Torbalı 4. Güz Etkinlikleri boyunca, akşamları dünürün bağında kaldık. Dünür, Hacı TÖ'nün dünürü Alpaslan Beşikçioğlu! Zeynep'in babası. Dünürün bağı, binlerce dönüm; belki yüzden çok çeşit üzüm var bağda. "Üzümünü ye de bağım sorma" deseler de olmaz. Doğru doğru dosdoğru, dünürün bağında "misket" üzümlerini yedik, havuzuna giremedik, ama geceleri Beşikçioğlu'nun yerinde söyleştik, konuştuk. Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver, kısa sürede dünürün bağında mutfağı çalıştırdı, çöp şişler, yemekler pişti. Dünürün bağı, Torbalı'ya on beş kilometre uzaklıkta. Her sabah, izlenceye göre arabalar konukları alıp Torbalı'ya götürüyor, izlenceler başlıyordu. Bu yılki “Siyaset ve Gülmece" toplantıları gerçekten ilgi çekici oldu. Ankara'dan, Bayındır'dan, toplantıları izlemeye gelen okurlar vardı. Okurların çoğu, Torbalı'yı da, Torbalı'da bu etkinlikleri sürdüren Belediye Başkanı Ertan Ünver'i de, yıllardır “Ankara Notları”ndan biliyorlardı. Yabancı değillerdi. Etkinliklerin düzenlendiği yere dek gelip, Aziz Nesin’le, Necati Cumalı’yla. Can Yücel'le, Ahmet İsvan, Reha İsvan, İlhan Selçuk, Şadan Gökovalı, Ali Yüce, Türkel Minibaş, Oktay Ekinci, Müjdat Gezen, Feyzi Hepşenka, Jülide Gülizar’la konuşup söyleşmek, onları dinlemek okurlar açısından ne güzel bir şeydi.
Şimdi pek çok yerde ekinsel etkinlikler düzenleniyor, iyi de oluyor. Devrek'te “Baston ve Kültür". Dikili'de "Barış" şenlikleri ilgi çekici oluyordu. Ama kanımca Torbalı'nın, kokulu "misket" üzümlerinden mi ne, tadı bir başka oluyordu!
Ertan Ünver, Türkiye'de kazılar yapan tek belediye başkanıydı. Metropolis kazısı oldukça ilerlemişti. Tiyatro ortaya çıkmıştı. Gelgelelim, Kültür Bakanlığı, bu yıl kazı iznini hâlâ vermemişti. ANAP döneminde iki kez kazı izni verilmesine karşın, Fikri Sağlar’ın, Emre Kongar'ın, -nedense- kazı izni vermede çekingen davranmalarını anlamak kolay değildi. Belki bu yazı çıktıktan sonra kazı izni verilecekti, bilemem!
Dünürün bağına girerken, kazıbilimci (arkeolog) fotoğrafçı Nükhet Everi,
Çiftliğe girerken, fallus biçimindeki gömüttaşını gördünüz mü? dedi.
Dikkat etmemişim! Binlerce yıl öncesinin fallus biçimindeki gömüttaşı! Onun yakınındaki bir yazıda "Allaha güveniyoruz” yazısı var. Kaç yıllarının gömüt taşı acaba? (Çiftlik, ayetlerle, özdeyişlerle süslenmiş).
Cevdet Kudret, "Kalemin Ucu" yapıtında "müstehcen'i anlatırken, "phallos’ a da geniş yer verir. Bir yerde şöyle der:
"... Hayatta sakıncalı (müstehcen) görülmeyen bir şeyin sanatta ve bilimde müstehcen sayılması çelişkili bir durum değil mi? Eski Yunan yaşayışında 'phallos' (erkeklik organı), üreme organı olduğu için kutsal sayılırdı; mitolog- yada, erkeklik organını temsil eden 'Phales' adlı bir de tanrı vardı. Tanrı Dionysos adına düzenlenen şenliklerdeki Kosmos alaylarında, tanrı Phales'i simgeleyen, deriden ya da tahtadan yapma phallos’lar taşınır, Phales'e ve Dionysos'a övgüler okunurdu Filozof Aristoteles, Poetika adlı kitabında komedyanın doğuşunu anlatırken, ‘Komedya, phallos türkülerinden doğmuştur; bu phallos türküleri bugün bile birçok şehirlerde okunur' der. Bizim müstehcen saydığımız cinsiyet, o dönem insanları için utanılacak bir konu değildi; bu, bereket tanrısı Dionysos kültü ile ilgiliydi. ‘Phallos türkülerinden doğduğu’ belirtilen komedyalarda yapma kocaman phallos’lar taşınırdı. Aristophanes'in 'Kömürcüler' adlı komedyasında şöyle bir sahne var
'Tören başlıyor susalıml/Kızım, önce geç sepetinle./ Xanthos, sen de pallos'u dik tut.'
……………”
Torbalı dan Ankara'ya geldiğim gün, ayağımın tozuyla CHP Kurultayına gittim. Bir kulis, bir heyecan, bir hırs... Kürsüde Deniz Baykal vardı; yumuşaklığı değil, sertliği öneriyor gibiydi. Birleşme ancak güçlülükle olanaklıydı; güçsüz, birleşemez, birleştiremezdi. Bir parti güçlü olursa, güçsüzler, ister istemez ona yaklaşacaklar, birleşeceklerdi. Deniz Baykal’ın dedikleri kadın-erkek ilişkilerinde geçerli olabilir mi? Sevgi daha etkin olmaz mı? Güçlüde bir "faşizm", bir ezme söz konusu değil mi? CHP oluşunca, çok kişi çok şey bekliyordu, bekleyip görecekti...
Köy Enstitüsü eski yöneticilerinden Reyzi Pamir'in ölümünü Ankara'ya gelince öğrendim. Reyzi Bey’in iki çocuğu vardı. Temel’le Emel. Adlarını Hasan Ali Yücel'in koyduğunu Temel'den duymuştum. Reyzi Pamir’in öldüğünü, Köy Enstitülü Ali Yılmaz, CHP Kurultayında Atatürk Spor Salonu bahçesinde söyledi. Hatice Sökmen’in kitabında, Reyzi Pamir'le ilgili bölümler okumuştum. Reyzi Pamir’i saygıyla andım, Hatice Sökmen'i, Köy Enstitülerine emek vermiş tüm savaşçıları... Hürrem Arman unutulabilir mi?
İki yıl önce gerici güçlerce öldürülen Turan Dursun'un küçük oğlu Bahtiyar Yücel Dursun, iki böbreği de çalışmadığı için Organ Nakli Sayrıevine kaldırıldı. İki böbreği alınan Bahtiyar Yücel Dursun'a, ağabeyi Abit Dursun bir böbreğini verdi. Olaya Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna el koyduğu için Dursun'lardan para alınmadı. Böbrek nakli ameliyatına, Organ Nakli Sayrıevi yöneticisi Mehmet Haberal da girdi.
Ankara'dan cuma günü Diyarbakır'a uçtuk; Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD) Güneydoğu ya düzenlediği geziye, ÇGD Onur Kurulu Başkanı Aziz Nesin, Genel Yönetim Kurulu üyesi Özgür Gündem Gazetesi Ankara Haber Müdürü Veli Özdemir de katıldı.
Türkiye'nin kanayan yarası Şırnak’tayız..
13 Eylül 1992, Cumhuriyet