Utanmaz Adam'la Eşek Herif!..

İstanbul’da, lokantalara domuz eti veren kimi kuruluşlardan istekte mi bulunulmuş?

Domuz eti verdiğiniz lokantaların adlarını bize bildirin mi denmiş?

Giderek, Tekel ürünü içki bulunduran lokantaların, meyha­nelerin saptanmasına mı sıra gelecek?

Ankara'da bir zamanlar, domuz çiftliği vardı. Sakarya Cad­desinde de "Ankara salamı" adıyla ün yapan bir satış yeri kapanmak zorunda kaldı. Biri, domuz çiftliğinin suyunu, elekt­riğini kestirdi. Domuz yavruları susuzluktan, açlıktan öldüler. O, bunları din-iman için mi yapıyordu? Din sömürüsü yaparak halkın inançlarım bir süre sömürebilirler, halk uyandığı za­man, artık İsviçre mi olur, neresi olursa, kaçacak delik ararlar!

Ankara’da, yerel yönetimleri üç-beş bin oyla kazanmış olan­lar, düşmanlıklarını sürdürüyorlar. Altındağ’da, Hüseyin Gazi yöresinde, eski Belediye Başkanı Ali Rıza Koç'un yaptırıp hiz­mete açtığı "Uğur Mumcu Kültür Merkezi"nin adını değiştirivermişler. Kim yapmış, nasıl yapmış bilmiyorum... Bunların arkasını bırakmayacağım. Utanmazlığın hesabını sonuna dek soracağım!

Bu ne vefasızlıktır; dinci geçinmeye sığar mı? Sağlığında Uğur Mumcuyu yemeklerine çağırır, "Muhterem kardeşim" diye. Uğur'u yerlere kondurmazdı. Uğur Mumcu öldürüldü, yüzbinlerin katıldığı cenazesinde yoktu. Bahriye Üçok'un. Mu­ammer Aksoy'un, Turan Dursun’un cenazelerinde de yoktu. Sağlığında sofralarınıza çağıracaksınız, öldürülünce, hiç oralı olmayacaksınız. Bunun adına ne denir? Bir söylentiye göre dinci belediyelerin elleri kolları bağlıymış. Her şey, yukarının en üst basamaklarında kararlaştırılır, belediyelere sadece uy­gulamak kalırmış. Belediyelerde işten çıkarmalar, çalışanları yerlerinden etmelerin temelinde yatan buymuş, öyle mi, değil mi? Açıklama bekliyorum. "Dinci Hoca”nın da adlarını yazdı­ğım arkadaşlarımın cenazelerine neden katılmadığını -bir zahmet- açıklamasını istiyorum.

İnsan komik olabilir ama, cinayetin komiği olamaz!

Ankara Belediyesi’nde, çeşitli birimlere asılmış şöyle yazı­lar var:

"Rüşveti veren de alan da melundur."

"Mel'un" Arapça bir sözcük, "Tanrının lanetlediği" demek.

Bunu görenlerin çoğu, şöyle düzeltiyorlarmış;

Rüşveti veren de alan da memnundur!

Çalışan insanları, kamu görevlilerini oradan oraya sürecek­siniz, onların işlerini değiştirerek onları küçük düşürmeye çalı­şacaksınız Sonra da onlardan iş bekleyeceksiniz. İş de değil, camileri doldurmasını, sizlere yaşam boyu oy vermelerini bekleyeceksiniz Yatıp kalkıp dua edin, oylarını bölen "şapşal " sosyal demokratlara!

Suudi Arabistan’da otobüslerde, erkekler önde, kadınlar ar­kada otururlarmış. Kadın ikinci sınıf ya! Türkiye’de bunu uygu­lamak kolay değil. Sıkmabaş kızların da el ele tutuşup gezdik­leri arkadaşları var, ı-ıhh, olmaz bu!

Abdi İpekçi, dinci geçinen gazetelere "kıçıkırık gazete" der­di Onları ciddiye almazdı. Bir herifçioğlu da kalkmış. Bangla­deşli yazar Teslime Nesrin i yerden yere vurmaya bakıyor. Bir televizyon tartışmasında çocuklarının sayısını eksik söyleyen bu yiğit. Teslime Nesrin’in "Yedi yılda yedi koca eskittiğim" aktarıp yazıyor Bunların yapıları, kalıplan budur. Ne demiş Teslime Nesrin.

