Ağabeyim Halit Ziya Ekmekçioğlu, Yargıtay üyesiydi, 1980’de Yüksek Yargıçlar Kurulu’ndan emekli oldu; 12 Eylül gelir gelmez, ilk olarak Yüksek Yargıçlar Kurulu’nu kapattı. Ağabeyim benden 15 yaş büyüktü. Konya’da Öğüt gazetesinde yazılar yazarken Demokrat Partili milletvekillerini eleştirir, onların Konya’da “oturak âlemlerinde” karı-kız oynattıklarını yazardım. Ağabeyim o sıralar, Cihanbeyli’de savcıydı. Milletvekilleri O’na gider benden yakınırlardı:
Halitçiğim, biz seni iyi bir yere göndermek için çırpınıyoruz, bak kardeşin bizim için neler yazıyor?
Ağabeyim ne yapsın? Ben söz dinlemiyorum. Onlara, “Benim öyle kardeşim yok, ben O’nu kardeşlikten reddettim” dermiş. Ağabeyim, benim gibi değildi; beş vakit namazında, inancı sağlamdı. Beni de çok severdi yılların geçmesiyle. 1993’ün 27 Eylülü’nde öldü. Bir gün şöyle demişti:
Bak kardeşim, ben beş vakit namazımı kılarım. Ama cennete ben gitmeyeceğim, sen gideceksin! Ben gülerdim.
Aman abi, boşver! derdim.
Öyle deme, çünkü sen haksızlığa uğrayan herkesin hakkını arıyorsun. Haksızlığa uğrayanların yanında oluyorsun.
O hiçbir zaman din sömürücülüğü yapmadı. Düzmece dincilerden değildi.
Yargıç bağımsızlığı ile ilgili 8-22 ekim günleri Cumhuriyet’te “Ankara Notları”nda çıkan -toplam sekiz- yazıyı hazırlarken kardeşim hiç gözümün önünden gitmedi. Şimdi sağ olsa, üçkâğıtçı dincilerin davranışlarına kimbilir nasıl içerlerdi?
Bir bayramda, eşimle birlikte onları bayramlamaya gitmiştik. Yengem, bayram yemekleri hazırlamış, baktım masanın ortasında, dolu bir viski şişesi. Şaşırdım:
Abi bu ne?
Viski, dedi, senin için aldım!
Arkadaşlarına Yargıtay’da sormuş, “Bayramda kardeşim bize gelecek, O’nu çok severim. O’nu ağırlamak için ne alayım?” Arkadaşları sormuşlar:
Kardeşin solcu mu sağcı mı?
Solcu! Biri atılmış:
Solcuysa, sen O’na bir şişe viski al, solcular viski içmeyi sever demiş. Bayram yemeğinde içmedik, ama şişeyi koltuğumuzda eve getirdik...
Ağabeyim, Cihanbeyli’den Kırkağaç’a, oradan da Manisa’ya atanmıştı. Orada yargıçtı. Manisa’dan, Yargıtay’a 1960’larda üye seçilip geldi. Üye seçilirken de arkadaşları arasında epeyi kulis yaptığını anımsıyorum. Üye seçilince Ankara’dan Manisa’ya gidip, yargıç, savcı arkadaşlarına, yardımları için teşekkür etmek istedi, gitti. Oraya varınca, yargıçlar toplanmışlar, kiminde inceden bir kıskançlık, kiminde yapay bir gülümseme yüzlerinden okunuyor. Konuşmalardan, hoşbeşten sonra ağabeyim:
Yahu, demiş, ben buradayken namazlarımı kıldığım bir küçük oda vardı, izin verseniz de gidip bir namazımı kılıversem, deyince, muzip savcı Firuz Çilingiroğlu -sonradan O da Yargıtay üyesi, ardından Adalet Bakanı oldu- kendini tutamamış, şöyle demiş:
Halit Bey, bak Yargıtay üyesi oldun, artık o namazı da şu gariplere bırak. Onu da ellerinden alırsan ne yapacak garipler?
Bu söz üzerine kahkahalar patlamış...
Eski Yargıtay Başkanlarından İmran Öktem’in cenaze töreninde, ön sıralarda namaz kılmaya durmuş; olaylar olmuş, İmran Öktem’in namazının kılınmadığı söylentileri çıkmıştı. İmran Öktem’in cenaze namazını kıldırmayan Maltepe Camisi İmamı İsmail Coşar’ın, “Bu adam kâfirdir, namazı kılınmaz” deyip halkı kışkırtarak cenazeye saldırttığı ileri sürülüyordu. Öktem’in cenazesi 3 Mayıs 1969’da kalktı. O yıllar Milliyet’ten ayrılmış, Türk Haberler Ajansı’na geçmek üzereydim. Ağabeyim anlatıyordu:
İmran Bey’in cenaze namazı kılınmadı kardeşim, ben oradaydım!
Başbakan da o yıllar Süleyman Bey’di. İyi mi?
Maltepe Camisi İmamı İsmail Coşar, şimdi Refah Partisi’nin Çankırı Milletvekili. Daha ilginci var, İmam İsmail Coşar’ın oğlu, Asliye Ceza Yargıcı iken Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na mı getirildi ne? Bu konuda araştırmayı sürdürmekteyim. Mahkemelerin duvarında, “Adalet Mülkün Temelidir” diye yazar. Buradaki “mülk” 148 Erbakan’ın altınları değil. Tansu Çiller’in malvarlığı hiç değil, “ülke” anlamındadır, “devletin ülkesi”...
İşte, bu çürüme noktasına gelmiştir.
Üzerinde önemle durulması gereken budur. Ülkenin temeli, yargı bağımsızlığından geçmektedir. Duracağım üzerinde daha. Şunu belirteyim, Türkiye’de yargıç güvencesi yok.
Her şey, bir eski gezici vaizin iki dudağı arasında.
TÜYAP Kitap Şenliği’nde bugün İsmail Gülgeç’in B Salonu’nda 9. Sokak’taki yerinde olacağım. Okurlarla söyleşecek, “Domuzuna Yazılar”la, “Eylül Yazıları”nı okurlara imzalayacağım.