Uzmanımızla DSP’nin durumunu inceliyoruz. DSP ilginç bir konumda. Öbür partiler, diyelim SHP yüzde 24 oy almış, DSP yüzde 12, ama SHP’nin çıkardığı milletvekili sayısı DSP’nin çıkardığının on misli. Yahut DSP’ninki on kez daha az. Demek ki DSP’nin durumunda bir bozukluk var bu bozukluğu görmek gerek. Uzmanımız şöyle diyor:
Bu bozukluğun ne olduğunu, biz matematikçi mantığıyla çok iyi biliyoruz, bunu tablolarda görebiliriz. DSP’ye dikkatti bakıyoruz; çünkü çok az milletvekili çıkarabiliyor; oyları yitik ve SHP’yi, bir sol partiyi çok tırpanlıyor!
DSP niçin çok az milletvekili çıkarıyor? “DSP, Türkiye barajını kesin geçiyor! İşte, yüzde 11.5; yüzde 12-14" diyorlar ya, uyduruk anketlerde; bunlar hava! Oysa, “Bölge barajı”, ‘Türkiye barajı"ndan çok daha önemli. Yasayı hazırlayanlar, tasarlayanlar, ANAP’ın arkadan gelişinin ayrımındalar. Türkiye'de iki tane bölge barajı var; bir yüzde 20’lik; bir de yüzde 25’lik. Bu şu demek; bir ilde milletvekili çıkarabilmek için o ilde kullanılan oyların yüzde 20'sini; küçük illerde yüzde 25’ini alabilmek zorunda parti. DSP nereden alacak yüzde 20'yi, yüzde 25'i?
"Refah Partisi nasıl oluyor?" derseniz, Refah'ın niteliği çok ayrı. Refah'ın Türkiye'de kayıp oyu yok. O, Ege bölgesini gözden çıkarmış, örgütü bile yok. RP'nin, Türkiye'de barajı aşan oyu şuradan geliyor; belli yerlerde çok iyi yoğunlaşmış. Bir de vurucu güç. Bir takım yerlerde pat diye vuruyor. 106 seçim bölgesinden 85'inde RP yok, hiç yok; umurunda da değil! Geri kalan 20 tanesinde yeterince çıkarıyor. DSP öyle değil. Kırıntı... Yüzde 7 burada, yüzde 12oyu şurada, yüzde 6 burada, yüzde 9 şurada... Yüzde 15 olduğu yerlerde de var. DSP’nin Türkiye’de barajı aşabileceği son derece de az seçim çevresi var. Belki Kars (2 milletvekili), Zonguldak (2-3). İstanbul (5. Bölge 1; & Bölge 1; 7. Bölge 1-3), Edime (1), Ordu (2-3) toplamı da aşağı yukarı 12-13 ediyor. DSP’nin en güçlü olduğu illerden biri Ordu idi. Ordu'da 1987’de yüzde 12.10, 1989 da yüzde 21.10 oy almıştı. 1991 tahmini yüzde 26 gösterilmekteyse de, Ordu'da DSP’yi yayıp tutturan, eski CHP'li Bakan Ferda Güley’in, Ecevit'e bir mektup yazarak, DSP’den ayrılmasından sonra, DSP'nin bu gücünü koruduğu pek söylenemez. Aybastı’da Fatsa'da ve Ordu'da, DSP'yi tutturmuş olanların aday saptamasında alt sıralarda yer almaları da, DSP'nin eski gücünü koruyamayacağına kanıt olarak gösterilebilir...
Uzmanımıza göre, DSP'nin hali dumanı “Koalisyon ortaklığı" sözü edilirken, DSP'nin adı da sıkça geçiyor ya, aslı yok! Uzmanımız şöyle diyor:
Siyasal partilerin ülke toplamında ve iller seçim çevreleri düzeyinde alabilecekleri oyları şimdiden kestirmek olanaksızdır. 10 ekime doğru biraz daha net kestirebilmek belki olabilir. Ancak, bunu bekler halde yüzlerce olasılık demetini il ve seçim çevrelerine dağıtarak “hangi yörede, hangi parti ne kadarlık bir oy sıçramasıyla ya da düşüşüyle milletvekili sayısını arttırabilir (ya da rakiplerine göre geriletir?)’’in araştırması yapılmaktadır. DSP'nin koalisyon ortağı olabilme şansı hiç yoktur. Çünkü milletvekillerinin sayısının bir elin parmakları sayısını geçmesi olasılığı yoktur. Seçim yasası, küçük partilerin önünü acımasız biçimde tıkamıştır. Bölge barajı denen olay, tüm gayri insaniliği içinde DSP'nin önüne dikilmektedir DSP'ye beklenen üç, üç buçuk, dört milyon dolayında oyun sadece 1 milyonu işe yaramaktadır. Gerisi SHP'ye 70-100 milletvekilliğine patlayacak yitik oylar olma zorundadır. DSP'nin ciddi bir koalisyon ortağı oluşturup oluşturmama şansı ve özelliği de pek gözükmemektedir.
Refah, öyle değil, Refah Konya’da bir vuruyor, altı milletvekili birden alıyor. Tabii DYP'yi dövemiyor, ama altı koparıyor. Erzurum'da bir vuruyor, üç birden alıyor. Urfa'da bir vuruyor, üç alıyor. Diyarbakır'da HEP'le olan birleşmeye karşın bir vuruyor, 2 alıyor örneğin. Çünkü hem birinci, hem ikinci bölgede alıyor. Vurucu karakteri niteliğiyle, örneğin Refah, Kocaeli'nden milletvekili çıkaracak MÇP ile birleşince, Yozgat'ta çıkaracak örneğin. Refah+MÇP birinci, parti, hatta 6-0 olacak yerler var.
DSP dağınık, tüm ülkede çok dağınık. Oysa Refah Partisi bazı bölgelerde hiç yok. Ama olduğu yerlerde yoğun var. Dolayısıyla, daha çok milletvekili çıkarıyor.
DSP'ye verilecek oyların yüzde 80-85'i havaya gidiyor. Sağduyulu Türk seçmeni, bunun sorumluluğunu nasıl alabilecek?
Seçmen böyle bir sorumlulukla karşı karşıya bulunduğunun ayrımında mı?
Bağırmak geçiyor içimden: Uyanın heeeyyy!
NOT: Dünkü yazımızda 105 seçim bölgesi olduğu belirtilmişti. Oysa Bartın'la beraber 106 olacaktı. Düzeltiriz.
1 Ekim 1991, Cumhuriyet