Bizi din geri bıraktı, insan gibi yaşamak istiyorsak, dini ve kurallarını geride bırakmak zorundayız.

Her ülkede bu savaşımı veren insanlar vardır. Türkiye'de Turan Dursun, bunları söylediği için dinci gericilerce öldürül­dü. Burada yitiren Turan Dursun değildi, Müslümanlık, dinci gericilerin, sahtekârların yüzünden gitgide geriliyor..

Bu hafta nasıl da yoğun geçti, önceki gün. Çorum yakınla­rında, bir trafik kazasında canlarını veren gazeteci arkadaşla­rımız, yüreğimizden yaraladı, can evimizden vurulduk, ölen­lerden Hande Mumcu’yu, bir 24 temmuzda "sansürün kaldırılışının yıldönümünde, "Show TV’’ye gittiğimizde gördüm. Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden Metin Aksoy, Tuncay Özkan, Saniye Yücel, Reha Maden, birlikte gitmiştik. Günün er­ken bir saatiydi. O saatler, gazetecilerin o gün yapacakları işlerle doludur. İkinci, son görüşüm de DEP’lilerin duruşmaları günü, DGM’nin girişindeydi. Hande, polis engelini aşmaya ça­lışıyor ama, sesini de çıkarmıyordu Polis'

Hande Hanım, ben sizi tanıyorum, ama içeriye Show TV’ den bir kişi aldık! mı ne diyordu?

Görüş, o görüş. Hürriyetten Barış Selçuk’la evlenecekler­miş. Önümüzdeki ay için gün almışlar. Hande. "Kripto davası'- hin yıkıp yok etmek istediği erincini yeni yeni kazanmaya, onarmaya çalışıyormuş. Hürriyetin önündeki törende annesi. "Handecim, Handecim" diye ağlıyordu Meydan. "Olay kadın Hande trafik kazasında oldu!" başlığını atmış, ayıp etmiş! Ka­meraman Salih Peker’le, sürücü Hacı Ali Er de yaşamlarını yitirdiler. Dün toprağa verildiler. Teoman Erel’in acısı daha yüreklerimizdeyken, gencecik insanların ölümü daha çok ko­yuyor. Ozanın dediği: "Gök ekini biçer gibi..."

DEP duruşmasını izledikten sonra, İstanbul’a DİSK Kurul­tayı'™ izlemeye gittim. Bu arada, Avustralya’ya Türk işçileri­nin gidişinin 25. yılı dolayısıyla, Ankara'da yapılan bir toplantı­ya katıldım Vacihi Başarın ile eşi Hürmüz Başarın, hazırladık­ları "Avustralya 'da Türkler" kitabını tanıttılar. Orada. Çalışma- Sosyal Güvenlik Bakanı Nihad Matkap, Avustralya Büyükelçi­si David Evans ile elçilikten Aylin Günbak da konuştular. Top­lantıda, eski Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş ile Avustralya İşçi Partisi Milletvekili Alan Griffiths de vardı. Hürmüz ile Vecihi Başarın çiftine, inşaatçı işadamı Kadir Sever, İncek Köyü'ndeki çiftliğinde bir akşam yemeği verdi.

(Kitabı incelemek isteyenler, birkaç hafta sonra, İzmir'de Altay Kitabevi’nden bulabilirler. Telefonu: 0232/425 64 57, taks- 4835580.)

***

Oğuz Aral'ın "Utanmaz Adam’ı dinlencede mi ne, göremi­yorum. ’’Dıgıl”ın başlığında "Utanmaz Adam'’ın kahramanı Şeref var, "Ben buradayım" diyor Turhan Selçuk’un Milliyet­te süren "Dumanaltı" dizisindeki "Eşşek Herif" nasılda ilginç

Eskilerden kalmadır: Dünya öküzün boynuzunda durur der­ler, onun üstünde ne eşekler tepişir, gör..