Köy Enstitüleri Vakfı: (10} Tonguç'un Görev Vermediği Eğitimci...

Hüsnü Cırıtlı Dikmen'de Eğit-Der'de, benim dinleyemediğini konuşmasını anlattı. Çok ilginç geldi bana. Hüsnü Cırıtlı, 63 ya­şında, Kahramanmaraş’ın Elbistan'ında doğdu. Asıl soyadı Ci­ritli iken, nüfus memuru “i”lerin noktasını koymadığı için “Cırıtlı" olmuş. Hüsnü Cırıtlı. "Benim doğrudan başka bir yönüm yoktur" diyor, "Hep doğruya yönelmek isterim. Bazılarının ho­şuna gitmez, bazılarının hoşuna gider, benim için farketmiyor o" diye ekliyor.

Hüsnü Cırıtlı, Hakkı Tonguç'un, hem Adana Öğretmen Okulu­ndan öğrencisidir, hem de Gazı Eğitim Enstitüsü’nden. Köy Ens­titüleri, özellikle Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kurulunca, birçok arkadaşı gibi Hüsnü Cırıtlı da, görev alıp burada çalışmak ister. Ancak. Hakkı Tonguç, bu eski öğrencisine bir türlü görev vermez. Bunu, Eğit-Der'deki toplantıda da anlatmış, özette şöyle demiş:

Ben bu müessesede, arkadaşlarım gibi görev almak iste­dim, Yüksek Köy Enstitüsü’nde. Çünkü arkadaşlarımın hemen hepsi, orada hoca oldular. Hakkı Tonguç, fakülteden de birçokla­rını çağırdı. En çok beni tanıdığı halde, en çok bana yakınlık gösterdiği halde beni çağırmadı. Ben, şuna vermiştim çağırma­ydım: Ben Gazi Eğitim Enstitüsü'nde hocayken, öğrencilerimi Köy Enstitülerine götürürdüm gruplar halinde. Orada öğrenci­lerle, öğretmenlerle, yöneticilerle toplantı yapardık gittiğimiz yerlerde. Ve Köy Enstitüsünün çalışmalarını gözden geçirirdik. Bu arada biz de eleştirirdik tabu. Ben konuşurdum, herkes konu­şurdu. Zaten Köy Enstitülerinde de konuşma, eleştiri teşvik edi­lirdi. Tabii ben de konuştum. Fakat bazı kimseler nedense be­nim konuşmamı Hakkı Tonguç a biraz değişik şekilde getirmiş­ler, öyle anladım. Çünkü, başka türlü benim çağrılmamamın izahı yoktur. Ben onu eleştiriyordum da. yalan değil. Yalan değil ama, eleştirmenin tabii çeşitli biçimlen var, benim eleştirmem başka, başkasının eleştirmesi başka olur. O bakımdan söyledim hani, biraz başka türlü getiriyorlar kendisine diye. Sonra, ben kendiliğimden gittim İlköğretim Genel Müdürü Hakkı Tonguç'a. Kapıdan girer girmez:

Yahu sen nerelerdesin? Niye gelmedin? diye sordu.

Bilhassa gelmedim, çünkü ben sizden umduğumu göreme­dim! dedim.

Nedir umduğun?

Ben de arkadaşlarım gibi, Yüksek Köy Enstitüsü’nde hizmet etmek istiyordum. Çünkü, başka türlü bir müessese idi. Bunda da bir lokmacık tuzum olsun isterim. Katkım olmasını, elimden geldiğince isterim. Çünkü bu müessese değişik bir müesse­se...

(Tonguç. gerçekten eski öğrencisinin eleştirilerini öğrenmiş. Karşılaşınca da, “Yahu Hüsnü, hiç gelmiyorsun, ama Enstitüleri gezerek bizi eleştiriyorsun. Gel, doğrudan doğruya yüzüme söyle, bu eleştirilen...' der. Ekler:

Anlat bakalım eleştirilerini...

