Şırnak'ta gördüklerimizi anlatacağım; Şırnak'ta arabayla dolaşırken, yıkılmış, kurşunlanmış evlerin damlarından, pencerelerinden bakan Kürt kızlarının yüzlerini bir türlü unutamayacağım. Bunlar gülümsemeyi unutmuşlar mıydı?
Şırnak'tan on kilometre uzaklaştık uzaklaşmadık, yanımızdan Şırnak'a doğru giden bir araba geçti. Tam yanımızdan geçerken bir silah sesi duyduk. Aziz Nesin, lastik patladı sanmış. Silah ters yöne boşluğa doğru atılmıştı. Aziz Bey:
Yahu, bizim tarata atsa vurulacaktık! dedi.
Arabada geçerken silahı atan kimdi?
Bize "Hoş geldiniz!" diyorlar diye espri yaptık. Cizre'ye geri dönüyorduk. Aziz Nesin, ikide bir:
Yahu Ekmekçi, hani biz çelik don alacaktık, ne oldu? diye takılıyordu. "Kaç gündür buradayız, hala öldürmediler!" diye ekliyordu.
PKK'nın başı Apo, Şırnaklılara iletisini Kürtçe bildirmiş. Ama Şırnaklılar, Apo'nun Kürtçesini anlayamıyorlarmış; değişikmiş. Ben hiç Kürtçe bilmediğim halde, elde etmeyi çok istedim, olmadı; elde edemedim!
Diyarbakır'dan ayrılırken, "Demir Otel'de Aziz Nesin, Veli Özdemir, üçümüz Çağdaş Gazeteciler Derneği adına bir basın toplantısı düzenlemiştik. ÇGD Onur Kurulu Başkanı Aziz Nesin, sorulan bir soruyu yanıtlarken, "Kürt sorunu" ile ilgili kişisel görüşlerini açıkladı. "Şırnak Gerçeği"ni yazarken, burada bunu -özette de olsa- yayımlamak istedim. Bir gazeteci Aziz Nesin'e şu soruyu yöneltmişti:
Apo ile görüşmek için size bir öneri gelse, görüşür müsünüz?
Ben halkla görüşmeyi tercih ederim. Gazeteci olsaydım sevinerek giderdim, ama gazeteci değilim. Ben, "Kürt sorunu" konusunda düşüncelerimi, düzenlenecek bir kurultayda açıklamak istiyorum. Ve o kurultayda, şimdi burada konuşan başkanımız Mustafa Ekmekçi gibi düşünenler de konuşmalı, ters düşünenler de konuşmalı. Konuyu derinlemesine irdelemeliyiz. Bu, hem Kürt halkına hem Türk halkına yararlı olur. Karşı düşünceler ortaya çıkmalı, özgürce çıkmalı. Hani, "saydamlık, saydamlık" deniyor, Kürt konusunda saydamlık yok. Ben Apo'yla niçin konuşacağım? Gazeteci değilim. Güncel haber alma, benim sorunum, benim işim değil. Ben daha derinlemesine bir şey düşünüyorum. Apo yanlısı insanlar o toplantıya gelmeli; her türlü düşünce ortaya çıkmalı. Belki buradan bir sonuç raporu, tutanağı çıkaramayız ve çıkması da doğru olmaz. Çünkü bu sorunları tek çözüme bağlamak doğru değil. Değişik düşünceler.. Örneğin, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetindeki konuşmamız sırasında bir arkadaşımız çok önemli şey söyledi. Üzerinde durmak gerekiyor. Bir de Hürriyet’te (Sedat Ergin’in yazısı) vardı. Bu iş Türk ve Kürt sorunu değil, onun ötesinde bir sorun gibi geliyor bana. İnanıyorum ki öyle..
"Amerika buraya karışmıyor" demek çok yanlış olur. Amerika her şeye karışır, buraya daha çok karışır tabii. Bu sorun yalnız Türkiye Kürtleri sorunu değil. Irak Kürtleri sorunu, İran Kürtleri sorunu gibi çok karışık; çözümü kolay olmayan, ama her türlü olasılığın açıkça konuşulduğu bir toplantı gerekiyor bence. Orada, Ekmekçi arkadaşımızın söylediği şeyler savunulmalı, aksi de savunulmalı, örneğin, bağımsız Kürdistan tartışılabilmelidir orda; tabii yasalar çerçevesinde. Yasaları eleştirebiliriz, ama yasaları bozamayız. Bozmamak koşuluyla her şeyi konuşmalıyız. Her şey konuşulmazsa, bu daha da kötüye gidebilir. Aydın kişiler için söylüyorum, Kürtler elden gelebildiğince Türk olarak, Kürtler elden gelebildiğince Türk olarak bu soruna yaklaşmaları gerekir. Tamamen Kürt, Türk olarak konuşamaz; Türk de Kürt olarak konuşamaz, ama elinden geldiğince, karşı tarafın çıkarlarını hesaba katarak konuşmak gerekiyor. Yine kesin çözüm bulamayız, ama o zaman belki kesin çözüme doğru yol alabiliriz. Burada, yalnız Amerika değil, Almanların, Fransa'nın çıkarları nedir? Yani bunlar, Fransa, Amerika, Almanya insani açıdan mı yaklaşıyorlar bu sorunlara? Bu sorunları böylesine irdelersek belki gerçeğe daha çok yaklaşabiliriz, öyle diyorum. Burada aşırı Kürtçüler de, ılımlı Kürtçüler de konuşabilmeli, aşırı Türkçüler de, ılımlı Türkçüler de, liberaller de, hepsi konuşabilmeli. Bir sonuç çıkmamalı. Çünkü bir sonuç çıkması en büyük yanlış olacak, örneğin, bunlardan Amerika'yı dışlayarak, Amerika'yı, Fransa'yı yok sayarak bu iş çözülemez. O zaman kendi kendimizi kandırmış oluruz. Tabii belli, parmaklarını böyle uzatmışlar gözüküyor. Eski Amerika büyükelçisi, her yerde her işte parmağı olan Morton Abramowitz, durup dururken Kürt sorunu ile ilgilenmez. Bir sorun var ortada. O zaman çok dikkatli olmak gerekiyor. Dikkatli olurken de, kendi yanımızı tutarak dikkatli olmak değil, gerçekten insan olarak ortaya çıkabiliyor muyuz? Bu çok zor bir şeydir, ama çok önemlidir. O kadar zor ki, bir insanın kendi saçlarından tutup, kendini havaya kaldırması kadar zor bir iştir. Bunu yapabilirsek eğer, bunu yapmamız
Devamı eklenecektir….
17 Eylül 1992, Cumhuriyet