Seçim Sisteminin Oyunları (7) Toplum, Yamalı Bohça Değil...

Hinthorozu Erdal Bey'le, 26 eylül cumartesi günü, İzmir'e gittiğimde hemen Ankara'ya dönmedim. Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver'le birlikte Torbalı'ya da gittim. İki gün orada dinlenip Ankara’ya döndüm. İzmir'de Yüksel Çakmur’la, Hasan  li Yücel Bulvarı, Nadir Nadi Bulvarı çalışmalarını konuştum. Bu çok ilginç çalışmaları, bir sırasında yayımlamayı düşünüyorum.
Torbalı'da kalışımın bir nedeni de Ertan Ünver'in, seçimlerle ilgili oranlamalarını, kestirmelerini, yani tahminlerini' öğrenmekti. Çeşitli uzmanlarla konuşuyordum. Bunların yanında Ertan Ünver'in çalışmaları da yabana atılamazdı. Ertan Ünver, bu çalışmaları zevk için yapıyordu. Öteden beri bu böyleydi. Seçim sonuçlarını, kurultay sonuçlarını, yanlışlık payı çok küçük ölçülerde bilebiliyor; herkes onun bunu nasıl bildiğine şaşıyordu. Bir bilim adamı titizliğiyle çalışıyordu.
Çalışırken kalbimi buzdolabına koyuyorum! diyordu. Ekliyordu: "Ben bu yöntemi 1973 seçimlerinden beri uyguluyorum: AP'ye o seçimde 151 milletvekili dedim, herkes benimle alay etti, 149 milletvekili çıkardı. CHP’nin 186 milletvekili çıkaracağını buldum. 184 milletvekili çıkardı. Aynı yöntem 16 yıl önce daha deneysizdim, toplumu bu denli iyi tanımıyordum. Ancak o zaman, iş kolaydı, D'Hondt sistemi; hangi parti ne kadar alacak bulabiliyordum. Şimdi seçim sistemi kaşkarikolu, çok karışık...”
Ertan Ünver gerçekte ‘ekonomist’. Emin Türk Eliçin yıllar önce, ‘ekonomi' karşılığı olarak 'geçim' sözcüğünü bulmuş; ‘geçimsel’ ekonomik demek, ne güzel!
"Geçimer" de ekonomist olur! "Tecimer" de (tüccar) olduğu gibi. Cem Eroğul, Emin Türk Eliçin'in bulduğu ‘geçim'' sözcüğünü türeterek yeni sözcükler buldu. Bunlardan kimileri şöyle:
İktisat bilim: "Geçimsel siyaset”; ekonomist: "Geçim bilimcisi” (Cemal Mıhçıoğlu buna “geçimsel yönelti" karşılığını bulmuş). Emin Türk Eliçin, "geçim"i iyi ki bulmuş. Cumhuriyetin “Ekonomi’’ sayfası da "geçim" sayfası olmalı...
Bir yandan geçim uzmanı, bir yandan politikacı, belediye başkanı Ertan Ünver, seçim hesaplarını yaparken seçimi etkileyecek etkenleri, bunların sayıları 7’yi, 8'i buluyor, sıralıyor. Bunlardan her birine puanlar veriyor. Örnekle şöyle:
1-Hacı TÖ etkeni yüz üzerinden 15;
2-12 Eylül önemi ve sonrası olayların etkileri: Yüzde 16
3-CHP-AP-MSP-MHP gibi eski partilerin özlemleri, bunlar alt siyasal, üst siyasal; alt geçimsel (ekonomik), üst geçimsel diye ayrılıyor. Şimdi de SHP-DSP, ANAP-GYP çekişmesi, birleşmeler, kopmalar gibi etkenler; bunun puanı yüzde 18;
4-SSCB-ABD, Doğu Avrupa, sosyalizm konusu komşular: Kıbrıs-Ege-Körfez, alt geçimsel etkenler, dışarıdan etki eden olaylar, partiler de içinde olmak üzere yüzde 6;
5-1980-1991 geçimi (ekonomisi) artıları, eksileriyle yüzde 26; en önemli etkenlerden biri bu. Yani şu Hacı TÖ’nün 'transformasyon' dediği olay.
6-Din ve tarikatlar yüzde 3 (demek sanıldığı gibi etkili değili). 8unun içinde İran, Suudi Arabistan etkileri de var.
7-Liderler, partiler ve vaatleri yüzde 16.
