Hinthorozu’yla Konuşmalar: (4) Erdal Bey’le Başa Çıkılmaz!..

Erdal Bey’e pat diye sordum:
Efendim, politikada, kanımca, çok şey kullanılıyor. Kimi din sömürüsü yapıyor; hacca gidip, dönüp seçime giriyor. Kimi "Anayasal yetkilerim" deyip kullanıyor; kimi de tarihi, geçmişi kullanmak istiyor. CHP de bir şeyler için kullanılıyor mu?
CHP'nin zorla kapatılmış olması iyi bir şey değil. Mümkün olsa da, hatırlanmamasını sağlayacak bir gelişme olsa. Yanı büyük parti CHP devam etse, işte o zaman, kimse anımsamaz arada inkıta, kesinti olduğunu. Avrupa'daki partiler öyle. Örneğin, Almanya'da Hitler zamanındaki kesintiler hiç anımsanmıyor şimdi; Alman SPD'si "110. yılımı kutladım!" diyor. Ama arada kesintiler var. Hitler döneminde bu parti yoktu Almanya’da. Avusturya'da?.. Orda da yoktu. Ama onu hiç söylemiyorlar, sürekli olarak yaşamış gibi gösteriyorlar. Böyle yaparak o ara dönemi unutturmak; partinin, demokrasinin sürekliliğim göstermek istiyorlar. Kaza gibi, hastalık gibi... İnsan "Şu kadar yıl yaşadım" der, ama hastalıklarını söylemez. Bir süreklilik gösteriyor ve demokrasiden başka yaşam biçimi olmayacağım da İfade etmiş oluyor. Bu açılardan bana, çok iyi bir şey gibi geliyor CHP'nin gene büyük bir parti olarak yaşayabilmesi Türkiye için de iyi bir şey. Ama bunu sağlayacak olan, tabii yasaya göre, şimdiki CHP Yönetim Kurulu. Onların böyle bir yaklaşıma girmeleri gerekir. Onun için de, işe kısa vadeli meseleleri bırakıp uzun vadeli perspektifle bakmak gerekir. Büyük parti nasıl olur tekrar CHP? Onu düşünmeleri gerekir. Yani, "bizim yönettiğimiz parti olsun" başka mesele, "büyük parti olsun" başka mesele! İkisi de aynı şey olabilir iyi bir şans olarak, ama o şart değil yani...
Erdal Bey, bir de şu var: Siz, Erdal İnönü olarak CHP eğer "üçüncü parti olarak ben yaşamımı sürdüreceğim!" derse, "eh, madem CHP var, biz iki partiyken üçe çıktık. Ben de bu partinin yeniden kurulmasını, gelişmesini istemiştim, ama ters tepti’ deyip kavganızdan döner misiniz?
Biz zaten şimdi hükümetteyiz; hükümet olduk, bir amaçla olduk; hükümet programı var, onu yapmak zorundayız. CHP'nin devamı olarak iktidardayız. Onun için bir başka partinin olması, bizim hükümetteki görevimizi etkilememeli. Hem ayrı hem aynı şeyler, ama ikisini beraber götürmek zorundayız.
Diyelim ki SHP'den 20 kişi ayrıldı. CHP'li oldu! Ne yapacaksınız?
Bir şey yapmayacağız! Biz zaten "CHP'nin devamıyız” diyoruz, onlar hükümetin aleyhinde oy kullanamazlar görüşündeyim. (Uzun kahkahalar benim! 'Erdal Bey’le başa çıkılmaz’ diye düşünüyorum.)
Ama başka parti oluyorlar!
Olsun, başka parti olsun, gene de hükümeti destekleyen bir parti olmak zorundadırlar. (Fikret Ünlü’ye, "Çıkış noktası bırakmıyor Erdal Bey” diyorum) Kendilerini inkar ederler yani, vatandaşa nasıl izah edecekler? SHP içinde muhalefet başka, hükümete karşı çıkmak başka: yani mantığı yok bu işin.
Evet, mantığı olmaması zaten düşündürücü ya!
(Fikret Ünlü, burada Ermenek yöresinden bir olayı anlatıyor, şöyle:
Ekmekçi de bilir ya, bizim oralarda "Ölmez Ana" diye bir deyim vardır. Eğer bir insanın bakmaya gücü yoksa, canlı varlığını, ona daha iyi bakacak birine teslim eder. Bu, bazen keçi, koyun, o tür varlıklarla ilgilidir. Teslim edilen kişinin adına biz "Ölmez Ana" deriz. Adam teslim eder, "Benim bakmaya dermanım yok, buna sen bak, ama öldürme Ölmez Ana, yararlan. Yararlanalım birlikte. Sütü, kaymağı neyse birlikte yiyelim!" Ama sonradan "Bu canlandı, bana geri ver!" demez mal sahibi. Yani, bu yapılanları köylü bile yapmaz, bunu, kötüye kullanmaz. "Ölmez Ana" onu öldürdüğü zaman da ayıp etmiş olur! Bu hareketin içindeydik hep birlikte: "Biz bu işte yanlış yapıyoruz” diyen biri yoktu; olan, Bülent Bey’le arkadaşlarıydı.
Yemek bitmek üzere, Erdal Bey şefe:
Dondurma yerim! diyor. Dondurmalar söyleniyor.
Nasıl dondurma efendim?
Yok yok bayağı, dondurma, sade dondurma!
Fikret Ünlü konuşuyordu:
Halkçı Parti, "Biz CHP'nin devamıyız" dedi; sonra iki parti birleşti, birleştik. Şimdiki genel yönetim kurulu üyeleri içinde, "Olamaz; siz CHP'nin devamı değilsiniz" diyen yoktu o zaman. Şimdi peki bu ayrıcalık niye? Bunun mantığı yok, buna kimseyi inandıramazlar. Biz de ortaya çıksak, "Biz CHP'nin devamı değildik!" desek, millet der ki, "Bunlar ne diyorlar Allahaşkına? Dün öyle dediler, oy istediler. Şimdi "değiliz" diyorlar..
Erdal Bey, alıyor sözü burasında:
O zaman, "birleşelim" diye biz uğraşırken, bu arkadaşlarımız da bazen derlerdi. ’Ecevit’le konuşalım!" Giderler konuşmaya, yüz vermezdi hiçbirine. Hepsini geri gönderirdi. Ve hiçbirisi konuşamazlardı. Şimdi, CHP olduktan sonra, birdenbire konuşma başladı!
Efendim, siz az konuşuyorsunuz bu konuda; yoksa sizin de kafanızda kırk tane tilki mi dolaşıyor?
Yoo, tilki filan yok. CHP’nin büyük çoğunluğu bizde, yani SHP'de. Bizim dışımızda "CHP kuruldu!" derlerse, onu da biz .... (Son sözcük anlaşılmadı)
Fikret Ünlü, "Efendim, ben Ekmekçi'ye biraz yardımcı olayım” dedi, şöyle konuştu;
CHP Genel Yönetim Kurulu geldiğinde ziyaretinize, orada dediniz ki: "CHP. 12 Eylül'den sonra kapatıldığında, partiyi yaşatmak için ortaya çıkan arkadaşlar çok iyi niyetliydiler. Hem cesaretliydiler hem özveriliydiler; yani o günün koşullarında partiyi yaşatmak istediler, iyi niyetliydiler. Sizi kastetmiyorum dediniz, ama şimdi ortaya çıkan bazı arkadaşların, bu hareketi ülke yararına yönlendireceklerinden kaygı duyuyorum! Bu işe karışarak ben onların ışını kolaylaştıramam!" dediniz...