Turizm Bakanı İrfan Gürpınar'ın çağrısı üzerine. Karadeniz yaylalarını görmeye gidecektik. Öğretmen Binali Seferoğlu uğramıştı Cumhuriyet’e:
Dağları, yaylaları gezmeniz çok güzel! dedi. Az durduktan sonra, halk kaynağından gelen şu dizeleri söyledi:
“Bu dağlar eze dağlar /Yar gele geze dağlar / Bağ sizde bahçe sizde/Çiçeği meze dağlar..."
Yaylalara giderken, ormanlarındaki o renk cümbüşü yanında, o yöredeki insan mozaiğini gözlemeyi kuruyordum kafamda. Bu yöre insanı ile ilgili çok az şey biliyorum. Ankara’da, eski Artvin Senatörü Recai Kocaman'ı aradım, söyleştim. Çoktandır görüşemiyorduk. Onu, arkadaşı Ali Özkazanç’ın işyerinde bulup sordum:
Recai Bey, sizin doğum yeriniz neresi?
Baba memleketim Arhavi, Hopa'ya gelmeden önceki ilçe, Artvin'in kıyıdaki ilçesi, eşim Aynur'un memleketi Hopa. Aynur benim annemin amcasının kızıdır. Ben Hopa ile Arhavi'yi eşit memleketim sayarım.
Recai Bey, Karadeniz'de nerede Laz var, siz bilirsiniz. Lazlar, nerede başlar, nerede biter?
Lazca, Megelcenin bozuk bir lehçesidir. Kafkasya’da Megel diye bir kavim var ya. Çok az Türkçe, çok az Gürcüce sözcükler araya karışır. Daha çok Megelce! Ben senatörken (1973-1979 arasında) bir Senato araştırması için İskenderun'a Demir-Çelik'e gitmiştik, orada benim yakınım olan Nurollar var, Nurettin oranın patronu. Nurettin. Giri adında bir Megel tanıştırdı. Sapsan uzun boylu, Rusya'dan gelmiş, makinelerin montajında çalışmak üzere gelmiş bir mühendis. Megelmiş bu. Benim Lazcam çok zayıf olduğu halde, yüzde 75 anlaştık. Türkçe hiç bilmiyor. Ben de Rusça bilmiyorum. Yani bizim orada konuşulan dil bozuk bir Megelcedir.
Lazlar, Sinop'tan mı Samsun’dan mı, nereden başlıyor?
Hayır, bütün Doğu Karadeniz'e Laz derler, yanlıştır bu. Bu Lazcayı konuşanlara eğer Laz diyorsak. Çayeli ile Pazar arası karadan gittiğine göre, orada Kemer Burnu vardır, oradan başlar. Çay fabrikası var orada. Rus sınırına dek gider, Borçka ilçesinde de birkaç köyü kapsar. Dar bir alandır, hepsi bu kadardır, Lazca konuşanları. Ben de onların içindeyim. Kökenimizin ne olduğunu bilmem, araştırmam da. Ama, derler ki, o Megellerle Gürcülerle, Yavuz Sultan Selim’in askerlerinin bir araya gelmesinden doğan bir ırk. (bir mozaik) (Recai Bey'e: “Ne mozaiği ulan?" demedim!) Bizim Lazcamızın yazısı da yoktur, edebiyatı yoktur, sadece birtakım tekerleme biçiminde destanlar, şiirler olabilir...
Lazca konuşan yerler nereler?
Lazca bilen çok kısa bir alandır. Rize'de Pazar, Ardeşen, Fındıklı; Artvin'de hopa, bir parça da Borçka, Lazca konuşanlar buncağızdır. (Ali Özkazanç söze karışıyor, “Kemal Paşa" diyor.) Kemal Paşa, Hopa’nındır, o bucaktır. Yani, Lazca konuşanlar, bu denli dar bir alanda. Ama, siz Ankara'da oturursunuz, Samsunluya, Giresunluya, Orduluya Laz dersiniz!
