İsmet Paşa'nın yenilip, CHP'yi Ecevit’e teslim ettiği CHP Kurultayı’nın ilginç bir gelişmesi vardır. Bunu, Necdet Uğur’dan dinlemiştim. İsmet Paşa, ölümünden bir yıl önce ayrıldı CHP Genel Başkanlığı'ndan. 12 Mart bitti, bitmek üzere. Ecevit’in genel başkan seçilip, İsmet Paşa'nın ayağa kalkarak ceketini iliklemesi, ardından Ecevit’in koşup onun elini öpmesi, salonu dolduran kalabalığın gözyaşlarını tutamayıp, birbirlerine sarılıp öpüşmeleri görülecek şeydi. Gözyaşları akarken konuşanlar, birbirlerini kutluyorlar:
Bugünleri de gördük, bak koskaca İsmet Paşa, yerini genç Bülent Ecevit'e bıraktı, işte demokrasi bu! diyorlardı.
Oysa, kazın ayağı pek öyle değildi; İsmet Paşa, kendisi, o kurultayın başlangıcında yapılan il kongrelerinin bir “tertip” olduğunu söyleyecek, ’’Tertip yapılıyooor" diye bağıracak, biz gazetecilere bile bunu anlatamayacaktı. Çünkü, anlamak istemiyorduk! Çoğumuz Ecevit'i tutuyorduk! O olağanüstü kurultayın çağrısının yapılması için İsmet Paşa’ya giden o zamanki CHP Genel Yazmanı Kamil Kırıkoğlu’na Paşa sormuştu:
Beni düşürmek istiyorsunuz değil mi? Bu kurultay onun için...
Evet Paşam! Öyle istiyorlar...
Kim gelecek yerime, sen mi?
Hayır Paşam, gelecek belli!
Keşke sen gelsen, der Paşa, biraz durduktan sonra ekler: “Dizinizi döveceksiniz, dizinizi!" Yıllar geçer, CHP'liler, sosyal demokratlar dizlerini bir güzel döverler!
Şimdi. Necdet Uğur'un anlattığı olaya geliyorum: İsmet Paşa, genel başkanlığı bıraktıktan sonra, İstanbul'a, taşlıktaki evine çekilmiştir. Bir gün, Necdet Uğur, Paşa’yı evinde görmeye, konuşmaya gider. Bahçeye inip dolaşırlar. Paşa, konuyu genel başkanlığı Ecevit'e devrettiği kurultaydan açar..
Çok coşkulu bir kurultay oldu; ağlaşanlar, birbirlerine sarılıp öpüşenler vardı. Ancak, ben orada bir şey yapmak istedim, bu anlaşıldı mı?
Anlaşılmıştır Paşam! Neden anlaşılmasın?
Bak, sana anlatayım: Biz 1950'de iktidarı yitirdik. Demokrat Parti kazandı. Bu, normal seçimlerle oldu. Demokrasiye geçmek için bu zorunluydu. İktidarın, seçimle bir başka partiye devredilmesi! Bunu yaptık. Ama, demokrasi için bu yetmezdi. Parti içinde de seçimle lider değişikliği olabilmeli, bir lider gidip, bir başkası gelebilmeliydi. Ben bunun örneğini vermek istedim, bu anlaşıldı mı?
Necdet Uğur, bunları anlattıktan sonra:
Kanımca, bu anlaşılmamıştı! dedi. Herkes heyecan içinde, Ecevit’e oylarını verip dağılmıştı. Demokrasi için örnek veriliyormuş, kimsenin umuru değildi!
İşte, Hinthorozu Erdal Bey, babasından sonra, ikinci kez bu örneği verdi. Üç ay önce, "Ben adaylığımı koymayacağım, başınızın çaresine bakın!” demeye getirdi. Neredeyse, aday adaylarını kendisi ortaya itti, yarıştırdı. Öyle bir örnek verdi ki, öbür partilerde de kimi lider geçinenlerin koltukları zangır zangır sallandı! "Doğal lider”lik filan, raflarda kaldı! Kurultayı açış konuşmasında, Hinthorozu bunu açık açık söyledi, "Türkiye'de ilk kez oluyor bu!" dedi. "Babam başlatmıştı aslında, ama anlaşılmadı!" demedi, bizler anladık... Bakalım, başka anlayan da oldu mu? Göreceğiz!
İsmet Paşa, parti içi demokrasi Örneğini vermede -azcık- geç mi kalmıştı? Bunu 88 yaşına değin bekletmemeliydi. Paşa'yla oğlunun gidişleri arasında bir benzerlik var: İkisinde de sevgi gözyaşları, ağlamalar, zırlamalar: “Bana her şey seni anımsatıyor" şarkısı. Ama, verilen ders, belleklerden kolay çıkmayacak nitelikte.
Kurultayı, seçimlerini TV’den izledim yurttaşlar gibi. Uzaktan daha rahat izleniyor. Ağaçları kucaklama yerine, koca ormanı görüyorsunuz. 1969 yılıydı sanıyorum, İsmet Paşa, CHP Genel Başkanı iken kendisini izlemiştim. Uçakta tek gazeteci bendim. Öbür gazeteciler, daha önce bir uçakla gitmişler, ben bilet bulamamıştım. Etimesgut'a gidip, Paşa'nın uçağında bir yer bulabilmek için beklemeye başladım. Paşa, görünce:
Ne bekliyorsun? diye sordu.
Bilet bulamadım Paşam, gidemiyorum!
Haydi, bizimle gel!
Uçakta, yanında sağını (doktoru) Kemal Demir de var: Bir ara yanına çağırdı, Diyarbakır'da yapacağı konuşmayı verdi.
Ekmekçi, sen gezilere katılmadın, Ankara'da oturdun. Daha iyi görmüşsündür Ankara'dan. Ne diyorsun, nasıl bizim durumumuz?
Paşam, biraz oyunuz artacak ama, çok bir şey değişmeyecek. AP yine iktidarda!
Paşa’dan yeni bir şey öğrenmiştim, olayları uzaktan da yaşamak!
Kurultay kulislerinde, binbir söylenti dolaşmış; paralar döndüğü söylenmiş: Gürhan'ı destekleyen bir belediye başkanı milyonlar dağıtmış. Salonun sekilerinde (tribünlerinde) baskın görünen Gürkancı dinleyiciler, başkanlığı Karayalçın’ın kazandığı açıklanınca:
Satılmış delege! diye bağırmışlar. Bunlar, öfkeden söylenmiş sözler olmalı, dilerim...
Taşlama ustası Hasan Çelebi, bir yıl önce, Murat Karayalçın için şu dörtlüğü yazmıştı:
“Arkasız halka açık bir yeni yön açmak için, / O silindirledi, her engeli, her engebeyi. / İşte boy ölçüşüyor şimdi de çağdaşlık ile / Karayalçın, o Ateş Tanrısı'nın gözbebeği!"
14 Eylül 1993, Cumhuriyet