Turan Dursun Cinayeti!

Turan Dursun’a. 18 yaşında Koray Koçhan adında bir okuru, şu mektubu yazar:
‘‘Değerli dostum, Turan Dursun,
Size değerli dostum diye hitap ediyorum, çünkü siz beni binlerce yıldan beri süregelen karanlıklar içinden çekip çıkardınız. Yazılarınızı uzun süredir takıp ediyorum. Büyük bir cesaret ve umut ışığıyla bizi aydınlığa doğru götüren size karşı borcumuzu asla ödeyemeyiz.
Yazılarınızı defalarca okuyup neredeyse ezberliyorum. Tüm dost ve tanıdıklara din kandırmacasının bilimsel kanıtını açıklamaya çalışıyorum yazılarınızla. 18 yaşındayım, karanlığa karşı savaşmak için daha çok zamanım var.
Sayın Turan Dursun, sizden dilediğim, yılmadan çalışmalarınıza devam etmeniz ve kendinize çok iyi bakmanızdır. Siz ve sizin gibilere, özlemim çektiğimiz insanın kulluktan çıkıp gerçek insan olduğu dünyayı kurmak için çok gereksinmemiz var."
Koray Koçhan'ın mektubuyla, Turan Dursun'un ona yanıtı, Turan Dursun'un ölümünden sonra Ekim 1990 da “Teori" dergisinin 10. sayısında yayımlandı. Turan Dursun şöyle diyor
“Mektubunu Kadıköy'den gönderen bu sevgili okuruma şöyle seslenmek istiyorum:
Önce çok teşekkür ederim. Doğru söylüyorsunuz, benim dostumsunuz ve sizin dostunuzum. Mektubunuzla tanışmış olsak bile... Tam belirttiğiniz gibi, 'binlerce yıldan beri süregelen karanlık’ vardır. Bu ‘karanlık’ da, yine binlerce yıldan bu yana ‘yalan’larla, aldatmacalarla, sahte görünüm ve yorumlarla örülegelmiştir. Kalın duvarlar ve kalın duvarlar oluşturulmuştur. Bu duvarları birlikte yıkacağız ve örtüleri birlikte yırtıp atacağız. Ve bunu başardığımız zaman, gelecek insanlara daha ışıklı bir dünya armağan edeceğiz. Kendime iyi bakıyorum. Kuşkunuz olmasın ve alçakgönüllülüğü bir yana bırakarak belirteyim: önemimi biliyorum. Savaşımımda yılmam da söz konusu değil. Buna da kuşkunuz olmasın benim genç dostum!"
Turan Dursun. “Kendime iyi bakıyorum" demiş, ama bakmıyordu. Onu koruması gereken devlet korumuyordu. Oğlu Abit Dursun'un anlattığına göre. Almanya'dan çağrı almıştı, oraya gitmek, canını kurtarmak istiyordu. Bunu Alman Konsolosluk yetkilileri de biliyorlardı. Almanya'ya uçması bir gün gecikmişti. Belki de onu ortadan kaldırmak isteyenler, ellerini çabuk tutmuşlardı!
Yıldırım Aktuna'nın yakın dostuydu. Turan Dursun'un Koşuyolu’ndaki evinde az mı rakı içmişlerdi? Turan Dursun'un öldürülmesinden sonra, çocuklarına ilgisini esirgemedi.
Turan Dursun, 1990'ın 4 Eylülü'nde öldürülmüştü. Yani dün! Beş yıl geçmiş. Babanın ölümünden sonra, üç kardeş Abit, Bahtiyar, Eren, anneleri Naime Hanım’ın çevresinde toplandılar. O da onlara kanat gerdi. Bahtiyar, böbreklerinden sayrıydı; Abit ona bir böbreğini verdi. "Organ Nakli "sayrıevinde oldu ameliyatlar, şimdi ‘‘Başkent Üniversitesi" olan sayrıevinin katkıları büyük oldu. Yıldırım Aktuna, yardımcı oldu; Mehmet Haberal, büyük anlayış gösterdi.