Onlar da Lazlığı kabul ederler. Çünka Lazlığın kötü bir yanı yoktur. Bir küçük Lazlık öyküsü: Türkiye'de halka özgürlük, malka özgürlük dalgası var ya, bunların temsilcileri Avrupa'nın bir kentinde toplanmışlar. Kendi etnik kökenlerinin özgürlüğü davasını tartışıyorlar. Lazlardan da bir temsilci almışlar, Laz diye. Görüşmelerin gevşediği bir an, her etnik grubun temilcisine: “Ulusal marşını söyle!” demişler. Bizim Laz'a sıra gelmiş, yahu Laz diye bir ırk yok ki, ulusal marşı hiç yok. Ne yapsın? İstiklal Marşı'nı, deyişinde Lazlık özelliği vererek söylemiş:
“Korkma sönmez ha bu şafaklarda yüzen al sancak uy!"
Yani, sana Lazlığın özelliğini anlatabildim mi bilmem.
Bir özelliği var, ama Türkten ayrı, kopma gibi, bir etnik grup olduğu iddiasında değil. Ama, bir özelliği olacak. İstiklal Marşı'nı kendi türküsünün melodisiyle söyleyecek. (Lazlara, bir de “Kürdün deniz görmüşüdür!" derler. Kürtlerin de İstiklal Marşı'nı kendi melodileriyle söylemeleri ilginç olurdu!) Karadeniz’de çok dar bir alandadırlar ama, Türkiye’nin her yanında Laza rastlanır.
Gürcü kökenli olanlarda var...
Artvin'de Gürcü kökenli, Müslüman Gürcüler, bunlar da çok sağlam Türktürler. Çok da fazla vardır. Örneğin, bilmediğin Müslüman Gürcü kökenlileri söyleyeyim: Hasan Fehmi Güneş, Batum kökenlidir; geçen dönem SHP Artvin Milletvekili Ayhan Arifağaoğlu, Fehmi Alpaslan, Orman Bakanı Hasan Ekinci, ayrıca Düzce'ye yerleşenlerden Nazmi Çiloğlu, o da şimdi DYP’de. O da Müslüman Gürcülerdendir. Çok rahat uyum sağlamışlardır. Türkiye'nin bir öğesidirler. Bizim Lazlar gibidirler, kesinlikle ayrılık gayrılık iddiaları yoktur. Etnik ayrılık filan, hiçbir iddiaları yoktur.
Biz, Çamlıhemşin'e de gittik!
Bakın, Çayeli'nin arkasındaki üç köy, sırayla doğuya doğru gidiyoruz. En batıda Çayeli. Rize'den sonraki, sonra Pazar, sonra Ardeşen. Fındıklı, Arhavi'ye geç, sonra Hopa, Öbür saydıklarım Fındıklı, Ardeşen, Pazar, Çayeli, bunların yukarı dağ köylerinde yaşayanlara biz Hemşinli deriz. Bunlar, Lazca bilmez. Örneğin İzzet Akçal. bizim rahmetli Turgut Altınkaya, Mesut Yılmaz, Hasan Tez, yeğeni İbrahim Tez, Murat Karayalçın onlar da Hemşinlilerdendir. Onlarda müthiş bir tecim (ticaret) yeteneği vardır. Otelcilik, fırıncılık, pastacılık onların tekelindedir. Başka tecimsel işleri de vardır. Tıpkı. Müslüman Gürcülerde, Lazlarda olduğu gibi, etnik köken iddialan yoktur.
Hasan Çelebi nereli?
Hasan Çelebi, Borçka’nın Lazındandır, güzel Lazca bilir.
★★★
SSK Yönetim Kurulu bugün toplanarak Etlik Doğumevi Başsağını (Başhekimi) Doç. Dr. Bilal Sert ile ilgili karar verecek. Yönetim Kurulu üyeleri şöyle: Kemal Kılıçdaroğlu (Başkan), Kubilay Atasayar, Etem Ezgü, Enver Toçoğlu, Halil Tunç, Yücel Artantaş, Yusuf Hatay Önen...
Bakalım, adam kıyma makinesi işleyecek mi?
10 Ağustos 1995, Cumhuriyet