Yeni kurulan Demokratik Kitle Partisi Başkanı Şerafettin Elçi, partisini tanıtmak için hafta sonunda. Ankara'da Kent Otel salonunda bir kokteyl verdi. Otel salonu tıklım tıklım dolu. Çoğu gençler, bu arada alışılmadık bir şey, bayanlar. Şerafettin Elçi:
-Siyasal partiler içinde en çok bayan kurucusu olan partiyiz diyor.
Kokteyle. “Güldikeni Yayınları" Yönetmeni Mustafa Beyköylü'yle birlikte gitmiştik. Gazetecilerden UBA'dan Baki Özilhan. Hürriyetten, eski Cumhuriyetçi Sedat Ergin. Cumhuriyetten Yusuf Özkan oradaydı.
Eski TİP’li Naci Kutlay. İsveç'ten kesin dönüş yapmış, eşi Azime Kutlay la birlikte gelmişti. İP Gene! Başkan Yardımcısı Haşan Yalçın da eşi Fevziye Yalçınla birlikteydi.
Kokteylde. ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) Genel Başkanı Ufuk Uras. Gene! Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya. TMMOB Başkanı Yavuz Önen, Toplum Yayınevi Yönetmem Remzi inanç, eski TTB Başkam Selim Ölçer. Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan... Refah Partililer var: Mahmut Sönmez, Abdülhaluk Mutlu. ANAP'lı Sebgetullah Seydaoğlu, Demokratik Barış Partisi Başkanı Refik Karakoç, eski SHP'li Bakan Mehmet Kahraman, eski Milletvekili Adnan Ekmen, eski TİP Başkanlarından M. Ali Aslan, İHD'den Selahattin Esmer, Mehmet Emin Sever. 92 yaşında. Diyarbakırlı Cemil Paşa’nın torunu Esat Cemiloğlu. Cemil Paşalar, Diyarbakır'da çok ünlü. Yazar Vedat Günyol’da Cemil Paşa'nın torunlarındandır. Esat Cemiloğlu, “491ar davasında yargılandı. Eski ünlü boksörlerdendi. Uluslararası yarışmalarda, Türkiye adına dövüştü. Esat Cemiloğlu'nun yeğeni Bayan Zizan Cemiloğlu. DKP'nin hem kurucusu hem de Disiplin Kurulu Başkanı.
Kokteyl boyunca, herkesin kafasında, şöyle bir soru dolaşmaktaydı:
-Bu partiyi yaşatırlar mı?
Kokteyle gelenlerden Canip Yıldırım a sordum, "Nasıl görüyorsunuz" dedim: şöyle karşılık verdi:
-Uzun yıllar Türkiye'de kalıp çalışmış İngiliz gazeteci David Hotham'ın bir sözü var, derki: "Türkiye, belli olmaz, rasyonel (ussal) verilere göre ‘Türkiye’de demokrasi tutar' dersiniz, tutmaz, tutmaz' dediğiniz zaman da tutar." Canip Yıldırım ekledi: “Bilmem dikkat ettin mi bakkallarda, manifaturacı dükkânlarında Allah'ın dediği olur' yazan levhacıklar vardır." Öyledir!
Nasreddin Hoca, akşam yemeğinden sonra eşiyle odaya çekilmiş, biraz konuşmuşlar, Hoca:
-Ben uykuya geçeceğim!
-Eh hayırlısı!
-Yarın da hava açık olursa çifte giderim, kapalı olursa. ormana gider ağaç keserim!
-Hoca, inşallah de!
-Canım, bunun inşallahı maşallahı var mı? Hava ya açık, güneşli olur, çifte giderim, ya da kapalı olur, ormana odun kesmeye giderim!
-Sen yine inşallah de!
-Allah Allah! deyip uyur Hoca, sabah kalkar, hava açıktır, çifte gider. Çifti bağladıktan az sonra bir subaşı, arkasında 8-10 jandarma, sökün ederler. Subaşı:
-Köylü kardeş, bize Konya yolunu göster, der.
-Konya yolu şöyle: Biraz düz gideceksiniz, gideceksiniz, gideceksiniz, ondan sonra sağa sapacaksınız! Subaşı:
-Ben anlayamadım senin tanımını. Düş önümüze!
Hoca yaya, bunlar atlı ha babam de babam, giderler.
Yol ayranına gelince Hoca, “Bundan sonrası Konya" der. Subaşı teşekkür eder. -Haydi sana da uğurlar olsun” der, ayrılırlar Ama Hoca 20 km gitmiş, o kadar da dönmüş. Geç vakit eve yollanmış. Kapıyı çalmış, karısı:
-Kim o. diye sormuş. Hoca'nın canı burnunda:
-Allah izin verirse koçanım! Aç kapıyı...
Türkiye'de her şey Allahlık olmuş. Allah'a kalmış. "Allah'ın dediği olur”, usun, bilimin değil! Atatürk ilkeleri rafa kaldırılmış, dinciler yobazlar toplumdan ayrı dilediklerince yaşamak istiyorlar. Diyarbakır olayı: Allah'ın dediği, kamyon orada saplanmasa, teker çamura batma- sa. Türkiye'de bu Diyarbakır olayı kimsenin gözüne çarpmayacağı. Susurluk olayı da öyle, kamyonla Mercedes çarpışmasa, çeteler ortaya çıkacak mıydı sanırsınız?
Şerafettin Elçi'yle söyleşiyoruz: Şerafettin Elçi, 1980 öncesinde, bakanlığı sırasında “Ben Kürdüm" dediği için 12 Eylül, anasından emdiğim burnundan getirmişti. Ona sordum:
Partinizi yaşatırlar mı?
O. senin dediğin herkesin kafasında, bana da sordular: ben diyorum ki: Devlet bizi kapatma yoluna giderse, çok büyük yanlış yapar Bir kez, biz bu devletin ülke bütünlüğüne bağlı olduğumuzu söylüyoruz. Biz, her türlü şiddete karşıyız. Yasadışı bir örgütle uzak yakın bir o ağımız yok. Biz, tamamen demokratik bir savaşım veriyoruz. Legal (yasal) partinin kurallarına uyuyoruz. Şimdi, devlet buna karşın eğer bir hata işler de bu partiyi kapatma yoluna giderse, Türkiye ’de bu sorunun demokratik yollarla çözülemeyeceğinin kesin bir ifadesi olur. Bu da silahlı eylemlere prim verir. Devlet, silahlı mücadeleden şikâyetçi olma hakkım kaybeder. Bu önemli, devletin bu konuda çok duyarlı olması gerekir...
★ ★★
Köy Enstitülerinde öğretmenlik, yöneticilik yapmış, eğitimci-yazar Nazif Evren,88 yaşında Ankara'da öldü. Nazif Evren'in cenazesi bugün ekleyin Kocatepe'den kaldırılıp. Cebeci gömütlüğünde toprağa verilecek. Yakınlarına, Köy Enstitülerle, tüm eğitimcilere başsağlığı dilerim.