TC-KKTC Top Oynayamaz!

Kuzey Kıbrıs'ta eski CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) Genel Başkanı Özker Özgür’le konuşuyoruz. Ona çeşitli sorular yöneltiyorum.

-Efendim, Ankara'da Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak Sü­leyman Demirel'le Rauf Denktaş, bir ortak açıklama yap­tılar. Bunu nasıl buldunuz?

-Sayın Ekmekçi, deklarasyonlarla Kıbrıs sorunu çözül­mez. Açıklamaya göre Türkiye. KKTC'yi 1960 garanti sis­temi içinde etkin ve fiili olarak garanti etmekteymiş. Anla­madım. Garanti sistemi kurulduğunda KKTC diye bir ol­gu yoktu. Garanti ve ittifak antlaşmaları, 1960'ta kurulan iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini garanti etmişti. Söz konusu cumhuriyet. Aralık 1963’te yıkıldı İki toplum 1977 ve 1979 'da imzalanan üst düzey anlaşmalarıyla cumhuri­yeti federal bir devlete dönüştürmeye ve Kıbrıs in bağım­sızlığı ile toprak bütünlüğünü korumaya karar verdiler Ga­rantörler, federal devletin oluşması için uğraş verecekle­rine, biri bir tarafla savunma doktrini, öbürü diğer tarafla savunma konsepti oluşturuyor iki toplumu yakınlaştıracaklarına karşı karşıya getiriyorlar.

-Sayın Özgür, Kıbrıs Rum kesimi kendi kendine Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatını yakıştırdı. Bu bir hukuk dişilik değil miydi?

-Haklısınız, fakat Kıbrıs Cumhuriyeti, Aralık 1963'te iki toplumlu özelliğim yitirdiğinde Birleşmiş Milletler, toplum­lar arası çatışmalar durdurmak amacıyla Ada ya bir barış gücü göndermek istedi. Güvenlik Konseyi, 4 Mart 1964'te 186 sayılı kararını aldı. Sözü geçen kararda şöyle denmek­teydi: “Güvenlik Konseyi, Kıbrıs hükümetinin onayıyla bir Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü oluşturulmasını tav­siye eder. Barış Gücü’nün yapısı ve büyüklüğü genel sek­reter tarafından Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye ve Büyük Britanya hükümetleriyle danışılarak oluşturulacaktır”

Karardan da anlaşılacağı gibi Kıbrıs Cumhuriyeti iki top­lumlu özelliğini yitirdikten sonra BM Güvenlik Konseyi, salt Romlardan oluşan yönetimi Kıbrıs hükümeti olarak ni­telemeyi sürdürdü. Türkiye buna karşı çıkmadı.

Türkiye'nin karşı çıkmadığı bu karardan ötürüdür ki Tür­kiye milli futbol takımı KKTC ile maç yapamaz. Bu sade­ce bir örnektir. Siyasal olumsuzluklarını her gün yaşıyoruz.

-Sayın Özgür, Demirel- Denktaş ortak açıklamasında “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek başına AB üyeliği yo­lunda atacağı her adım. KKTC'nin Türkiye ile bütünleşme sürecim hızlandıracaktır" deniyor, buna katılır mısınız?

-Kıbrıs Türklerine bütünleşmek isteyip istemediklerini niye sormuyorlar? Kıbrıs Türkleri, kendi ülkelerinde gide­rek azınlığa düşmektedirler. Çözümsüzlük, belirsizlik, iş­sizlik, pahalılık ve tümünün özeti çaresizlik Kıbrıs Türkünü kendi ülkesini terk etmeye zorlamaktadır. Türkiye'den Ada'nın kuzeyine nüfus akışı sürmektedir. Toplumumuzun yapısı değişmektedir. Kıbrıslı kimliği yok olmaktadır. Kur­tuluş, Kıbrıs sorununun çözümündedir. Çözümle birlikte Avrupa Birliği 'ne girilebilir. Türkiye'nin garantisi bu çerçe­vede devam edebilir