Turan Dursun’a "yazmaması" için çok öneriler, rüşvet önerileri gelmişti:
Sana istediğin kadar para, yalnız yazma diyorlardı. Turan Dursun, gerçekleri yazmadan edebilir miydi?
Kendisine rüşvet öneren, Necmettin Erbakan ile arkadaşını nasıl tersleyip kovduğunu bir “Ankara Notları”nda anlatmıştım. Onlar, "Birazda bizim partiden söz et" diyorlardı. Turan Dursun, "Bütün partilerden sözederim, yalnız sizden söz etmem: çünkü siz din sömürücüsüsünüz" diyordu.
Abit Dursun anlatıyor:
“Aradan koca beş yıl geçti. Bu beş yıl içerisinde de cinayetin üzerindeki esrar perdesi kaldırılmadı. Diğer faili meçhul cinayetler gibi bu da failsiz bırakıldı. Gerçi İstanbul DGM'de bir dava sürmüyor değil. Çetin Emeç davasında Turan Dursun’un öldürülmesinde yer aldıkları ileri sürülen bir iki şeriatçı yargılanıyor. Belki bir süre daha konuyu oyalayacak ve sonu aklama ile bitip unutulup gidecek.
Ben hiçbir aydınlanmacının katil ya da katillerinin bulunacağına inanmıyorum. Muammer Aksoy'un oğlu Işık Aksoy ile konuştum. Soruşturma hakkında öyle şeyler anlatıyor ki dudaklarınızı ısırırsınız gülmemek için. Evlere şenlik bir soruşturma! Papua Yeni Gine’de bile daha iyi yapılır böyle soruşturmalar herhalde. Turan Dursun'unki de pek farklı değil. İşte soruşturma ile ilgili birkaç önemli bilgi: 'Ev arama tutanağı.'
1- Aramanın saat 14.30'da cinayetin haber alınmasından sonra 16.00’da başlayıp 17.00'de bitirildiği söyleniyor.
2- Mühürleme, mahalli karakolca 17.30'da yapılıyor.
3- Mühürleme sırasında yakını olmadığı yazılıyor. Oysa tutanakta olayın 14.30'da haber alındığı, aramanın da 16.00 'da başladığı yazılmasına karşın mühürlemeyi yapan yerel polis ekip amirine sorduğumda, olayın 14.45’te haber alındığını, olay yerine 15-20 dakika sonra geldiklerini, eve girdiklerinde ise aramanın sivil ekiplerce bitirildiğini, evden ellerinde torbalarla çıktıklarını söyledi. Binanın kapıcısı da ekip amirinin sözlerini doğruladı: çelişki sadece tutanaklarda belirtilen saatlerde değil: olayın olduğu eve Altunizade Karakolu çok yakın. Amiri oraya, bir başka ilden, olaydan birkaç gün önce apar topar atanıyor, bir narkotikçi. Olayın 13 yaşındaki tanığı AA her şeyi ayrıntılı olarak anlatmasına karşın ifadesi neden alınmıyor? O, şimdi nerede?
Turan Dursun ün evinden alınan basıma hazır çalışmaları, el notları, telefon rehberi, nüfus cüzdanı, sağlık karnesi ile bazı özel eşyalarını yazılı-sözlü olarak yetkili makamlardan istememize karşın, bugüne değin neden geri verilmedi? Poliste ‘3 T' diye bilinen ‘Tespit’, ‘Tarassut’,  ‘Takip’te Dursun cinayeti hangi aşamada?
Turan Dursun, bir gazeteci-yazar olmasına, üzerinden basın kartı çıkmasına karşın evi neden bir teröristin evi gibi basılarak talan edildi?..."
Turan Dursun'la ilgili olarak dünkü “Siyah-Beyaz" gazetesinde. Soner Yalçın'ın bir röportaj dizisi başladı. Okurlara öneririm. (Siyah-Beyaz'ın telefonu: 0312 419 01 75). Bir de hafta sonunda Ankara'da "Arkadaş Radyo "da Turan Dursun tanıtılıyor.
(Arkadaş Radyo Tel: 0312 483 43 01)