TÜYAP İzmir Kitap Şenliği’nde, Erdoğan Sorguç, babası İbrahim Ethem Sorguç’un, Kurtuluş Savaşı Anıları'nı armağan etti. Kitap öyle sardı ki elimden bırakamadım. Başucu kitabım oldu. Yedek Piyade Teğmen İbrahim Ethem, kısa günlük notlarla, Kurtuluş Savaşı’nın güncesini tutmuş. Yer yer şiirsel bir anlatımı var.
Babasının anılarını yayımlayan Erdoğan Sorguç ile ağabeysi Orhan Sorguç, Konya lisesinden arkadaşlarım. Orhan, sınıf arkadaşım, Erdoğan, ondan iki yaş daha küçük. Onlar, Antalyalı, ama Konya'da okudukları için kendilerini Konyalı sayarlar.
İbrahim Ethem, önce Filistin'e gönderilir, öğrenimi yarım bırakılarak. Öğretmen okulu son sınıfından alınıp götürülmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nda, Filistin cephesindeki serüveni tutsaklıkla sonuçlanır. İskenderiye'de, İngilizlerin elindedir. Tutsaklık bittikten sonra İstanbul'a götürülüp, terhis edilirler. İbrahim Ethem, 26 Ağustos 1921 'de defterine düştüğü güncesinde, bir yerde şöyle der.
“Arkadaşlarımızın pek çoğu meydanı harpte bugün kahramanlar gibi çarpışmaktadırlar. Biz burada (Antalya'da) beş on kişi kalmıştık. Fakat biz de bugün hareket ediyoruz.
Sakarya Muharebesinde zabitan zayiatı (ölümü) fevkalade bir raddeye (çizgiye) geldiğinden ordudaki bu boşluğu doldurmak için bilumum ihtiyat zabıtanının (yedek subaylarının) süratle cepheye sevkleri Müdafaai Milliye Vekaletinden (Milli Savunma Bakanlığı'ndan) ehemmiyetle askerlik şubelerine emredilmiş olduğundan, bize de şubeden birkaç gün evvel derhal hareket etmemiz için emir verildi.
Cepheye gideceğimden son derece memnunum. Bütün düşüncelerim cepheye ve muharebeye ait. Türkün bu ebedi düşmanı ile çarpışacağımdan dolayı duyduğum gururu hiçbir vakit tarif edemeyeceğim.
Birkaç gün evvel şubemizden emri alır almaz derhal kâtip olarak çalışmakta olduğum evkaf müdüriyetine giderek orduya iltihak edeceğimi bildirmiş, halihazır maaşımı alarak hareket hazırlıklarına başlamıştım... "İbrahim Ethem'in güncesinden kimileri şöyle:
23 Eylül 1337 (1921) Sivrihisar - Yağmur öğleye kadar devam etti. Yağmur altında bir yürüyüşle saat dört alafrangada (16.00) Sivrihisar'ı işgal ettik. Fırka mızıkası bizim taburun önünde idi. Halk şehrin haricinde bizi karşıladı ve şiddetle alkışladılar.
Sivrihisar gayet dik ve yalçın bir dağın eteğinde ve önü geniş bir ova. Şehrin en güzel evleri Ermenilerde imiş. Halen Ermeni namına kimse kalmamış. Biz de onların evlerine yerleştik. Fakat ne cam var, ne de çerçeve. Sabaha kadar gece üşüdük.
24 Eylül 1337 (1921) Cumartesi - Düşman şehirde tahribat yapmamış. Türk köylerini Yunanlılara yaktırmak maddesinden hüküm giymiş birisi bugün öğle üzeri çarşıda asılarak idam edildi. Nöbetçi zabitiyim. Ağabeyime ve arkadaşlara mektup yazdım.
25 Eylül 1337 Pazar - Kaldığımız evin açık pencerelerine çuval gerdik ve gecemizi gayet rahat geçirdik. Alayımız bugün ilk defa talime çıktı.
…….
26 Ağustos 1338 (1922) Cumartesi - Taarruz
Sabaleyin 5.15’te topçularımız ateşe başladılar. Taarruz ilerliyor. Şimdiye kadar her tarafta şiddetli piyade ve topçu muharebesi var. Etrafımıza pek çok top mermisi düştü. Top seslerinden kulaklarım fenalaştı. Pek şiddetli topçu ateşi altında 3. Taburumuz ile 10. Alay kahramanca bir hücumla düşmana saldırdılar. Şimdi vakit ikindiye yakın. 3. Tabur daha evvel zaptettiği Küçük Kalecik'te sebat ediyor. 10. Alay da Poyralı'yı işgalden sonra ileri harekâtına devam ederek tepeleri aştı görmüyoruz. Muharebe akşama kadar bütün şiddeti ile devam etti. Bugün Tezekli Yaylası'na vaki olan hücumlarımızla 8. Fırkanın Kurtkaya’ya taarruzu akim kaldı (sonuçsuz kaldı).
26-27 Ağustos Gece
Sarıtepe’nin Küçük Kalecik'e müteveccih (dönük) olan boğazı kapama vazifesini aldım. Muharebe fasıla ile gece her tarafta devam etti. Pek çok serseri kurşun geldi. Dünkü 1. ve 2. bölüğün taarruzunda Yüzbaşı İrfan Efendi ile Mülazım (teğmen) Kemal Efendi yaralıdır. Bizim bir yaralımız var. Efraddan da (erlerden de) yirmiye yakın yaralı ve şehit vardır.
8. Fırka akşamdan sonra Kurtkaya’ya 136. Alay ile birlikte yine taarruz yaptı ise de muvaffak olamadı.
Ağustos 1338 Pazar
Güneş doğduktan sonra Niyazi’den mektup aldım. Her tarafta şiddetli muharebeler oluyor. Sabah yine bomba gürültüleri arasında Kurtkaya sukut etti (düştü). Şiddetli topçu ateşi altında etrafımızdaki tepeler kıt'alarımız tarafından zaptedildi. Öğleden sonra hareket ettik. Bataryalarımızın yanından geçerek Tezekli yaylada ordugâh kurduk. Düşman burada külliyetli (çok) miktarda silah bomba ve eşya bırakarak kaçmış. Dört cebel (dağ) topu ile dört adet de makinalı tüfek var. Bir tane silah aldım. Etraftaki tepeler şehitlerimiz ve düşman ölüleriyle dolu. Pek feci ölüler gördüm. Düşman siperlerini gezdik. Afyonkarahisar’da yangın var. Düşman her tarafta perişan edildiğinden “ileri” emrini aldık. Afyonkarahisar'ın garp şimalindeki (kuzey batısındaki) tepelerde bulunan askerimizin ve bizim meserretimize payan yoktur (sevincimiz sonsuzdur)...
Piyade Teğmen İbrahim Ethem Sorguç’un yapıtı için oğlu Erdoğan Sorguç'a başvurulabilir. (Telefonu: 0 232 421 43 67) Kitabı geçen yıl gören, okuyan Metin Toker. Milliyet’te 24-25 Aralık 1995’te iki güzel yazı yazmış. Başka yazılar da çıkmış. Okunacak bir yapıt...
Vedat Dalokay’ı, eşi Ayşe ile oğulları Barış’ı beş yıl önce bugün bir trafik kazasında yitirmiştik. Öksüz kalan Balamir, Hakan, Sibel, Gözde'ye uzun yaşam diliyorum.
21 Mart 1996, Cumhuriyet