Yalova’da, Ahmet İsvan’la çiftliği dolaştıktan sonra, yemekte, konuşmuştuk. Hürriyet’in Kültür-Sanat muhabiri Buket Öktülmüş de vardı. İsvan'ın çiftliği Buket’in çok ilgisini çekmişti. Ahmet İsvan, tam bir çiftçiydi; bir yanda da politikacı. Geçimini çiftçilikten sağlıyordu; meyvecilik yapıyordu çiftliğinde. İsvan'ın babası bu tarlaları 1950’lerde almıştı. Ahmet İsvan Amerika'da tarım eğitimi görüp mühendis çıkınca, işlerin başına geçmesi güç olmadı. İşini de çok seviyordu. Köyün adı Taşköprü’ydü. Reha İsvan çocuğunu burada büyüttü; gezdirdi. Yol ne yok, yüz metre kadarlık yolda arabayla dolaştırırdı Osman'ı. O patika yola çıkarken:
Haydi oğlum, uzak attalara gidelim! derdi.
Yol, Osman’ın diliyle, “uzak attalar”dı. Biz konuşurken, Reha İsvan telefon etti:
Ahmet, seni kıskanıyorum! demiş. Ben de olmak isterdim.
Reha İsvan, yeni bir kitap hazırlayıp "Bilgi Yayınevi"ne vermişti; adı "Gün Olur Devran Döner"di. Orada "uzak at- talan" da anlatıyordu.
Salı günü çıkan "Ahmet İsvan ile Ertan Ünver..." başlıklı “Ankara Notları”nda, Ahmet İsvan'la yaptığımız konuşma oncağız değildi, daha biraz vardı. Onu da vermeliydim. Nasıl olsa, Reha İsvan'ın hakkını yemiştim; bari Ahmet İsvan’ın hakkını yememeli, sorduğum birkaç soruyu daha yansıtmalıydım. Bir de bir düzeltme yapmalıydım. Yazıda Tankut Akalın'ı, Turgut Akalın diye yazmışım, onu Tankut Akalın diye düzeltmeliydim. Doğrusu Tankut Akalın olacaktı, eski Edirne Milletvekili.
Ahmet İsvan'a soruyordum, çiftlikte Hürmiye Hanım’ın pişirdiği yemeği yemeye hazırlanırken:
Efendim, Necdet Uğur bana, ‘Biz hizip görüntüsü vermemeliyiz, bizim tabanımız buna çok dikkat eder. Bizim dışımızda olup, bizi destekleyen insanlar da buna çok önem verirler’ dedi. Buna ne diyorsunuz?
Öyle! Zaten son yıllarda sanıyorum, bizim solda boşluğu tam dolduramayışımızın nedeni, partimizin çok başlı gözükmesinden, hizip partisi gibi gözükmemizdendir. Halka o yüzden "güven veremedik" diye düşünüyorum. Onun için bir an evvel, bu iki başlılığı, üç başlılığı ortadan kaldırmalıyız. Hiziplerin çatıştığı bir parti görüntüsünden kurtulmamız lazım...
Okuduklarıma göre, "CHP hiçbir zaman, SHP için kurulmuyor!" deniyor yorumlarda. Ona ne diyorsunuz?
Şöyle düşünüyor olmaları lazım; SHP için kurulmuyor bana göre. 12 Eylül'ün kalıntılarını ortadan kaldırmak için kuruluyor. Ve de işte, devleti. Cumhuriyeti kurmuş olan, Kurtuluş Savaşı’nı yürütmüş olan, en köklü parti olarak, onun kapatılmış olmasının ayıbını ortadan kaldırmak için kuruluyor. Benim CHP'ye çok büyük duygusal bağlarım var; çok insanın da böyle olduğunu düşünüyorum. Aslında biz hepimiz CHP’liyiz. Şu dakika SHP'de kayıtlı olmak bir şey değiştirmiyor; biz kendimizi CHP'li diye hissediyoruz çoğumuz. Ama tabii, bugünkü SHP, 1980 yılındaki CHP'den çok farklı, elbette öyle. Ve aradan 12 yıl geçti, bir de ağır bir ihtilal yaşadık, bir darbe, bir yıkım yaşadık. Bugün farklı; ama CHP kapatılmamış olsaydı, elbette ki, 1982 yılındaki, 1992 yılındaki CHP ile aynı olmayacaktı. Değişecekti. CHP'nin önemli özelliklerinden biri değişmektir. Düşünün ki "Değişmez Genel Başkan, Milli Şef" noktasından, bir yılda üç kez genel başkan seçimi yapan bir partiye dönüşmüşüz. Biz, hızla değişiriz!
Efendim, hem CHP'liyim, diyorsunuz hem SHP’liyim diyorsunuz. Bu gelişme içinde, bir yandan da CHP oluşturulmaya çalışılıyor Bir iddiaya göre, "CHP dışındakiler, partilerinden ayrılıp buraya gelsinler. Burası büyüsün, böyle birleşilebilir" deniyor. Oysa, siz diyorsunuz ki, "Ben bir parti meclisi üyesiyim, benim sorumluluklarım var..." Şimdi ikisini nasıl bağdaştıracaksınız? CHP'nin oluşması için SHP’den kopup gidecek misiniz, yoksa bir birleşmeyle, onun ötekine gelmesini mi isteyeceksiniz?
Valla, kimin kime gideceği çok önemli bir sorun değil. Teknik zorlukları, hukuksal sınırları elbette var ama, önemli olan Türkiye'nin sosyal demokratlarının bir çatı altında birleşmesinin gerektiğine inanıyorum. CHP'nin açılması, bunu sağlayacak diye düşünüyorum. Şu dakika hangi adımlar atılarak, hangi yasa maddeleri konularak yapılacağını söyleyemiyorum, bilemiyorum. Ama, "Mutlaka birleşeceğiz!" diye düşünüyorum. Başka türlü, iki ayrı parti olarak yaşayamayız. CHP de yaşayamaz, biz de yaşayamayız!
Yani, CHP oluşur, ayrı bir parti kurulursa SHP de yaşayamaz mı?
Çok zararlı olur böyle bir gelişme; belki yaşayabilir ama Türk siyasetine zarar vermiş oluruz. Halka yapacağımız hizmetleri çok azaltmış oluruz. Sunacağımız çözüm yollarını tıkamış oluruz.
Bu olay, bir bölünmeye yol açar mı?
Çok basiretsiz insanlar elinde kalırsak, çok büyük hatalar yapılırsa, belki mümkündür ama, sanmıyorum. Bunca deneyimden sonra, bölünmüşlüğün Türk soluna ne kadar büyük zararlar verdiğini görmüş olduktan sonra, böyle bir şeyin gelişeceğine ihtimal vermiyorum, "olmaz" diyorum.
Teşekkür ederim, ben sizin boğazınızda bıraktım, özür dilerim. (Konuşmadan sonra, yemeğe başladık!)
30 Temmuz 1992, Cumhuriyet