı vatandaşlarımızı rahatsız etmeye ve kendilerine müzahir (yardımcı) hale getirmeye dönük, masum vatandaşlarımıza dönük eylemler var; bu arada geçici köy koruculuğunun düşmanı olduğu hepimizin malumu örgütümüzün. Geçici köy korucuları, örgütümüzün karşısındadır. Geçici köy koruculuğunu sekteye uğratmak, geçici köy; korucularını görevden uzaklaştırmak için onların yakınlarına dönük eylemleri var, -ki bazı köy yollarında patlayıcı madde tuzakları var, bazı yollarda zaman zaman değişik sürelerde yol kesme eylemi var-...
Vali Ünal Erkan'ın konuşması, dinleyeni uyutacak biçimde, böyle sürüyor. -Belki yorgunluktan- dili de sürçüyor. “Geçici köy koruculuğunun düşmanı olduğu hepimizin malumu örgütümüzün'' ne demek? Burada "örgüt" sözcüğüyle kastedilen PKK ise, Vali ne demek istiyor? Valiye, her akşam susuz rakı içme yasağı mı koymalı ne?
Ünal Erkan’a ben de, Yaradana sığınıp birkaç soru yöneltmek istedim. Tatlı-sert biçimde yanıtını da aldım! Şöyleydi sorularım:
Bölgeden dışarıya sermaye göçü var mı? Burada, sermaye çevreleri PKK'ya vergi ödüyor mu? Bankalardan şubesini kapatan var mı? Gerçek olarak PKK'nın gücü nedir? Ben gerçeği öğrenmek istiyorum. Karakollar basılıyor, erler şehit ediliyor. Bu konuda neden başarılı olamadınız?
Ortalıkta bir serin hava esti! Ünal Erkan, "‘Vergi’ değil, 'haraç' diyelim" dedikten sonra sorulara şu karşılıkları verdi:
Size göre başarılı olmadı, bize göre başarılı. Bir avuç militanı olan terör örgütleriyle 30 senedir mücadele ediliyor, hala senede otuz-kırk adam öldürüyorlar. Bu terör olayı. Bunu güç olarak değerlendirmek, ne anlamda sağlıklı bir değerlendirme olabilir? Terör örgütünün gücü olur mu? Terör örgütünün gücü eşkıyalık. Eşkıyayı da bir bir temizliyorsunuz. Bu tek başına Türkiye’nin içindeki bir olay değil. Şu dağların çoğunu gezdirdik, hepiniz gezdiniz o dağlarda, uçsuz bucaksız dağlarda.. Güvenlik kuvvetleri, işte sizin çocuklarınız, kiminizin oğlu, kiminizin teyzesinin oğlu; cımbızla ayıklar gibi topluyor, bini aşkın bir rakam verdim dağ kadrosuna: buna örgütün dayanabileceğine ihtimal veriyor musunuz? Dayanılmaz yani. Ama, bu tür eylemler kolay. Ama devlet buna müsaade etmemelidir. Ve işte. 8-10 senelik, 15-16 senelik bir müddet içinde gerçekten de verilen, sağlıklı bir biçimde değerlendirilecek olursa, fevkalade büyük darbeler yemiştir örgüt. Beş senede yediği darbeyi, bir 1992 yılında yemiştir; 1993 yılının rakamı 1992 yılının rakamlarına nerdeyse yakındır. Yani, öyle tahmin ediyorum ki, bu tempoda güvenlik kuvvetlerinin yapacağı çalışma, geçen senenin verilerinin üstüne çıkar. Ben sorduğunuz sorulara aklımın erdiği ölçüde cevap vermeye çalışacağım!
Vali sürdürüyordu:
Örgüt haraç alıyor mu? Evvela vatandaşımız vergi veriyor mu? Veriyor. Ancak vatandaşımızın verdiği vergi ne ölçüde vermesi gereken vergidir? Bölgede toplanan vergiler büyük rakamlarla ifade edilmez. Bu arada örgüt, bölgeden her terör örgütü gibi. 12 Eylül öncesinde, Türkiye'nin büyük şehirlerindeki esnaflardan, iş adamlarından o zamanın terör örgütleri de haraç alırlardı. Haraç verme olayına devletin doğrudan engel olabilmesini mümkün kılabilmek söz konusu değil. Örgüt, bölgeden de. Türkiye'nin muhtelif yerlerinden de iş adamlarından bize gelen bilgilere göre haraç alıyor... Bazı vatandaşlarımız, "artık yetti" deyip, örgüte haraç vermiyor. Banka kapatma olayı diye bir olay söz konusu değildir, böyle bir rahatsızlık yoktur bölgede...
Günaydın’dan Yılmaz Akkılıç yazısını, geçmeleri için Olağanüstü Hal Valiliği faksına verdi; yazıyı geçmeyip, ertesi günü geri verdiler; yazı "sakıncalı'' görülmüş, Akkılıç'a faks yasaklanmıştı.
Yumurta topuk, şimdilerde MİT Müsteşarlığına geliyormuş. Gelsin bakalım!