BIELEFELD - Yıllardır Almanya'da yaşayan Nebahat Hanım, bir gün;
Hep Almanlar gelip, Türkiye'deki seçimleri izliyorlar; sen de gelip Almanya’daki seçimleri izler misin? Gözlemci olursun! demişti.
Nebahat Hanım'ın önerisi ilginç gelmişti. Şimdiye dek. Bielefeld'e birkaç kez gelmiştim; başka kentleri de dolaşmıştım. Bu kez, yalnız seçimleri izleyecektim.
Nebahat Hanım, Polonya asıllı Alman Rudolf Pohlreich’la evliydi; Nebahat Polhreich olmuştu. Alman yurttaşlığına da geçince, seçme-seçilme hakkını kazandı. Bu kez Sosyal Demokrat Parti'nin Belediye Meclis Üyeliği’ne adaylığını koydu. Nebahat, kendini yabancı saydığı gibi, Almanlar da onu, yabancı Türk kızı belliyorlardı. İstersen ağzınla kuş tut. Yabancısın! Bir şey demeseler de anlaşılıyor bu...
Seçim günü çok şaşırdım doğrusu. Nasıl da sessizdi ortalık. İçki yasağı filan yok, sokaklar hemen hemen bomboş. Yollarda kol kola girmiş, sandıklarına giden çiftler var. Ne kimse kimseyi yaraladı, ne öldürdü!
Bieiefeld'de yaşayan. Alman kızı Gabriel'le evli Ramazan Özgentürk’le dolaşıyoruz. Gabriel. üç hafta önce doğum yapmış. İsmail, Lale'den sonra, Selim’i dünyaya getirmiş. Gabriel'in oy hakkı var, birlikte onun sandığına gideceğiz. Ramazan Özgentürk, Ali’lerin, Nebil’lerin kardeşi. Burada işi iyi, evini de yeni yapmış.
Ramazan anlatıyor:
Almanya'da çok sayıda Rus yaşıyor, Alman asıllı!
Anlamadım, nasıl Alman asıllı Ruslar?
-18. yüzyılda. Rus Çariçesi Katerina, Almanya'da, Katoliklerin baskısına uğramış pek çok Almanı, Rusya'ya çağırıp, oralara yerleştirmiş!
Eeee?..
Gorbaçov'dan sonra, bunlar. Almanya'ya geri dönmeyi tasarlamışlar. “Biz, demişler, böyle böyle aslında Almanız, dedelerimiz Rusya'ya gitmişler; biz şimdi dönmek istedik, döndük. Bizi yurttaşlığa alın!"
Kohl, bunları, Alman Anayasası’nın bir maddesine dayanarak, hemen yurttaşlığa almış. Vaktiyle Katoliklerin zulmünden kaçanlar, bugün Katoliklerin partisi CDU’ya (Hıristiyan Demokratlar) oy veriyorlar iyi mi?
Almanya'da yaşayan, emekli olmuş Mehmet Yaman anlattı bir olayı; oy vermeye giderken, Yugoslav asıllı bir bayan komşusuyla karşılaşmış. Burada, kimse kimseye "Nereye oy veriyorsun?" diye soramaz, sormaz da. Ama, bizim Mehmet Yaman sormuş:
Komşum, ikimiz de yabancıyız. Nereye oy versek?
Ben CDU'ya vereceğim! demiş kadın.
Neden, Sosyal Demokratların nesi var?
Aman, demiş kadın, onlar komünistlerle ne işbirliği yaparlar, komünizmi getirirler. Ben vermem!
Nebahat Pohlreich, Sosyal Demokrat Parti (SPD) için saçını süpürge edip, çalışmış; kapı kapı dolaşmış. 10 oy daha alsa, CDU'lu adayı geçip. Belediye Meclisi'ne doğrudan girecekti. Yine girdi, ama, doğrudan değil de, "tefe "den. Sosyal Demokratlar fazla oy aldıkları için, o oy fazlası değerlendirildiğinde Nebahat Hanım da Belediye Meclisi'ne girmiş oluyor.
Bieiefeld'de Belediye Başkanlığı'nı Sosyal Demokrat aday Angelika Dopheide kazandı. Geçen seçime göre 20 bin fazla oyla geldi. Sosyal Demokratlar kazanınca, Frederic Ebert House’da düzenlenen parti içi şölende, şarkılar söylendi, başarı kutlandı. Nebahat Pohlreich, salona eşi Rudi ile birlikte girince, salon alkıştan yıkıldı. Herkes sarılıp Nebahat Pohlreich’i öpüyordu. Nebahat Hanım, o sırada listeden girdiğini bilmiyordu, umudu da yok muydu? Konuşma sırası kendine geldiğinde kısaca şöyle dedi:
Ben kaybetmedim. Yabancı kökenli olduğumu açıkça söyleyerek, seçim kampanyası yaptım. Yerli-yabancı ayrımı yapmadan savaşım verdim. Adaylığımı koyduğum yer, CDU'nun (Hıristiyan Demokratlar) kalesiydi. Ben 10 oyla, doğrudan girememiş oldum! Bir yabancı olarak, aslında onları sarstım. Bu, yabancı kökenliler için, gerçek başarı sayılmalıdır...
Konuşmasından sonra, umutsuz biçimde evine giden Nebahat Hanım’ı, gece yarasından sonra, 02.00'de SPD li Başkanı Dr. Rainer Wend aradı:
Sen listeden giriyorsun, beni yalnız bırakmayacaksın, sana güveniyorum! dedi.
Nebahat Hanım, ölüp ölüp dirilmiş miydi?
Nebahat Pohlreich gibi, Yeşiller Partisi'nden Mehmet Kılıçgedik de, " listeden ” Belediye Meclisi’ne girmişti.
Nebahat, açık açık "yabancı" diye girmişti yanşa. Başarısı büyüktü gerçekte.
Burada, bir şeyi daha gözledim: Yıllardır, Almanya’da yaşayan Türkler, burada her seçimde seyirciydiler. Türk yurttaşı olarak, Türkiye’deki seçimlerde doğru dürüst oy kullanamıyorlar, sınır kapılarında oy kullanabiliyorlardı. Almanya’da, bir başka ülkede, konsolosluklarda, şöyle ya da böyle oy kullanmaktan yoksundular. Her Batılı ülkede, ülkenin yurttaşları seçimlere katılabilirlerken, Türkler neden bundan yoksun olsunlar? İsmet Paşa’nın bir sözü geliyor usama:
Komşularımızda, seçim üstüne seçim yapılırken, ben duvarlara bakamazdım!
Yurttaşları oy kullanamayan yöneticiler duvarlara nasıl bakıyorlar?
Bir gözlem daha: Burada, çöplüklerden oy pusulaları çakmadığı gibi, kimse çarşafının içine oy pusulası ne saklamadı.
Seçimlerden on beş dakika sonra da, sonuçlar alındı.