Köy Enstitüleri Vakfı: (11) İsmet Paşa'nın Savunması...

Aşağıdaki yazı, bu başlık altında. 24 Haziran 1990’da çıktı. Geniş özetini yayımlıyorum. Yazıda geçen, konunun tanığı Muammer Erten, kısa bir süre önce öldü. Yazı şöyleydi:

Eski bakanlardan Muammer Erten ’le Cumhuriyet bürosun­da. geçen Şeker Bayramı öncesinde görüşmüştüm. Konumuz Köy Enstitüleriydi. Muammer Erten, 1961-1965 yılları arasında İnönü hükümetinde Sanayi Bakanlığı yapmış. CHP'de genel sekreter yardımcılığı görevinde de bulunmuştu. Şimdilerde anılarını yazmakta olan Muammer Erten'e, anılarının Köy Ens­titüleriyle ilgili olanını sormuştum. Erten Köy Enstitülü filan değildi, ama bu kuruluşların önemim görmüş, savcılığı, yar­gıçlığı sırasında da Köy Enstitülü öğretmenlerin uğradıkları saldırılarda onlara yardımcı olmaya çalışmıştı. Köy Enstitüle­rinin 1946-1950 arasında duraklama dönemine girmesi. Mu­ammer Erten'in kafasını kurcalayan bir olaydı. İsmet Paşa, inanarak kurduğu bu kuruluşları neden yüzüstü bırakmıştı? İs­met İnönü'nün, onu bir gün yemeğe çağırdığı sıraydı. Muam­mer Erten baklayı ağzından çıkardı, sorusunu sordu:

Paşam, bu Köy Enstitülerinin kapanması olayı nasıl oldu? Siz bu kurumlan çok seviyordunuz, ama sonradan siz. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’le. İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'u görevlerinden alıp değiştirince, ensti­tülerin hızı kesildi, nasıl oldu bu?

İsmet Paşa, Muammer Erten 'e şu karşılığı verdi:

Köy Enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi acı duyarım, ama herkes zanneder ki Hasan Ali Yücel i, Tonguç’u isteyerek değiştirdim; Köy Enstitülerinin kapanma­sına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır: aslında o zaman bir sürü olaylar oldu Kurul­taylarda enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. Ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi Grubun büyük çoğunluğu Köy Enstitülerinin aleyhine dönüştü Bakanlar içinde Köy Enstitüle­rine karşı vaziyet alanlar çoğaldı. En çok da bu konuda Köy Enstitülerinden şikayet edilenlerin başında Milli Eğitim Bakanı Yücel'le, Genel Müdür Tonguç hedef alınıyordu. O sırada or­dudan. rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak'tan, (1876-1950) o Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrılmadan önce, yoğun şika­yetler gelmeye başladı. Mareşal. 'Su komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın?' diye soruyordu Mareşal, bunu adeta bir mesele haline getirmişti Köy Enstitüleri etrafında bu çok yoğunlaştı.

Şimdi, sana önemli bir şey söyleyeceğim. Herkes, benim zayıflığım gibi görür, ama benim gücümdür aslında, mesela ben Köy Enstitüsü fikrine inanmışımdır. İnanmış bir insan, so­nuna kadar bunu yürütür; idealizmde, felsefede bu böyledir; ama ben politikacıyım, uygulayıcıyım Ben gücüme göre gücü­mün var olduğu yerde, gücümü gösterebilirim Ben dahi deği­lim, gücümle, tecrübemle, memleket menfaatlerini en üst seviyede tutarak meselelere çözüm bulurum. Ben, gücümün bittiği yerde bir politikacı, bir tecrübe sahibi insan olarak bir noktada, onu gelecekte tekrar uygulamak üzere bir noktada durdururum. Bu, aslında benim gücümdür. Çünkü artık gücü­mü kaybettiğim noktada, Ben bu işi yürüteceğim diye yürü­düğüm zaman, artık tamamıyla yok olma durumu vardır; ben gücümün bittiği yerde, her şeye rağmen, yok olucu bir hareke­te yönetmem. Orada dururum Zaman, benim için çok önemli bir faktördür; zaman içinde imkanlar gelir önüme, bir noktada bıraktığım fikrimi yeniden uygularım. Değişen zaman içinde de bana yeni fikirler gelmemiş, o fikrin doğruluğu bende bir kanaat olarak devam ediyorsa, onu yeniden uygularım. Köy Enstitüleri meselesi de böyle olmuştur

