“Ramazan” şiirinin "Garip"çilerden hangisinin olduğunu düşünüyordum. Oktay Rifat'ın mı Melih Cevdet’in mi Orhan Veli’nin mi? Metin Eloğlu'nun da olamaz mı?
Melih Cevdet'e sorayım, diye geçirdim içimden. Şiir neredeyse belleğimde, ama kimindi? Sonunun şöyle bittiğini sanıyordum; "Ramazan oğlu ramazan."
Melih Cevdet'e sordum:
Benim değil, Oktay'ın o şiir... dedi. Garip akımı sırasında yazdığı şiirlerdendir o. Çocuklarla aradık, evdeki kitaplarda, güldestelerde bulamadık. Sonunda, Mahmut Makal buldu, “Garip Şiirleri Antolojisi"nde; öyle sevindim ki... “Ramazan " şiiri şöyle Oktay Rifat'ın:
"Bir girmiş ramazan/Giriş o giriş/Beş yıldır ramazan/On yıldır ramazan/Yüz yıldır ramazan/Ramazan efendim ramazan."
Ben, son dizeyi yanlış anımsıyormuşum demek.
Bugün ramazanın sonu. Bittiğine çok seviniyorum. Laiklik, en çok ramazanda yaralandı da ondan. Oruç tutmayanlara baskılar yapıldı. Politikacılar -sıkılmadan- yemek değil, iftarlar verdiler! Din sömürüsü yaptılar. Aldattılar insanları. Teoman Erel, ''Meydan"da yazdı, bir daha böyle iftarlara gitmeyeceğim. Oruç tutmuyorsun, gösteriş için oruçlu gibi görünüyorsun! Oruç tutmayanlar dövüldüler; geçmiş yıllarda, yine 12 Eylül’den sonra öldürülen de olmuştu 66 yaşımdayım, geçmişte de bugün de oruç tuttuğu için baskılarla karşılaşanı, dövüleni, sövüleni görmedim. Atatürk devrimlerine, başta laikliğe karşı olanların uydurmalarıdır aksine yazılanlar, bilesiniz. Oruç ayı boyunca, okurlar anımsayacaklardır, “Ankara Notları"nda en ağır yazıları din sömürücüleri için yazdım. TRT sonunda "iftar" yerine yemek" sözcüğünü kullandı. Hah, şöyle!
Prof. Sadun Aren, Bayındır sayrıevinde yangeç (by- pass) ameliyatı oldu. Sayrıevine, Özcan Kesgeç, Metin Aksoy birlikte gittik. Dört yürek damarı değişmişti Sadun Bey'in. Bunu da Doç. Dr. Yaman Zorlutuna, uzmanlardan Tevfik Tezcaner ile Cem Yorgancıoğlu gerçekleştirmişlerdi. Uyuşturma (aneztezide) Dr. Kasan Özdoğan, servis başbacısı (başhemşiresi) Nilüfer Güngör.
Sosyalist Birlik Partisi Genel Başkanı Prof. Sadun Aren'e, sekiz gün sonra yine sayrıevinde yatarken bir soru sormadan edememiştim:
Sadun Bey, Apo 'nun silahların bırakılması önerisine ne diyorsunuz?
Sadun Aren, özetle şu karşılığı verdi:
Partiden arkadaşlar, bir açıklama yaptılar. Kanımca, böyle bir fırsatın değerlendirilmesi gerekir. Tabii bu, oturup boyun eğip, tüm önerileri yapmak demek değildir. Hükümet de silah bırakmaya karşılık, Kürt sorunu ile daha yakından ilgilenebilir. Kürt sorununun çözümünde gerçekten yararlı bazı işler yapmaya başlar. Yoksa, birkaç delibozuk çıkar, “Bunlar bir şey yapmıyor”' diyebilir. Bu üç kişi, beş kişide kalır, ama yine tatsız olur. Bu durumda, demokratik olanakları kullanma gündeme mutlaka getirilmelidir...
Türk dilinin ustalarından Emin Özdemir de İbn-i Sina sayrıevinde kestanecik (prostat) ameliyatı oldu. Onun sağını da Doç. Nihat Arıkan..
Konu sağlıktan açılmışken değineyim; 14 Mart dirgerlik (tıp) bayramında yılın ödülü olan Prof. Ahmet Yaycıoğlu ödülünü alan Doç. Oğuz Taşdemir, gördüğü yerde takılıyor:
Sizi gördüğüm yerde yakalayıp ameliyat edeceğim!
Prof. Güneş Akgün'e de uzun süredir görünmedim.
Yüreğimden bir pıhtı, sağ ayak damarımı tıkamış. Prof. Sırn Kes'le, Doç. Mustafa Çınar ivedi baktılar, ilaçlar verdiler. Ağır aksak yürüyorum işte...
12 Eylül boyunca, nasıl geçindiğini soranlara Süleyman Bey:
Bizi Anadolu besledi, demişti. Bana da okurlar bakıyor işte!
Hukuk Fakültesi ile SBF'den, daha başka bazı fakültelerden 529 öğrenci, Aziz Nesin için imza topladı. İmzaların bir örneğini Aziz Nesin e yollayan gençler, şöyle dediler.
"Şeytan Ayetleri kitabının Türkiye'de yayımlanmasını isteyen bir tek Aziz Nesin değil, yüz binlerce, milyonlarca Aziz Nesin olduğunu göstermek zorundayız. Şimdi konuşmak zamanıdır. Oturup yeni ölümler beklemeyelim artık.
Salman Rüşdü’nün Şeytan Ayetleri isimli kitabının Türkiye'ye sokulmasını yasaklayan kararnamenin yürürlükten kaldırılmasını istiyor ve söz konusu eserin Türkçeye çevrilerek yayımlanması yolunda AZİZ NESİN'in verdiği mücadeleyi destekliyoruz.’ (529 imza)
Uğur Mumcu öldürüleli iki ay doluyor, öldürenler hâlâ ortada yok, ipucu da yok. Cumhuriyet'te “On binler” Uğur için yazmayı sürdürüyorlar, ne güzel yazıyorlar; yaşatıyorlar Uğur'u. İlanlarla, anıtlarla yaşatıyorlar.
Çocukluğumuz, bayramlarda anam, kız kardeşlerimin avuçlarına kına yakardı. Benim avucuma da kına yakmasını isterdim.
Olmaz, derdi anam, kına kızlara yakılır!
Haşan Hüseyin. "Kandan kına yakılmaz" der. Ben, bayram yapmıyorum. Bayramı olanlara kutlu olsun!
ÇGD üyesi arkadaşımız İzzet Kezer. geçen yıl bugün görevini yaparken öldürüldü. O günden beri öldürenler bulunamadı...
23 Mart 1993, Cumhuriyet