Ertan Ünver, sonradan eklediği bir etkenle ki o sekizinci oluyor, seçimlerde etkili olacak 'para dağıtma' konusunu da ortaya atıyor. Şöyle diyor:
Bunun alt etkenleri de var; o zaman 43, 44 etkene dek gidiyor. Bu hesaplama sisteminde şu var; her etkende bir kez, (+) var, (—) var; artı kime, eksi kime? (+) iktidara, (—) muhalefete, önce, bir kez yöntemle, Öbür partiler ikiye ayrılıyor; ondan sonra, ‘yöneten parti' tek başına kaç alır? Geri kalan, karşıdaki muhalefet partilerine dağıtılır, ağırlıklarına göre. Bu yöntemle, durmadan 5 saat 30 dakika çalışmışım. 14 Eylül 1991 Cumartesi günü saat 13.30'da durumu Ahmet İsvan'a bildirmişim. Bu yaptığım çalışmaya göre, iki ana ağırlıklı etken var; dışarıdaki, içerideki kapitalizm seçimlere büyük ölçüde etki etmezse; devlet güçleri, bu arada MİT dahil seçimlere karışmazsa... O zaman; önce 'B' şıkkından, şuradan başlayalım: SHP yüzde 26, DYP yüzde 27.6, ANAP yüzde 20,2, DSP 11.6, RP 13.1; SP 1.8
Örneğin, bir tek ANAP'ın hesaplanması için aşağı yukarı 300 rakamın toplanıp, bölünüp, çarpılıp, çıkarılması gerekiyor. Bunun sonunda bulunan sayı yüzde 20.2 oluyor. Önce ANAP bulunuyor, sonra öbür partilere geçiliyor. Burada, seçim sisteminin tüm kaşkarikoları da içinde olmak üzere, hesapların sonunda anlaşılan, bir partinin tek başına iktidar olması çok güç. Ertan Ünver’e göre büyük rastlantılar yan yana gelirse, bir parti tek başına iktidar olabilir. DYP ise böyle büyükrastlantılar yapacak bir parti değil, çünkü oy yoğunluğu büyük seçim bölgelerinde değil. Daha çok 4-3-2'li yerlerde.
Bir de, ‘A’ şıkkına bakıyor Ertan Ünver; bunda SHP yüzde 30.6; burada öbür partilerde çok büyük kırılmalar oluyor: DYP 28.8, ANAP 18.9; DSP 9.3; RP 10.8; SP 1.6. Bu koşullarda, 30.6 ile SHP DYP'den 1.8 farklı. SHP 30.6 olunca, tek başına iktidar mı olur? Hayır! Birinci partinin altındaki partinin aktığı oy, tek başına iktidarı ya da muhalefeti belirler. Bir örnek verelim, SHP yüzde 38 DYP yüzde 36 olsun; SHp yüzde 38'le iktidar olamıyor! SHP yüzde 38, DYP yüzde 26 ise, o zaman tamam! Bütün sorun, altındaki partinin oy oranı, bu önemli.
Ertan Ünver'le, 11 ekim cuma günü de konuştum telefonla; 10 saat 20 dakikalık çalışma sonucu, 3500 işlem yaptıktan sonra, bir dolu siyasal, psikolojik etkeni de hesaplayarak şu oranları bulmuş: SHP yüzde 27.75, DYP 27.35, ANAP 20.30, DSP 10.70, RP 13.10 Sosyalist Parti 0.80.
Ertan Ünver, milletvekili sayılarını veremiyor; onun için çok daha uzun süre bilgisayarlarla çalışmak gerekirmiş...
Benim dinlerken başım dönüyor; seçim hesapları mı yapılıpyor, deli güllabiciliği mi, anlayamıyorum. Hani, bir deli bir kuyuya taş atar, kırk uslu çıkaramaz ya, öyle. Ne diyor İlhan Selçuk? "En büyük hâzinemiz usumuzdur, aklimizdir.” Usumuzu nerede saklasak ki? Olayları izlemiyor musunuz? Fırttıranlan görmüyor musunuz? Bir kafaya huni geçirip gezmediği eksik...
Behice Boran'ın ölümünün 4. yılında verilen yemeğe gittim. Çok kalabalıktı yemek. Akın Birdal, Cem Eroğlu, Özcan Kesgeç konuştular. Prof. Sadun Aren’in iletisi okundu. Videodan, Behice Boranin konuşmasını dinledik. Behice Boran, bir yerinde konuşmasının "Toplum yamalı bohça değildir" diyordu- Toplumu yamalı bohçaya çevirenlere ne demeli? DSP'nin oyları donmuş, giderek düşüyormuş; Ordu'da, DSP'yi kurup kökleştiren Ferda Güley, SHP’ye giriyor. Güley, geçen yıl DSP'den istifa etmişti. Ferda Güley, Ordu'ya gidip yurttaşlara SHP’ye oy vermelerini söyleyecek. Güley böylece kendini bir yükten kurtulmuş sayıyor...
Ali Sirmen'in gözleri açılıyor. Önümüzdeki hafta yazılarına başlayabilir. Bu da iyi haber...
"DYP 175, SHP 140 mı” başlıklı Ankara Notları üzerine kimi okurlar telefonla "Tansu Çiller, Ekmekçi'ye de mi iki anahtar verdi" diye sormuşlar; gülmekten kırıldım!