Hinthorozu Erdal Bey’in başdanışmanlarından Fikret Ünlü, bir ara bana şöyle dedi:
CHP kurultay delegelerinin katıldığı İstanbul toplantısında, Ankara'da yapılan CHP il başkanları toplantısında, CHP Genel Yönetim Kurulu üyelerine oybirliğiyle üç görev verildi. Bunu da Genel Yönetim Kurulu üyeleri, tümüyle kendileri geldiler, Erdal Bey'e söylediler, dediler ki: “Efendim, bize üç görev verildi, 'Altını çizerek söylüyorum' dedi Erol Tuncer, ‘oybirliğiyle verildi' nedir bunlar?
1- Üçüncü parti olmayacaksınız! dediler. 2- Koalisyona zarar vermeyeceksiniz! 3- Birleşmeyi CHP çatısı altında sağlayacaksınız!
Şimdi bu beyler, bir, üçüncü parti oluyorlar bu görevlerini yapmıyorlar. İki, üçüncü parti olunca, koalisyona zarar veriyorlar! Üç, partileri CHP çatısı altında birleştiremiyorlar! Kime karşın birleştiremiyorlar? ‘Ben, her çatı altında, uzayda da olsa, birleşmeye hazırım!’ diyen Erdal İnönü'ye karşın birleştiremiyorlar. Erdal İnönü, 'Bana somut öneri getirin’ diyor, daha bugüne değin, somut öneri gelmedi 'CHP çatısı altına gelin!' diyorlar, CHP çatısı altına gelmenin yolu yok ki. Partiyi feshetse SHP, partin yok ortada. Ecevit, bunu bildiği için “DSP’ye gelin!" dedi. İl başkanlarının kendilerine, oybirliğiyle verdiği görevi yapmıyorlar, keyfi davranıyorlar. Ellerine geçen fırsatı değerlendiriyorlar!"
Yemekte, çatal bıçak sesleri, fıskiyenin hışırtısı, müziğin yansıması, arasında Erdal Bey konuşuyor ağır ağır
... Bütünleştirmek, bütünleşmek tek başına bir amaç diye alınamaz. Bütünleşecek, sonra ne olacak? İktidar olacaksın ve halka hizmet edeceksin, programını gerçekleştireceksin, neyse amacın onu yapacaksın. Bütünleşmek, ona yardımcı olursa, faydası var. Bir de bütünleşirken, amaca faydası var mı, yok mu ona dikkat etmek lazım. Tabii, bu bizim kurultaylarımızda düşünüldü bu hikaye, yani biz kurultaylarımızda, her zaman "bütünleşmek iyidir" diye hep söyledik. Başka şeyler de söyledik. Ve kurultaylar bazı heyetleri seçtiler. Onlara inanarak seçtiler. Gene öyle bir durum var. Yani parti birtakım insanları seçecek, onlara güvendiği için. İktidara gelmek ve iktidarda güvendiği kişilerin işler yapacağına güvenerek. Biz o meseleyi gözden uzak tutamayız. Birtakım kişisel meseleler var, işte.
Birtakım gruplaşmalar, şunlar bunlar. Yani, öyle bir uzlaşma yaptık ki, bütünleşme oldu. Aslında tabii, birleşme de olmaz zaten, yani dediğim şekilde, doğru dürüst bir yönetim olmayacak grupla, zaten birleşse de olmaz. Onun için, bu bakımdan belki söylediğimin fazla bir anlamı yok. Ama, bunları da düşünmek zorundayız yani. Tuhaf şeyler söyleyen, çok daha ileri şeyler söyleyenler var; Bu şekilde birleşeceğiz’ filan; tabii bir şey çıkmaz, zaten...
Ne gibi tuhaf şeyler?
Örnek vermeyeyim, bunun yorumunu herkes yapıyor, anlaşma tek başına amaç değil. Böyle özetleyeyim...
Efendim, sizden başka da bunu benimseyen yok. Örneğin, "Adalet Partisini canlandıralım” diyen bir DYP yok! "MSP'yi canlandıralım, eskileri canlandıralım" diyen yok...
DYP'nin durumu açık, Adalet Partisi'nin devamı.
Tamam, siz de CHP’nin devamısınız!
Biz de aynı, tabii bizde lider karışıklığı var, yani (Kahkahalar benim!) Son genel başkan, şimdi başka partide olduğu için orada bir karışıklık oluyor, gövde ile baş ayrı oluyor. Gövdeye mi gideceğiz, başa mı gideceğiz ayrılığı oluyor...
(Erdal Bey'in Başdanışmanı Güneş Gürseler, Ecevit'in 12 Eylül'den sonra Partinin başkanlığını bıraktığını, o dönemde partileşmeye karşı olduğunu anımsatır: Hinthorozu sürdürüyor konuşmasını)
Demek ki yapılacak şey. Başkan bırakıp gittiğine göre gövdenin bir araya gelip tekrar baş bulmasıdır, iktidara gelmesidir.
Tekin İleri Dikmen'le bir konuşma yaptım ben, nasıl buldunuz?
Okudum, güzeldi!
O bazı şeyler anlattı, ama sonra anlattı, ben onları yazmadım; İsmet Paşa, CHP kurultayını olağanüstü kurultaya, çağırdığı zaman, Ecevit çok tepki gösteriyor. O zaman genel sekreterlikten ayrılmış. (Ecevit, o kurultayda kaybedeceğini sanıyordu), şöyle diyor; "Bu, Erdal'ın babasına yakışmaz!" diyor. (Kahkahaların çoğu benim)
Aaa!
Ecevit yani, "Bunu yapmak (Olağanüstü Kurultay toplamak) Erdal'ın babasına yakışmaz! diyor. Sizi o denli yakın buluyor ki...
Yok canım, dememiştir öyle şey!
Evet, evet! Tekin Bey söyledi bana. "Bu, Erdal’ın babasına yakışmaz!" (Kahkahalar)
Şimdi de tersini söylüyor! “İnönü'nün oğluna yakışmaz!” diyor...
Efendim, iktidarla ilişkileriniz nasıl? İktidar ortağınızla?
Gayet iyi!
Bir o iyi galiba! (Toplu kahkahalar)
Yani, iktidar kolay bir şey değil; programlan gerçekleştirmek için biraz zaman ister. Kalan zamanda kanunları yapacağız...
(Hinthorozu’yla konuşmalar, CHP kurultayı öncesinde; yapıldı.)
10 Eylül 1992, Cumhuriyet