İnsanlık, Uygarlığı Domuza mı Borçlu?

Orman Yüksek Mühendisi İsmail Zengingönül jle Murat Karayalçın’ın eski Dış İlişkiler Danışmanı Özmen Kendir’den, aynı konuyu işleyen birer mektup aldım. İsmail Zengingönül, mektubuna şöyle girmiş:
“Sayın Mustafa Ekmekçi,
Siz uzun yıllardır 'domuzlar' hakkında yazıyorsunuz. Doğanın bu verimli hayvanının, insanlar tarafından ilk evcilleştirilen hayvanlardan bin olduğu hakkında ‘National Geographic’ dergisinin Mart 1995 sayısında bir yazı çıktı. Bu ara, bilgi olarak: İnsanoğlunun evcilleştirdiği yaban koyununun ‘Anadolu müflonu’ (şu anda Van ve Orta Anadolu'da, Konya Bozdağ'da korunuyor) olduğu, karakeçinin soyunun da 'Anadolu bozuar' yabankeçisi olduğu, bilimsel çalışmalar sonunda anlaşılmış bulunmaktadır. Bu yazı, yabandomuzu ehlileştirilmesinin koyun ile keçilerden önce olduğunu belirtmesi bakımından ilgi çekici göründü bana. Bildiğiniz gibi, insanoğlunun yerleşik düzene geçip buğday, arpa yetiştirdiği yer de Diyarbakır doğusu."
Özmen Kendir de özetle şöyle diyor:
“Sevgili Ekmekçi,
45 yıla yakın Cumhuriyet okuruyum. İlginizi çekecek kısa not ektedir. Bu bilgi, ünlü 'National Geographic Magazine’in Mart 1995 sayısından. Fotokopi de çevirisi de eklidir. Domuzun, Türkiye'nin değil, dünya uygarlığının ve de Anadolu’ya ilişkin serüveni çok ilginç geldi. İşte çevirisi:
Acaba eski uygarlıklara (yerleşmelere) domuzlar mı etkin oldu?
Arkeologların çok büyük bir bölümü, eski insanların avcılıktan, toplamacılıktan vazgeçerek, buğday ve arpa ekip biçerek, süt ve et için de yaban koyun ve keçilerini evcilleştirerek, Doğu Akdeniz kıyılarında yerleştiklerine inanırlar. Fakat bugün Türkiye'nin modern kenti Diyarbakır yakınlan nda 10.000 yıl öncesine ait bulgulan içeren kazılar, bambaşka bir tabloyu önümüze koymaktadır.
Bu yörede yuvarlak taşlardan yapılmış evlerde yaşayan eski insanlar, gerçekten yaban koyunları, keçileri avlayıp fındık, tohum toplayarak yaşarken aynı zamanda domuz besliyorlardı. Bu eylem, belki koyun, keçinin evcilleştirilmesinden 500 yıl daha önceki tarihte meydana gelmişti.
‘National Geographic' Derneği tarafından masrafları karşılanan, Delaware Üniversitesi'nden Michael Rosenberg ’in sürdürdüğü Hallan Çemi kazıları, bu yöre uygarlığının birkaç yüzyıl sürdüğünü de ortaya koymaktadır. Burada yaşayan insanların domuzu evcilleştirdiklerinin kanıtı bu köylüler, dişleri yabandomuzunun dişlerinden daha küçük (dergide resim de var) evcil domuz beslemekte idiler. Bulunan kemiklerin büyük kısmı, erkek domuz kemiği idi. Dişi domuzların üretim için ayrıldığı anlaşılıyor. Rosenberg, domuz yetiştirirken öğrenilen yöntemlerin daha sonra, yaban koyun ve keçilerinin yetiştirilmesinde uygulandığına inanmaktadır. "
National Geographic (ulusal coğrafya) dergisi, 1890’dan ben yayımlanıyor, 14 milyonun üstünde üyeye gönderiliyor.
Domuz konusunda, ilginç mektuplar yazan Ahmet Aşıcı, şöyle diyor.
“Sevgili Ekmekçi, seni tekrar üzeceğim.
Dün İstanbul'dan Ankara'ya kadar, çıplaklaşan Anadolu bozkırlarını acıyla yeniden seyrederek geldim.
Bundan önceki, yani İslamlıktan önceki bütün toplumlar, Anadolu'da bağ ve meyve yetiştirmişler, bunlardan şarap, pekmez, tükenmez, şıra, hardaliye, pestil, kuru üzüm, içi bademli fındıklı, fıstıklı pekmez sucuğu, bulama, sirke gibi ürünler üretmişler, bunları bir yıl boyunca kendileri ve hayvanları yiyerek bolluk ve sağlık içinde yaşamışlar, büyük limanlar kurarak dünyanın her yanına satmışlar, güçlü uygarlıklar kurmuşlardır.
Şarabı yasaklayan İslamlığın Anadolu'da yayılmasıyla, İslamlaşarak fanatikleşen bütün ülkeler gibi, Türkiye de çölleşmiştir. Çünkü erozyonu önleyen bağlar ve meyvelikler birer besin kaynağı olmaktan çıkmış ve yok edilmişlerdir. Tek yıllık bitki alanına dönüştürülen bütün eğimli alanlardaki toprak, yağmurlarla akmış, rüzgârla uçmuş, çukurlara dolmuştur. Oysa çokyıllık eski bitki örtüsü yalnızca toprağı korumakla kalmıyor, aynı zamanda budanarak halkın odun ve kereste gereksinimini de karşılıyor, ormanlar kesilmiyordu.
Ağaçlık yöreler, çıplak yörelere göre yağmur, kar sularını 120 kez daha hızlı emdiği için, sular sele dönüşmüyor, yaz boyunca yeraltı su kaynakları, dereler, göller kurumuyor, bitkiler taban suyuyla besleniyordu. Bitkiler, hayvanlar, insanlar sağlıklıydı.
Bir de bilindiği gibi, çok güzel ve genç olan ikinci karısı Sara’yı 'kardeşimdir' diyerek firavuna veren Hz. İbrahim, ödül olarak aldığı erkek davarları, sığırları, halkın sürekli domuz yemesi yüzünden satamayınca ve oğlu İsmail 'i keserek Allah 'a kurban etme görüntüsü altında 'kurban söylence’sini çıkararak 'koç'u kutsayıp domuzu haram kılınca, elindeki malları satıp zengin oldu. Ancak, domuzun bıraktığı büyük boşluğu dolduramayan koyun ve sığırın yanında, hızla üreyen keçiler, bu Yahudi peygamberinin ardından önce bütün Yahudi ülkelerini kemirip çölleştirdi. Sonra da bütün İslam ülkeleri aynı nedenlerle çölleşti. Koyun ve sığıra göre 18 kez fazla dengeli et veren domuzu yiyen ve şarap içen bütün ülkeler ise yemyeşil.
Türk insanı, ağacı ve insanı çok sever. 'Tonguz' denen domuz, eski Türklerde kutsal bir evcildi Çölden gelen arabesk felsefeler, kafalan da doğalan da çölleştirdi. Yazık oldu. Acaba yanılıyor muyum? Saygılar.”
Bugün Sivas olaylarının yıldönümü
DGM, yargı görevini yapamadı. En kötü sınavı verdi. Atatürkçüler, 2 Temmuz'u yüreğine kazıdı; unutmayacak!