Ali Yüce’nin birinci şiiri ‘‘Mustafa Ekmekçi’nin Mutfağı” başlığını taşıyordu. Ekim başlarında vermişti şiirini koca ozan. Mutfağımı anlatan dizeler, şöyle:
“Burası başkent Ankara / Mustafa Ekmekçi’nin haber mutfağı / Ambarı kileri laboratuvarı / Ahçısı kalfası çırağı / Yorgun tenceresi yaşlı tavası / Elinde süngü tak bir kalem /Ağzında kahkaha bombası / Birinci yardımcısı telefon / İkincisi çöp torbası
Belleğinin kumbarasında / Haber biriktirir Ekmekçi / Börek pişirir gibi / Haber pişirir mutfağında / Haber tiryakisi Ekmekçi / Gece gündüz demeden / Haber yer haber içer / Doydum demez Ekmekçi
Demokrasiye âşık bir politikacı / Şeytanla kol kola girip / Dini pazara indirse / Görünmez bir bıçakla / Siyasetin kabuğunu soyar Ekmekçi / Ağzını şapırdata şapırdata / Tadına bakar haberin / Parmağını yalar Ekmekçi
İyi bir avcıdır ama / Ne av tüfeği var ne köpeği / Gelin teli ipliklerle / Tuzak kurar satır aralarına / Saklambaç oynayan tilkileri / Bir damla kan dökmeden / Suçüstü yakalar Ekmekçi
Dalgın bir zeytin ağacı / Çiçek açmayı unutsa baharda /Zile basar bizim Ekmekçi / Güvercin kanadını unutsa gökte / Sesini yitirse gülibik horoz / Bulup verir Ekmekçi / Barış imzalar savaşla
Ekmekçi hin içinde / Daha birçok Ekmekçiler var / Hepsi birbirinden güleç / Hepsi birbirinden sevecen / Sevgiliniz gül göndermiş / Uğrayın alın hemen.”
Ali Yüce’nin ikinci şiiri “Mustafa Ekmekçi’nin Çiftliği” başlıklı. O da şöyle:
“Burası başkent Ankara / Ekmekçi’nin gülmece okulu / domuz muydu ilk dersimiz / Yaz tahtaya öğretmenim / Kızarlarsa karışmam ha
Duvar boyunca bir büfe / Büfe değil domuz çiftliği / Kimi demir kimi bakır kimi cam / Kimi dökme kimi yontma / Et deposu domuzlar / Gelmişler güle oynaya / Ekmekçi’nin çiftliğini / Şıngır mıngır doldurmuşlar
Ekmekçi’nin çiftliğinde kaç domuz var saymadım / Belki altmış belki yetmiş / Yurtdışından yurtiçinden / Okurları armağan etmiş
Ekmekçi ‘ye sorarsanız çokulusludur domuzlar / Bütün diller anadilleri / Fısıldayarak konuşurlar / Duymasın diye doğa katilleri
Gülerek soruyor Ekmekçi / Ne suç işlemiş domuzlar / Vergi mi kaçırmışlar devletten / Hâzineyi mi soymuşlar/ Banka mı batırmışlar yalancıktan / Yüzde 1’lik enflasyonu / Yüzde yüze mı fırlatmışlar / Yoksa parayla oy satın alıp / Demokrasiyi mi yozlaştırmışlar
Demeç veriyor Ekmekçi / Sitem ediyor domuzlara / Bunca büyük ayıpları / Nasıl yaparsınız nasıl / Gücendim size domuzlar / Gözünüze dizinize dursun / Sizin için yazdığım yazılar.”
Ali Yüce, bu şiirleri Dil Derneği’nin yayın organı “Çağdaş Türk Dili Dergisi”ne de vermiş. Dergi yöneticileri, şiirlerin sırada olduğunu, ancak ne zaman yayımlanacağını henüz kesin olarak bilmediklerini söylediler. “Siz yayımlayın, bize de duyurursanız seviniriz” dediler. “Çağdaş Türk Dili” dergisi, bizim elimize doğdu. Çoktandır dergiden söz etmek, duyurmak da istiyordum. Derginin güç durumda olduğunu biliyordum. Cumhuriyet okurları “Çağdaş Türk Dili” dergisine sürdürümcü (abone) olurlarsa dergi belini doğrultabilir. Okurlarının yağıyla kavrulabilir. Aylık derginin yıllığı 1 milyon lira. Okurlar, Dil Derneği hesabına, derginin yıllık ederi olan bir milyon lirayı, 305111 numaralı posta çekiyle gönderirlerse, derginin yaşamasına katkıda bulunmuş, hem de dergiyi okumuş olurlar. Sürdürümcüler, adreslerini yazmayı unutmasınlar.
Ali Yüce de çok sever domuzları. Almanya’ya gittiğinde, bir yerde domuzları topluca görünce sevinmiş, ne desin:
Size Ekmekçi’nin selamı var! demiş, geçmiş.
Ali Yüce’nin Almanya’daki domuzlarla ilgili bir şiirini “Gülgeç Yayınları”ndan çıkan “Domuzuna Yazılar”ın arka kapağına koymuştuk. İsmail Gülgeç de çok güzel çizmişti. “Domuzlar” şiiri şöyle:
“almanya’da domuzlar/ çiftliklerinden kesim yerine / kamyonlarla götürülür / otoban hızında hayvanlar / hem yorulurlar hem üzülürler / altüst olur sinirleri
şölen verilir onlara / eğlence düzenlenir / şiir okunur Goethe’den / Beethoven’dan Mozart’tan Bach’tan / seçme parçalar dinletilir / domuzlar kesilmeden önce / stresleri giderilir / uzak yoldan gelen domuzlar / Kamyondan iner inmez / yorgun argın kesilirler eğer / lezzetsiz olur etleri / ağız tadıyla yenmezler.”
Türkiye’de domuzlarla ilgili şiir yazan Ali Yüce’den başka ozan var mı bilmiyorum. Ressamlarımız, çizerlerimiz de öyle... Her hayvanın resmini yaparlar da, domuzları ı-ıh... Neden yapmazlar, günah diye mi? Resim de günah değil miydi şeriat düzeninde yüzyıllardır? Yazarlarımızın da işine gelmiyor “domuz eti” üstüne yazmak. Sonra da, mangalda kül bırakmazlar...
Aziz Nesin, “Domuz eti yemediği, yeterince beslenmediği için Türk halkının yüzde altmışı aptaldır!” demişti. Aziz Nesin in sözünün başındaki “domuz eti yemediği, iyi beslenmediği için” bölümü atlanıp, “Aziz Nesin ‘Türk halkının yüzde altmışı aptaldır’ dedi” biçiminde yansıtıldı kamuoyuna. Sözün başını anmak, kimsenin işine mi gelmemişti ne?
***
Yarın İstanbul’da “TÜYAP Kitap Fuarı”nda kitap şenliği başlıyor. 4 kasımda Ümit Yayıncılık’ta “Tilkiyle Kuyruğu” ile “Çarıklılar”ı, 5 kasımda Gülgeç Yayınları’nda “Domuzuna Yazılar”ı, 7 kasımda da “Güldikeni Yayınları”nda “Eylül Yazıları” kitaplarını okurlara imzalayacağım. Çarıklılar, Domuzuna Yazılar, Eylül Yazıları İstanbul’da ilk kez TÜYAP’ta okurla karşılaşacak. TÜYAP’ta buluşmak üzere...