Tunus'ta Piliç Kızartma İşkencesi!

Hinthorozu Erdal Bey’e iki yıl önce Çağdaş Gazeteciler Derneği balosunda:
Erdal Bey demiştim, ben bir daha ÇGD Genel Başkanlığı'na adaylığımı koymak istemiyorum!
-Neden?
Daha demokratik olur; başkanlığa kazık çakıp oturacak değiliz ya! Başkaları da gelsin...
Otur oturduğun yerde Başkan!.. Eski köye yeni âdet çıkarma mı ne demişti...
Şimdi kendisi eylüldeki SHP kurultayında aday olmayacağını açıkladı.
Hinthorozu son açıklamasıyla anlayanlara kaç demokrasi dersi birden mi verdi ne? Bravo Hinthorozu'na!..
***
Tunuslu Riyad Mahlul, 129 gündür Kırklareli Cezaevi'nde; bir süredir de top oynarken bacağı kırıldığı için, Kırklareli Sayrıevi'nde bacağı alçılar içinde, yatmakta: Riyad Mahluf, yatağına zincirlenmesine çok içerliyor; bunun bir çeşit işkence olduğunu düşünüyor.
Bu arada ilginç gelişmeler oldu; "Tempo" dergisinden Güldal Kızıldemir, Paris'e giderek, orada Riyad Mahluf’a yardımcı olan bir banka soyguncusu, gangsterle konuştu. Konuşma, “Tempo”nun son sayısında çıktı. Takma adı, Etienne B... olarak geçen gangster, Güldal Kızıldemir'e de "Güldal" değil, "Françoise" diyor. Aralarında şu konuşma geçiyor
"Riyad'ın örgütü adına ilk dört banka soygununu bizzat ben yaptım.
Monsieur Etienne, siz Tunus 'ta dört banka mı soydunuz? Ve yakalanmadınız?
Evet, tam dediğiniz gibi Frarıçoise, Tunus'ta dört banka soydum ve yakalanmadım. Ama sadece ilk dört banka... Bildiğim kadarıyla yıllardır soygun yapıyorlar... Onlarla hiçbir ilgim yok.
Hangi bankalardı soyduklarınız, hatırlıyor musunuz?
Tabii... İlk soyduğum banka Tunus Kartaj Havaalanı’ndan çıktıktan sonra büyük beyaz bir bina vardı, üzerinde çok büyük bir bayrak asılıydı; İkincisi Habib Burgiba Meydanındaki El Menze Bankası -şimdi bankanın adını değiştirmişler-, üçüncüsü tam onun arka sokağında küçük bir banka, dördüncü soyduğum banka Tunus şehrinin dışındaydı.
Bankaları tek başınıza mı soydunuz?
Hayır, her bankaya üç kişi girdik. Ben; benim adamım olan bir Fransız daha, bir de bir Tunuslu. Her bankaya Riyad'ın örgütünden farklı bir adam soktum, eğitmek amacıyla. İlk soygunu hiç unutmam, çünkü çok komik bir manzaramız vardı. Çok ufak tefek bir adam, bu bendim, çok uzun boylu bir başka adam, benim Fransız yardımcım ve çok şişman bir başka adam, bu da Riyad ‘ın örgütünden bir Tunuslu.
Soygunlardan elde ettiğiniz parayı ne yaptınız?
Ben paramı aldım, gerisini örgütlerine teslim ettim.
Sîz banka başına ne kadar para alıyorsunuz?
Miktarı söyleyemem. Söyleyeyim de vergi mi istesinler.
Yani, Riyad Mahluf'tan müşteri olarak memnunsunuz?
Tabii. Zaten örgüde çalışırken para sorunları çıkmaz, kişisel işlerden çıkar problem. Ayrıca örgütle çalışmanın başka bir avantajı daha vardır, soygun sırasında gözünüz arkada kalmaz. İyi korunduğunuzu bilirsiniz. Bu da işi çok kolaylaştırır..."
Peki, Tunus'ta Zeynel Abidin Bin Ali yönetimi nasıl? Bu konuda, Fransa'dan bana yeni belgeler geldi. Türkiye'de, Tunus'taki yönetimin içyüzü bilinmiyor, ya da ben bilmiyordum. Ülkede ölüm cezası uygulaması var. Basın, gazeteciler yoğun baskı altında.
Elimdeki bir rapora göre Tunus'ta durum şöyle:
"Yeniden Doğuş Partisi'nin sempatizanı oldukları iddiasıyla binlerce kişi 1991 yılında tutuklandılar. Tunus'ta yürürlükte bulunan yasaya göre en çok on günlük sorgulama süresi aşılarak gözaltında bulunduruldular. Yılın ilk altı ayında çok sayıda kişi yakalandı, delil yetersizliğinden salıverildiler.
Bunlardan bazıları, tutuklama emri olmadan polislerce evlerinde şiddete başvurularak sorgulandılar. Bazen de polis, aranan kişileri teslim olmaya zorlama amacıyla onların eşlerini ve ailenin diğer bireylerini tutukladı. Eylül ayında, polisçe aranan Mohamed Bin Ali Kardani'nin kızkardeşi on yedi yaşındaki Hayya Kardani Bard, polis karakolunda dört gün tutuldu. Polisler, kardeşinin teslim olması için ona baskı yaptılar. Bu genç kız, kardeşinin teslim olmasından sonra, 1 ekimde salıverildi."
Raporda, Tunus'taki "işkence" yöntemleri şöyle anlatılıyor:
“En fazla uygulanan işkence metotları arasında “piliç kızartma usulü" gelmektedir. Sanık, ayaklarından başı aşağıya gelecek tarzda asılmakta ve elleri, dizleri arasıdan geçirilmiş bir demir çubuğa bağlanmaktadır. Ayaklarının tabanına vurulmakta, vücudu sigara ile yakılmakta, vücuduna cereyan verilmekte, şişe ve çomak sokulmak suretiyle seksüel azap ve işkence yapılmaktadır..."
Yıllık raporda, en az yedi kişinin gözaltı süresi içinde işkenceden öldüğü de belirtiliyor.
Uluslararası Af Örgütü, Tunus'ta yapılan işkencelerle yakından ilgileniyor...