Benim gücüm o zaman nereden geliyordu? Partiden, parti meclis grubundan, gücümü ben buradan alıyordum. Bu konu­da bütün organlarda gücümü kaybetmişim. Ordunun üst kade­mesinde de huzursuzluk başlamış.. Onun için bir süre en çok bu konuda saldırıya uğrayan, Milli Eğitim Bakanı Yücel'le Ge­nel Müdür Tonguç'u onların da gönlünü alarak bir süre için bu şimşekleri bu olay üzerinden uzaklaştırmak istedim Fakat sonradan demokratik hareketlen de başlatınca, olaylar öyle gelişti ki kendi cereyanında yürüdü ve biran geldi ki artık Köy Enstitülerini, eski gücüyle, eski ruhuyla devam ettirmek ola­nakları benim elimden çıktı.

(Daha önce belirtmiştim. İsmet Paşa bunları, 1960’ların ilk yarılarında söylüyor. O yıllarda da Paşa, kendi grubundan top­rak reformu, Köy Enstitüleri gibi konulan geçirmekte zorlana­caktır Köy Enstitülerinin başlangıcı olan köy eğitmenleri olayı­nı başlatan Atatürk’tü. Atatürk de, İnönü de bir toprak reformu­nun zorunluluğuna yürekten inanmışlardı Köy Enstitüleriyse, toprak reformuyla yakından ilişkiliydi. Etle tırnak gibi...) " O, "Ankara Notları" daha da uzunmuş, bir yeri de şöyle:

Engin Tonguç a sordum:

İsmail Hakkı Tonguç, İsmet Paşa’nın tutumu için ne düşü­nürdü?

Engin karşılık verdi:

Köy Enstitülerinin aleyhinde çok yazılıp çizildiği dönemler­de Köy Enstitülerinden ayrılmış olan öğretmenler ya da ba­kanlık emrine afinmiş olan müdürler filan gelip İsmet Paşa için, 'İşte, bizi yüzüstü bıraktı' dedikleri zaman, babamın yoru­mu hep şöyle olurdu' 'ismet Paşanın eğitim meselesi dışında düşünmek zorunda olduğu konular vardır. Bunlar bizim dışımızdadır. Bu hesapları da yaparak karar vermek durumunda­dır. Olayı bu boyutlarıyla düşünerek İsmet Paşa’yı suçlama­mak gerekir. Üstelik İsmet Paşa’yı suçlamak bize bugün için hiçbir şey kazandırmaz..’ Bu şekilde konuşurdu. 1946-1960 arasında..

Tonguç, gereksiz bir ortamda tartışmaya girmenin, Köy Enstitülerine zarar vereceği düşüncesindeydi. Eski demokrat­lara karşılık vermezdi. Tonguç, o yıllar tartışsa bile bunları yazacak gazete yoktu. Yalnız bir gün Tonguç, evinde İsmet Paşa için şöyle demişti:

İsmet Paşa, politikada kalabilmek için her şeyi yapar, politi­ka onun için her şeydir!

Yalnız Hasan Ali Yücel, daha duyarlı, duygulu, öfkeliydi İnönü'ye karşı. Ölümünden bir ay önce, Tonguç’lara gelmiş, şöyle demişti:

Bizi yüzüstü bıraktı, ismet İnönü'yü hiçbir zaman affetme­dim, affetmem!