Rum tarafının tek başına bütün Kıbrıs adına AB ye gir­mesi doğru değildir. Fakat, Rum tarafının önünü açan Tür­kiye'dir. Türkiye, Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girmek istediğinde Yunanistan karşı çıktı. Vetosunu kullandı. Ve­tosunu kaldırmak için Kıbrıs'ın üyelik görüşmelerinin takvimlenmesini istedi. Avrupa Birliği kabul etti. Hükümetlerarası konferansın bitişinden altı ay sonra Kıbrıs’ın üyelik görüşmeleri başlayacaktır. Türkiye AB ile gümrük birliği­ne gidebilsin diye üyelik görüşmelerinin takvimlenmesine karşı çıkmazken şimdi deklarasyonlarla durumu düzeltme­ye mi çalışmaktadır? Türkiye derken dönemin hükümeti­ni kastediyorum. Türkiye halkının hiçbir suçu yoktur. Takvimleme için onay verilirken halka sorulmamıştır. Dekla­rasyonlarla AB ye gözdağı vermek, başlayan bir süreci durdurmak mümkün değildir.

S-300 füzelerinin alımı da büyük yanlıştır. Silahlanarak Kıbrıs sorunu çözülemez. Çok denendi, her defasında iki taraftan da insanlar öldü Çok kan aktı. Fakat, Kıbrıs so­runu çözülemedi Tersine çözüm zorlaştı.

Çözüme giden yol silahsızlanmaktan geçer. Kıbrıs ile Türkiye'ye yakın bütün adalar silahsızlandırılmalıdır.

Atatürk te Venizelos’un yaptığını yapmak gerekir. Tür­kiye ile Yunanistan arasında dostluk köprüleri kurmak ge­rekir. Kıbrıs’ta barış, ülkemizi Türkiye ile Yunanistan ara­sında barış köprüsüne dönüştürebilir. Türkiye ile Yunanis­tan arasındaki sorunlar, Kıbrıs'ta toplumlararası barış için engel oluşturmamalıdır.

-Özker Bey, Türk savaş gemilerinin Kıbrıs’ı ziyaretine ne söyleyeceksiniz?

-Toplumlararası güvensizliği arttırıcı, güvensizliği körükleyici her davranış, bana göre yanlıştır. Nasıl ki Rum tara­fının S-300'len sipariş etmesi yanlıştır Türk savaş gemilerinin de Magosa limanına gelmesi aynı biçimde yanlış­tır. İki yanlıştan, bir doğru çıkmaz.

Bu konuda Denktaş'ın tutumunu nasıl değerlendiriyor­sunuz?

-Zaten S-300'ler Denktaş'a büyük olanak yarattı. Ve gerek Türkiye 'de, gerekse Kuzey Kıbrıs’ta şovenizmin kabar­masına yardımcı oldu. Ankara'ya gitti. Demirel-Denktaş deklarasyonu yayımlandı TBMM’de Denktaş bir konuş­ma yaptı. Denktaş in işlediği tema, ayrılık temasıdır. İki ayrı devlet temasıdır. Ben dikkat ettim. Meclis 'te temsil edi­len partilerin imzaladıkları o ortak metinde. “iki toplumun istençlerine dayalı yönetimden'' söz ediyor. Ama iki top­lumun ayrı ayrı devlet kurarak birbirlerinden kopmalarından söz etmiyor. Bu, özellikle dikkatimi çekti. Ama Denk­taş’ın sırtında yumurta küfesi yok! Denktaş, Hatay’ı Türki­ye 'ye bağlayan Tayfur Sökmen olmaya karar vermiştir. Ama Hatay, Türkiye 'ye hangi koşullarda bağlandı. Denktaş onun hesabını yapmamaktadır. Hatay. Fransızların yöne­timindeydi. Hatay’ın bağımsız olmasına BM karar vermiş­ti. Oysa Kıbrıs'ta durum tam tersidir; KKTC'nin ilanını BM onaylamamıştır. Esas olan bağımsız, toprağı bütün Kıbrıs’tır ve iki toplum 1977- 1979 üst düzey antlaşmalarıyla Kıbrıs’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü federal bir çatı altında devam ettirmeye karar vermişlerdir.

-Çok teşekkür ederim Sayın Özgür.