Olur mu, Böyle Olur mu?

Yargıçlar-Savcılar Yüksek Kurulu’nu, son kararları, davranışları nedeniyle eleştirmeyi düşünüyorum.

Bilmeyenler bilsin, Yargıçlar-Savcılar Yüksek Kurulu’nun yetkileri, cumhurbaşkanında yoktur desem abartmış sayılmam. Aldığı kararlar kesindir. Kararları, cumhurbaşkanının onayını gerektirmemektedir. Onlara, 65 yaşına değin kimse bir şey yapamaz. Üyeler, oraya dört yıl için seçilirler. Basına yansıyan haberlere, söylentilere göre durum, koskoca Kurul’u yaralayıcı, incitici niteliktedir. Kurul’un, Ş.K.’ye “teslimiyet” içerisinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu havayı yaratmaya kimsenin hakkı, yetkisi olmamalıydı.

Kulislerde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın İranlı bir generalle vaktiyle yaptığı konuşma, dillerde dolaşmaktadır. Karadayı İranlı generale sorar:

Nasıl farkına varmadınız? Nasıl haberiniz olmadı?

Farkına varmadık, iş işten geçmişti farkına vardığımız zaman...

Deve yüküyle altın biriktiren 148 Erbakan ne demişti? “Kanlı mı geliriz, kansız mı geliriz? Nasıl olsa geleceğiz!” sözü, çok kişiyi ürkütmüş, korkutmuş olabilir miydi? Kimileri:

Bunlar nasıl olsa gelecekler, zaten iktidardalar. Ben bunlarla şimdi ters düşmeyeyim. İyi ilişkiler içinde olayım. Yarın için sıkıntı çekmeyeyim! hesabı içinde olabilirler mi?

Kurul içinde böyleleri olabilir mi? Hiç usuma getirmek istemiyorum. Ama bakıyorum, laiklik konusundaki Danıştay kararı, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmıyor. Türbanlı yargıç adayları “kura” çekip ellerini, kollarını sallayarak atandıkları yerlere gidebiliyorlar. Ş.K.’nin isteği doğrultusunda, başsavcılar görevlerinden alınıp, hallaç pamuğu gibi savruluyorlar. Koca Kurul uyuyor, uyutuluyor belki, bilemem. Kurul böyle olursa, yargıç karşısına çıkan yurttaş ne düşünecek?

Sizleri buraya atayan Kurul, yansızlığını yitirmiş, her şeyiyle bakan karşısında “teslimiyet” içerisindeymiş. Ben sizin dağıtacağınız adalete nasıl güveneceğim?

Gördünüz mü başa geleni?

Kurul’da başkanvekili ne diyordu:

Efendim, bizden türbanlılarla ilgili rapor gizlendi. Bunu gizleyenler hakkında soruşturma açılmasını istedik.

Peki efendim, farkına vardınız demek: o zaman, getirin dosyalan, iptal edin atamaları, ne duruyorsunuz?

Son kararnameyle, 25’e yakın başsavcının başsavcılıkları alındı. Tarihinde görülmemiş bir biçimde, bir genel müdür görevinden alınarak, güney illerinden birine yargıçlığa yollandı.

“Bizim haberimiz yoktu” demek, Kurul’u da, üyeleri de kurtarmaz. Kurul Başkanvekili Sadık Mollamahmutoğlu, “Haberimiz yoktu rapordan’’ diyor, ama kulislerde, Ş.K.’nin en büyük destekçisi olduğu söyleniyor. Ş.K.’yi bir daha kutlamak gerekmiyor mu?

Kurul üyelerinden birinin eşi Ankara’da İdare Mahkemesi Başkanı mı? Danıştay üyesi olmak için çırpınyorsa, bunun yolu nereden mi geçiyor?

Orada çoğunluğu Yargıtay’dan gelen üyeler oluşturuyor. Koskoca Yargıtay üyeleri, “yargıç güvencesi”nin simgesi olmalı değiller miydi? Demokrasimizin, çok partili yaşamın yılmaz emekçisi İsmet Paşa, 1950-1960 arasında “yargıç güvencesi” için çırpındı. Demokrat Parti’nin ünlü Adalet Bakanı Hüseyin Avni Göktürk’e (1955-1957), çok ağır bir söz söylemişti; ben bu ağır sözü hafifleterek anımsıyorum:

Boncuklu İbrahim’in kadısı, senden daha insaflıydı!

Aşağı yukarı, bunun biraz ağırı bir söz. Boncuklu İbrahim, balıklara altın serpen ünlü “Deli İbrahim”!

Ş.K.’ye ben bir şey demiyorum, benim eleştirim yargıçlara. Hani, değirmencinin “Berlin’de yargıçlar var” dediği gibi, “Ankara’da yargıçlar var” demek isterdim. Yargıç, kıyıma uğratılır mı? Yargıç kıyıma uğrarsa, ben yargıcın yüzüne nasıl bakarım? Halk arasında ünlü sözdür:

Tanrı, yargıca, sağına (hâkime, hekime) düşürmesin! derler. Korkarlar ikisinden de. Yargıçlar, kıyıma uğruyorlarsa, onlar kime gidecek, kime sığınacaklar? Ş.K.’ye mi? Hani, küçük çıkarlar için eyvallah edenler olabilir, el oğuşturanlar bulunabilir diyelim; ya hiçbir çıkarı yokken eyvallah edenler; 12 Eylül, onun uzantısı iktidarlar, nasıl da yerle bir etmiş yargıyı?

Yargıçlar-Savcılar Yüksek Kurulu’nda, karşı çıkanlar olduğu duyuluyor; ne oluyor karşı çıkıyorlar da? Hiçbiri:

Arkadaş, ben burada ant içtim, ben laik cumhuriyetin koruyucusuyum. Böyle şey olmaz, buna karar alırsanız ben yokum, ben bu Kurul’u terk ediyorum! demiyor, diyemiyor.

Ankara’da idare mahkemesi başkanları şöyle diyorlarmış:

Bakanlıkta, üst düzeyde bir yargıç filan yere sürülürse, yarın bizi Hakkâri’ye sürerler!

Gördünüz mü yargıç güvencesini?

Sözün kısası: Yargıçlar-Savcılar Yüksek Kurulu’nun değerli üyeleri, yaptıkları yanlışı düzeltmemişler, ipe un sermişlerdir. Yüksek Kurul şöyle oluşuyor:

Başkan: Bakan Şevket Kazan, Müsteşar: Uğur İbrahim Hakkıoğlu; Yargıtay ‘dan gelen üyeler: Sadık Mollamahmutoğlu, Sıraç Aslan, Engin Doğu; Danıştay’dan gelenler: Zühal Çokar, Yaşar Selim Asmaz.

Danıştay’dan gelen Yaşar Selim Asmaz’ın süresi kasım ayında doluyor. Danıştay, onun yerine üç üye adayı seçecek, cumhurbaşkanı üçten birini Yüksek Kurul’a atayacak...

***

148 Erbakan, Libya’dan dönüşünde kendini Romalı generale benzetti; Müslümanları kandırdığı gibi belki Romalıları da kandırır!