Cırıtlı anlatır, Tonguç:

Sen Köy Enstitülerini anlamamışsın. Dur da ben sana anlata­yım! der. Karşılıklı tartışırlar. Hakkı Tonguç orada Hüsnü Cırıtlı’ya şöyle der:

Bir gün gelecek, bugünkü okulların hepsi ortadan kalkacak, bütün okullar. Köy Enstitüsü haline dönüşecekler. Üniversite ko­nusu açılınca da. Tonguç şöyle der:

Türkiye, bu üniversiteyle Türkiye'nin yükseköğrenim soru­nunu çözemez!)

Mili Eğitim’in pek çok dalında çalışmış, Talim-Terbiye Dairesi Başkanlığı, müsteşarlık görevlerinde bulunup emekli olan Hüs­nü Cırıtlı, Hakkı Tonguçla yaptıkları o söyleşiyi bana şöyle anlat­tı: (Ben de sorular yöneltiyordum.)

Kendisi, bir üretimli eğitim kurumunun nitelikleri dışında da bazı şeyler yapmak istediğini söyledi.

Ne gibi?

Bu memleketin kalkınmaya gereksinimi var. Bu gidişle kalkı­namadı. kalkınamayacak da. Çünkü, tutum yanlış

Genellikle tutum yanlış demek istedi üniversiteden söz etti. 1933 üniversite reformu yapıldı, ama üniversite geleneğinden kopmadı. Üniversite oturan bir kurumdur. Hareketsiz bir kurum. Biz. bu kurumla 21. yy'a hazırlanamayız' dedi. Daha hareketli, toplumla daha iç içe. toplum içinde kanatlan olan bir kurum ol­ması gerek. Canlı, hareketti tur üniversite olması gerek. Bunun­la biz. 21. yy'a giremeyiz' dedi. Köy Enstitülerinde, yüksek bölü­mün açılmasının nedenini anlatıyordu B12 Köy Enstitülerinde yüksek bölümler açacağız. Ve o. olması gerektiği gibi olacak. Yani, önümüzdeki 21. yy'a bizi götürebilecek bir kurum olacak' dedi. Ve çok daha ileri şeyler söyledi. Bazılarını da ben, pek doğ­ru bulmadım. Neyse!

Yani, nedir doğru bulmadığınız? Onu da bileyim...

Efendim, siyasi tarafa biraz kaçtı konuşmasında...

Ne gibi?

Siyasi düzenimizin Atatürk çizgisinden ayrılmakla kalmayıp, daha uygunsuz yönlere yöneldiğim, bundan kopmanın ancak çok şiddetti bir dönüşle mümkün olabileceğim anlatmak istedi. Bunu söyledi daha doğrusu. Efendim, o zaman bizde sol hareket şimdiki gibi değildi tabii, yahut son zamanlardaki gibi değildi, biraz ona yadım bir düşüncede gibi geldi bana...

Sola yatkın Tonguç?

Haddinden fazla, evet'

Yani, daha sola eğik olsun!

Ever, ever. Tabii bir ölçüde doğru bu. Şimdiki ulaşamadığı­mız ölçüde, şimdikine bakarsak bir ölçüde doğru, ama onun dı­şında bir ölçü düşündürücü tabii, belki sakıncalı olabilirdi: belki Atatürk'ün tuttuğu yolun da dışına çıkmış olurduk. O zaman, be­nim edindiğim izlenim oydu. Neyse, o önemli değil herhalde. İşte o konuşmamızdan sonra, bundan da fazla şey etmedim. Ya­nı, orada hoca olmayı ister görünmedim. Kendisi de, benim dai­ma kendisini eleştirdiğimi sandı. Konuştuğu arkadaşlardan da öyle anladım .

Size, bütün üniversiteler Hasanoğlan'daki gibi olacak de­miş...

öyle dedi. Yalnız üniversiteler için değil, 'Nasıl medreseler bir günde, bir gecede kapatıcıysa, bütün okullar, üniversite de dahil, tur gecede kapatılacak, onun yerine. Köy Enstitüleri örne­ğinde okullar, üniversiteler açılacak' dedi, biliyorum, bana de­di...