Malatya'dan Gelen Çığlık!

Perşembe akşamıydı, telefon çaldı, açtım. Arayan, ken­dini tanıtmadan önce sordu:

Mustafa Bey siz misiniz?

-Benim!

Ben Malatya 'dan arıyorum. Dört gündür Hüseyin'i ka­çırmışlardı. Dün Adıyaman'ın dağlarında vurdular, Çelik- han taraflarında. Orada 28 kişi vuruldu ya, içindekilerin üç tanesi PKK'liymiş. Diğerlerinin hepsi öğrenci Mustafa Bey! Malatya da Anadolu Lisesi'yle, Merkez Dershanesi'nde okuyanlar. Gittiğimizde gerçekten gördüğümüze ina­namadık. Adamların hem elleri, hem ayakları bağlanmış, Çelikhan’dan Adıyaman'a kadar da sürükleyip götürmüş­ler, arabaların arkasına bağlamışlar. Gittiğimizde ceset­ler tanınmayacak haldeydi. Helikopterle bomba atmış­lar...

Soluğumu kesmiş dinliyordum. Kimdi arayan? Sor­dum:

Hüseyin kaç yaşındaydı?

17 yaşına yeni girmişti, öğrenciydi, Malatya Anadolu Lisesi'nde okuyordu Mustafa Bey! Eline silah almış insan değil. Geçenlerde bir ava gitmiştik, o da bizimle gelmişti, amcası dedi ki: "Hüseyin, hayvana bir tane sık öldür!” "Ben hiçbir canlıya sıkamam silah!" dedi. Ben, öyle bir insanın PKK'ye isteyerek gittiğini sanmıyorum. Bizim bu­radan birkaç arkadaş dedi: "Bizi de zorla götürmek istedi­ler. biz kaçtık!" Devlet bunu neden yapıyor, benim anlaya­madığım bu.

PKK'nin içinde yakalanıyor, öyle mi?

Yok, dağda yakalanıyor Mustafa Bey!

Dağda ne yapıyorlar?

PKK’nin kampına götürüyorlarmış, üç tane silahlı adam. Malatya 'dan zorla götürmüşler. Malatya'daki (Aut­lara da kimse gitmedi, "Tehlikeli adamlar dolaşıyor!" di­ye.

Yazık! O zaman kimvurduya gidiyor bunlar...

Benim anlatmak istediğim de o yani, kimvurduya gi­den bu çocuklara neden böyle yapıyorlar? Biz gittik, bize bile hayvanmışız gibi davranıyorlar Mustafa Bey. Bizle ilgilenmiyorlar. "Astir olun gidin" gibi laflar söylüyorlar. O insanlar, zorla götürüldükleri halde, demek bunlara acı­mamışlar.

Ne zaman öldürüldü bunlar?

Dün öldürüldü Mustafa Bey, dün gittik cenazeyi getir­dik.

Dün 18 Mayıs Çarşamba!

Bugün gömdük! Vallahi, daha yeni yemeğe geldik. Si­zi arayayım dedim, haberiniz olsun.

Sizin telefonunuz kaç?

Malatya'nın kodunu da söyleyeyim mi?

(Söyledi, adını soyadını da yazdım. Bende...)

Peki, öteki öldürülenlerin durumu hakkında bilgi vere­bilir misin?

Adıyaman’dan Malatya'ya altı kişi (ceset) getirdiler. Daha yirmi kişi de oradaymış. Onları kimse tanıyamamış. Bir cesedin üzerine bir taş gelmiş, taşı kaldıramamışlar. O kadar ki, büyük bir taşmış yani..

Anladım, anladım. Ne yapmalı buna karşı? Diyecekler ki: "Kardeşim, PKK'ye uymuş gitmiş, orada eğilim göre­cek, savaşacaktı.."

Mustafa Bey, ben Haçovalıyım, hiçbir Haçovalı tutup PKK'ye gitmez!

Anladım! (Haçovalılar çokluk Kürt-Aleviymişler. o ne­denle PKK'ye gitmezlermiş. Bunu sonradan öğrendim.)

İmamların dört tanesi korktu, cenazeyi yıkayamadı. “Yıkayanı am ben bunu, mahvetmişler!" dedi. O kadar ki...

Kurşun yarası mı?

Yok, yerde sürünme yarası çoğu. Bomba patlamış za­ten üzerilerinde Mustafa Bey!

Peki, bunların üzerinde ne bulmuşlar silah olarak?

Hiçbir şey yok. Üç tanesinde silah varmış (PKK ’li olan­lar). Yani, bunların üzerinde hiçbir silah yokmuş Mustafa Bey!

Bulunduktan dağ Malatya'ya ne kadar uzak?

Üç buçuk, dört saat uzak, fazla uzak... Kaçırılıyorlar. Dört gündür zaten yoktu. Aramadığımız yer bırakmadık. İskenderun’a gittik. Antalya'ya gittik. Aradık, bulamadık.

Peki, babası filan yok mu?

Babası var, babası deli oldu zaten. Babası komada şu anda.

Babası ne iş yapar?

Feyzullah Taşkınsoy İlkokulu'nda hademe.

Kaç kardeş bunlar?

Dört kardeşler de, evin bir oğluydu! Diğerleri kız... Mustafa Bey, gerçekten bir hayvana yapılmayacak şeyin insana yapılması, benim içime sindiremediğim o. Ben her gün Cumhuriyet gazetesi okuyorum. Biz, devletimize de bağlıyız, ama benim anlayamadığım, bu millete neden bu işleri reva görüyor bu devlet? Adam, göz göre göre "Teslim ol!" çağrısı yapmadan öldürüyor. Bir sürü silah, bir sürü araba orada Mustafa Bey! Görseydiniz yani, as­keri arabalardan geçilmiyordu. O kadar silaha karşı, 28 kişi. Üstelik üçünün elinde silah. Başka birinin elinde si­lah denecek bir şey yok Mustafa Bey! Yani, kaçırılmış in­sanlar. Bizim Malatya'da, emniyete, Mersin'e gitmediği­miz, aramadığımız yer kalmadı. Gidecek bir insan da değildi. Benim içime sindiremediğim bu. Yazsanız iyi olur. Devlet buna bir çare bulsun. Burada, birçok kişi, PKK'nin yerine, devletin yaptığına inanıyor. "Devlet iste­seydi, bunlara göz yummazdı'’ diyor. Göz göre göre gün­düz vakti, insanların önünde kaçırılıyor bu çocuklar, kim­se "Dur! diyemiyor. Üstelik valinin yanına gittiğimizde, vali yardımcısı kapı dışarı ediyor bizi. Benim anlayamadı­ğım bu Mustafa Bey!