28 Mart Pazar günü, Isparta’da Ispartaspor'la Kütahyaspor karşılaşıyorlar. Ayaktopu bu, belli olmaz kimin atıp kimin yiyeceği. Kütahyalılar, Isparta'ya bir tane atıyorlar. Ortalık da birbirine giriyor. Isparta kalecisine kızıyorlar, yuhalıyorlar;
Bu da yenir mi be, yemeceydi! Attırmeceydi...
İş büyüyor, onur sekisinde (şeref tribününde) oturanlar da bağırıp çağırmaya başlıyorlar. O sırada alanda görevli olan toplum polisleri, ellerinde coplarla, onur sekisinde oturanlara bir güzel girişiyorlar. Karşılarına kim gelirse bana mısın demiyorlar. Orada oturanlar arasında DYP Isparta Milletvekili Mustafa Fikri Çobaner de var. Mustafa Fikri Bey;
Ben milletvekiliyim, vurmayın kardeşim! dediyse de, ı-ıhh. Polis bu, vur deyince öldürür! Milletvekilini eşek sudan gelinceye dek döverler. Kısacası “yerinde infaz!" mı?
Milletvekiliymiş, milletvekiliysen burda işin ne? mi dediler acaba?
Mustafa Fikri Çobaner, olayın arkasıyla yediği copların ucunu bırakmaz. İş büyür. İşi valiye yansıtır, Ankara'nın, bakanlığın da haberi olmuştur. Dayak atan toplum polisleri sorguya çekilir. Bunların sayısı otuz kadardır. Isparta'da Asayiş Şubesi Müdürü, Trafik Şubesi Müdürü, Çarşı Karakolu Amiri başkomiser görevlerinden alınırlar. Bu olayları basın duymaz mı? Duymaz olur mu? Ama gazetelerde çıkmaz. Ne Isparta gazetelerinde ne de İstanbul gazetelerinde bir şey göze çarpar. Herkes suspustur. Isparta Milletvekili Mustafa Fikri Çobaner de, yediği copların acısı nasıl olsa geçti diye, olayı Meclis'e getirmez. Küllenmeye bırakır. Sonra ne demezler;
Hani Süleyman Bey, karakollar “şeffaf” olacak demişti, kendi memleketinde polisler milletvekili dövüyor!
Ne yapılıp edilip, bu unutturulmalıdır. Kol kırılır yen içinde kalır! Aman, “şeffaflığa" bir zarar gelmesin! Bir yandan da, açığa alınan polis şefleri, atamalarını beklerler.
Isparta'da neye uğradığını şaşıran polisleri, 31 mart günü, PTT önünde geçen bir olay, birazcık serinletir. 17 yaşında, Barış Öztürmen adında lise mezunu bir genci, PTT'den -ya kendi adına ya başkası adına gelen- “Mücadele" adındaki dergiyi alırken yakalarlar. "Olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar!" mı? Polis zaten bööööyle, kime ne geliyor, gözetlemektedir. Türkiye'deki haberleşme özgürlüğü de budur. Ya telefonlar dinlenir ya mektuplar açılır yada postane gözetlenir!
Barış Öztürmen, hemen gözaltına alınır, sorgulama başlar. Polis, görev başındadır. Öhö, öhö...
Barış Öztürmen, Isparta'da bir birliğin komutanı olan Piyade Yarbay İsmail Öztürmen'in oğludur. Baba, Kıbrıs’ta "mücahit komutan" olarak görev yapmıştır. Barış Öztürmen'e, dergi ya da dergiler, Denizli’de bir arkadaşından gelmektedir. Banş Öztürmen'in sorgulanmasından sonra, birçok kişi gözaltına alınır. Olayda bir de “ruhsatsız tabanca” bulunduğu saptanırsa da, bunun bir emekli astsubayın olduğu anlaşılır, astsubay salıverilir! Sulh yargıcından, gençlerin tutuklanması için karar çıkarılır. Bir eylemleri olmadığı saptanır, ancak "yasak yayın" bulundurmaktan İzmir DGM’ye yollanacaklardır DGM’ye güvenmek gerekir!
Olayı öğrenmiştim, ne yapmalı, neresinden yazmalı diye düşünüyordum. Birkaç gün önce, silah taşıma izin belgesini almak için İçişleri Bakanlığı'na gittiğimde, İsmet Sezgin’in de yerinde olduğunu öğrenince,-milletvekilinin coplandığını daha bilmiyordum- İsmet Sezgin’e gözaltına alınan Barış Öztürmen’in durumunu sormak istedim. Biraz bekledikten sonra, içeri girdim; kucaklaştık. Hemen konuya girdim, olayı sordum; o da bilmiyordu. Telefonu açtı;
Bana Isparta Valisi'ni bağlayın! dedi.
Az sonra vali bağlandı, konuşuyorlar. Bakan:
Hımmm... Hımmm... Hımmm... diyor, bir şey çıkaramıyorum. Bana; "Çocuğun bir şeyi yokmuş, yarın çıkacak!" diyor. Haa, konuşurken, bakan valiye, "Öbür mesele ne oldu?" diye soruyor. Sonradan seziyorum ki, bu, milletvekili Mustafa Fikri Çobaner’in -basında çıkmayan- eşek sudan gelinceye dek coplanması olayı olabilir! Milletvekilinin coplanmasını yazmayan Isparta gazetesi, 3 Nisan 1993 günü gözaltındaki gençlerle ilgili olarak şu haberi yayımlar;
"Isparta Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Ekipleri önceki akşam yaptıkları operasyonda yasadışı DEV- SOL ve PARTİZAN yanlısı 21 kişiyi yakaladı. Konu ile ilgili olarak Emniyet Müdürü Metin Alp basına şu açıklamayı yaptı: “Isparta"ya kargo yoluyla yasak yayın yapıldığına dair bilgiler almıştık. Bu açıdan hareket eden ekiplerimiz bazı semtlerde aramalar yaptı. Bu aramalarda yasadışı DEVSOL ve PARTİZAN yanlısı 21 kişi, bir adet tabanca ve çok sayıda örgütsel yayınlarla ele geçirildi. Yapılan soruşturmada bu kişilerin bir eyleme katılmadıkları, ancak taban oluşturdukları belirlendi. Adli makamlara teslim edilen 21 kişi sorgulanmak üzere İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne sevk edildiler.' "
Barış Öztürmen ile birlikte tutuklu bulunan 20 kişi dün akşam salıverildi. İçeride yalnız evinde hurda bir tabanca bulunan Mehmet İlter kaldı. Sanıklara işkence yapıldı!
3 Nisan Cumartesi günü, Ceyhan Mumcu’yla birlikte, Çorum'a gidip orada Uğur Mumcu adına düzenlenen "Laiklik ve Demokrasi " konulu toplantıya katıldık. 3000'i aşkın bir kalabalık, sanki soluk almadan toplantıyı da, "cem ayini"ni de izlediler. Isparta'dan, Çorum dan söz edeceğim daha...
8 Nisan 1993, Cumhuriyet