Turan Dursun'un Nadir Nadi'ye Mektubu...

Bir süreden beri "Aydınlık" gazetesinde. Turan Dursun'un mektupları yayımlanıyor. İlgiyle izliyorum.
Turan Dursun'un oğlu Abit Dursun, bu mektupların büyük bölümünü, daha "Aydınlık “ta yayımlanmaya başlamadan vermişti. Bu mektuplar içinde. Nadir Nadi'ye yazılmış olan birini. Nadir Nadi'nin de ona yanıtını aktarmak istedim Abit Dursun ile "Aydınlık" Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever'den izin alarak, yayımlıyorum. Turan Dursun. Nadir Nadi'ye yazdığı 10 Nisan 1984 günlü mektubunda şöyle diyor
“Sayın Nadir Nadi.
İşe yarayan yanları 'laçka olmuş vida’ var gibi aşınırmış insanlarla dolu bir toplumda sizin bulunabilmeniz ne güzel. Sizin gibi insanın bulunabilmesi erdemlerini aşındırmadan kalabilmesi insanı umutla dolduruyor gerçekten. Ölmemek elinizde olsaydı, şöyle söylemek isterdim: ‘Ne olur hiç ölme! Hep böyle yazılar yazmak için. Aşınmamış insan nasıl olunabiliyor; onu göstermek için. Nadir Nadi, senin gibi insanların ölmeye hakkı yok!'
Siz belki unutmuşsunuzdur, sizinle tanıştık. Bir genç programcı hanım arkadaşımla birlikte bir radyo programına ses almak için. Bir kez evinizde, bir kez Cumhuriyette, iki kez de otelde... Sesinizi almıştık. Yazık ki, TRT'nin durumu nedeniyle, ne o programı, ne de sizin sesinizi yayınlayabildik. Gerek sizden ses aldığımız yerlerde, gerek otele bırakmak üzere arabanızla götürürken sizinle konuşma fırsatını bulmuştuk.
Tam elli yaşındayım. Ama kimi zaman 18-19 yaşındakiler gibi coşarım. 9 Nisan 1984 günlü Cumhuriyet'teki yazınızı okuyunca yine coştum, kanatlanıp uçtum neredeyse. Beni yakından ve uzaktan tanıyanlar, dalkavukluğu sevmediğimi, uzak kaldığım için de zarar gördüğümü bilirler. Ama sizin için belki de çok 'sıradan' olan bu yazınız nedeniyle size ‘övgüler düzmek' içimden geldi. Bu tur yazıların şayiaların alamayacağı ölçüde..
'Yitirdiğimiz yolu bulmamızı’ öneriyorsunuz Ne var ki bu yol, çok uzaklarda kaldı. İlen çizgide ışık tutagelmiş olan 'Cumhuriyet Gazetesi', bu yoldan epeyce uzaklarda. Görmüyor ve bilmiyor olmanızı düşünemem. Örnek isterseniz bir Cengiz Çandar’ın yazılarını, İslam ülkelerine 'açılma' gerekçeleriyle 'İslamlaşma' doğrultusundaki çabalara gösterilen desteği anımsamak yeter.
Çok uzun süre, çeşitli ilçelerde ve illerde 'müftü' olarak ‘görev' (!) yaptıktan sonra bana göre 'uyandım'. 'Din' ve Tanrı' inancımı yitirdim Müftülüğü bırakıp TRT’ye geçtim. 16 yıl da burada ‘prodüktör’ olarak çalıştıktan sonra emekli oldum Gerek müftülüğümün son zamanlarında. gerek TRT’de hep sürüldüm. 'Laik Türkiye'de inançsızlığım yüzünden.. Asıl konuya dönüyorum:
'Yitirdiğimiz yolu' düşündürecek nitelikte bir örnek sunacağım:
Yazık ki gazetenizin de desteklediği bir ?? bölümü olarak Suudi Arabistan 'a giden Kenan Evren’in gezisi, görüşmeleri, konuşmaları bu çevrelerde nasıl karşılanıyordu, nasıl yankılanıyordu? Bu ülkede olduğu günlerde, orada yayınlanan gazetelerden hangilerini bulabildimse alıp onlardan izlemeye çalıştım. Bunlar arasında. 'e'ş-Şarku'l-Evsat' adlı çok satan ve 22 sayfalık bir gazete de var. Bu gazetenin 25.2.1984 günlü yazısı, Evren'in S. Arabistan'dan ayrılışı dolayısıyla yaptığı basın toplantısına yer veriyor birinci sayfasında ve sol kesiminde. Evren’in Kral Fahd'a, onun ülkesine, yönetimine. İslam dayanışmasına ve ‘İslam a o lan övgüleri yazıyor. Aynı gazetenin üç gün sonraki sayısında (28.2. 1984) ve sayfasında, Atatürk e de 'yer verildiği' görülüyor. Fotokopisini ilişik olarak sunduğum yazıdaki satırlardan dilimize çeviriyorum:
'Evet, Hüseyin! Atatürk. Türkiye için ne yapmıştır? Sömürgeciler, bu adamda, yıkım için gerekli kazmayı gördüler. Bu nedenle, kimi savaş alanlarından geri çekildiler. Ve överek ona bir de ad uydurdular. Türkiye'nin kurtarıcısı'. Bu adam ne yapmıştır Türkiye için? Yıkmaktan ve parçalamaktan başka?!'
Bu yazıyı, Kenan Evren e göndermek istemiştim. Atatürkçülüğü her fırsatta 'savunduğu' için.. Ama nasıl gönderecektim? Nasıl bir nitelik vererek seslenecektim? ‘Sayın Kenan Evren Cumhurbaşkanı' mı diyecektim? Nasıl diyecektim? 'Nasıl'ını çözmeye bir yol bulamadım doğrusu. O nedenle de Evren’e gönderemedim. Şimdi size gönderiyorum. Üzerinde düşüneceğinizden kuşkum olmadığı için. Ve ‘yitirdiğimiz yolu bulmak' yolunda daha nice yazılar yazacağınızı bildiğim için..
Saygılarımla 10.4.1984 Turan Dursun."
Nadir Nadi, 16 Nisan 1964’te, Turan Dursun'a şu yanıtı verir
"Sayın Dursun,
Mektubunuz beni çok duygulandırdı. Böyle bir desteğe gerçekten ihtiyacım vardı, çünkü o yazım üzerine aldığım mektuplardan çoğu beni eleştiriyor, laiklik kisvesi altında dine hakaret ettiğimi iddia ediyorlardı.
Bir ibret vesilesi olur diye bunlardan ikisini ekte size gönderiyorum, okuyup yularsınız.
İlginize tekrar tekrar teşekkür eder, size sağlık ve başarılar dilerim. Nadir Nadi."
Nadir Nadi, el yazısıyla şu notu eklemiş:
“Tercüman ve Milli Gazetede de şiddetli fakat saçma saldırılar çıktı. Belki görmüşsünüzdür. Cevap verme gereğini duymadık. N.N."