İsmet Paşa Küs mü Gitti? (2) Briç Çok Tatlıydı...

Briç çok tatlıydı... Anadolu Kulübü'nün başkanı, AGİK Yarkurul Başkanı Dr. Münif İslamoğlu anlatıyordu, Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un verdiği yemekte. Bizim masada, Tunç Bilget, Hürriyet’ten İsmet Solak, NATO Türk Grubu Başkanı Fethi Akkoç, Tunceli Milletvekili Sinan Yerlikaya var; kimi yalnız, kimi eşli gelmiş. Başka masalarda, Meclis başkanvekillerini, bu arada Hinthorozu Erdal Bey’i görüyorum. Onun masasında sıkmabaş bir bayan var; DYP'lilerden birinin eşi.

Masamızda, Münif İslamoğlu, İsmet Paşa’yla briçi nasıl oynadıklarını, CHP’lilerin Paşa’dan nasıl kaçtıklarını anlatı­yor, zevkle, ancak biraz da içimiz burkularak dinliyoruz. İslamoğlu anlatıyor

Gece saat 01.00'e yaklaşmış, hatta kulübün önündeki taksiler de gitmiş, yalnız İsmet Paşa’nın arabası bekliyor­du.

Tabii üye olduğu için araba verilmişti Paşa'ya.

Evet, evet. Eski cumhurbaşkanlarına araba tahsis et­mişler, polisi de var. Ondan sonra. Paşa‘yı yolcu edeceğiz..

Siz ne yapacaksınız' diye sordu.

Nuri Beşer

'Ben Mola Oteli'nde kalıyorum, karşıda, kulübün karşı­sında. ordayım. 'dedi. 'Müsaadenizle' deyip, Paşa‘nın elini sıktı, gitti. Ahmet Salih Bey dedi ki:

Meşrutiyetin başında benim evim, ben şuradan geçer giderim! Paşa, bana döndü:

Sen ne yapacaksın?

Ben de eve gideceğim...

Gel, seni götüreyim!

Aman Paşam, zahmet buyurmayın, ben bir araba bulu­rum.

-Yok yok gel!

Efendim, müsaade buyurun! dedimse de, ısrarını emir kabul ederek bindim. Yolda gidiyoruz:

Senin evin nerde? diye sordu.

Sizden sonra, sizin evden sonra! dedim. Halbuki, ondan ikice benim evim, ama Paşa'nın beni evime bırakmasını istemiyorum. (Ben soruyorum)

Eviniz nerde sizin?

-Benim Gaziosmanpaşa'da: Paşa'nın zahmet etmemesi için beni evime bırakmasını uygun görmedim, büyük zah­met, hatta saygısızlık olacağını düşünerek, 'Paşam, sizin evden sonra' dedim.

Peki, peki! dedi. Yine ısrar ediyor yolda, ‘Eğer buralar­daysa ben seni bırakayım’ diyor. En sonunda, kendisinin koruma polisi, ‘Efendim, ben doktor beyin evini biliyorum, sizden sonra...’ dadı, koruma polisini tanıyordum, daha önce Sayın Demire! in koruma polisiydi. O da beni takviye etti! Köşk'e geldik. Haaa. gelmeden o arada bana sordu:

Doktor, dedi, seçimleri nasıl görüyorsun?

Efendim, Adalet Partisi aşağı yukarı aynı şeyi alır...

Onu bırak! CHP ne yapar?

-Oda. 100-120 alır! dedim.

Alamaz o kadar doktor, alamaz! dedi.

(İsmet Paşa'nın 'Alamaz o kadar’ dediği CHP, 1973 se­çimlerinde. 185 milletvekili çıkarmış. AP 149'da kalmıştı. MSP 48, Demokratik Parti 45, Cumhuriyetçi Güven Partisi 13, MHP 3, Türkiye Birlik Partisi 1, Bağımsızlar 6 milletvekili almışlardı. Münif İslamoğlu’na 'Demek ki Paşa CHP'nin al­masını istemiyor' dedim.) Münif İslamoğlu, anlatmayı sür­dürdü:

Anlaşılan öyle. Benim de samimi kanaatim alacağı yö­nünde değildi, ama yanıldım tabii.

-Paşada 'Almasın!' istiyor.

Paşa da istemiyor! Ondan sonra Pembe Köşk’e geldik. Demir kapı açıldı, köşkün içinde durduk. Arabadan indi, ben de indim, tabii. Hanımefendi, torunu ile kapıyı açtı, ka­pının önünde duruyordu. Paşa:

Hanımefendi, hanımefendi! dedi, seni uykusuz bıraktım, briç çok tatlıydı, ayrılamadım!

Paşam, siz mesut olun da. ben sabaha kadar beklerim sizi!

Paşa, sonra beni Hanımefendisine takdim etti. ısrarla kahve içmeye çağırdı. Başka zaman gelirim’ dedim. Beni arabaya ısrarla bindirdi. Ceketini ilikledi, selamladı. Evime gittim...

Münif İslamoğlu, o geceyarısı evine dönerken neler dü­şünmüştü? Herhalde, en başta Bülent Ecevit ile kimi CHP'lilerin İsmet Paşa'ya olan vefasızlıklarını. İsmet Paşa'yı devirmek için, "her türlü tertibi" yapmışlar, sonra bucak bucak ondan kaçmışlardı. ..

Münif İslamoğlu’nun pek çok anısı vardı Paşa’yla. Paşa, Anadolu Kulübü'ne her gelişinde süt ısmarlar, kendi de süt içerdi. İslamoğlu anlatıyor:

Bir gün ısmarladı, sütümüzü içtik. Briç oynuyoruz. Bak­tım, garson İsmet Paşa’nın arkasında bekliyor:

Ne bekliyorsun? diye sordum.

Paşa emretti! dedi. Paşa, bazan para ödemeyi unutuyormuş, bu nedenle ‘Benim paramı peşin alın!’ demiş. Gar­son, Paşa'nın parayı ödemesini bekliyormuş. Garsona:

Git! dedim, ben veririm parayı. Kendisi duymadığı için garsonla konuşabiliyorum.

O gün İsmet Paşa unuttu, para vermeyi. Oyun bitti, İsmet Paşa’yı yolcu ettik. Ertesi günü oyun salonunun girişinde oturuyorum. İsmet Paşa, yine geldi, benim önümde bir re­verans yaptı saygıyla; ben şaşırmıştım:

Aman efendim, Paşam emredin! dedim.

Süt için teşekkür ederim! dedi.

Sormuş garsonlara. 'Neden parayı peşin almadınız?’ di­ye, onlar söylemişler, 'Münif Bey ödedi!' diye. Briç oynadık­tan sonra de, parayı kuruşu kuruşuna verir, yeni paralarla öderdi borcunu. Defterine de yazardı: 'Beş lira kaybettim..', 'İki lira kazandım..' diye..