İki yazıdır, “Ankara Notları"nda, Kırklareli Cezaevinde tutuklu Riyad Makluf’a yapılan hukuksal haksızlığı yansıtmaya çalışıyorum. Hukuksal yanlışlık, en başta. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Yaşar Büken'in Kırklareli Başsavcılığına, “Bakan adına" diye yazıp imzaladığı buyruk niteliğindeki bir yazı ile başladı. “Çok ivedi" notuyla gönderilen bu buyruğunda, Genel Müdür Yaşar Büken, yargılamayı etki altında bırakacak bir biçem, bir "üslup" kullanmaktaydı. Genel Müdür’ün sanki, son CMUK yasasından haberi yoktu. Genel Müdür yazının bir yerinde şöyle diyordu:
"1. Adı geçen hakkındaki iade evrakı, Tunus ile ülkemiz arasında yürürlükte bulunan Türkiye Cumhuriyeti ile Tunus Cumhuriyeti Arasında Cezai Konularda Adli Yardımlaşma ve Suçluların Geri Verilmesi Sözleşmesi’nin 32. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde ve diplomatik kanaldan alınmış bulunduğundan, adı geçenin tutukluluğunun süre söz konusu olmaksızın teslime kadar devam etmesi gerektiğinden bilgi edinilmesini,
2. Birlikte gönderilen iade evrakı merciine tevdi olunarak, TCK’nun 9. maddesi hükmü dairesinde:
a. Adı geçenin iade talebine konu olan fiillerin siyasi, askeri veya bunlara murtabıt (bağlı) fiillerden bulunmadığı (fiillerin adi suç niteliğinde bulunduğu),
b. Adı geçen sanığın tabiiyeti (Türk tebaasından olmadığı),
konularında alınacak kararla birlikte, iade amacıyla muvakkat tutuklama müzekkeresi örneğinin ve ekli evrakın Tunus'a iade konusunda Bakanlar Kurulu'ndan gerekli kararın istihsali için bakanlığa gönderilmesini rica ederim."
Yılların hukukçusu, savunman Burhan Apaydın. Adalet Bakanı Seyfi Bey e yolladığı faks-mektubunda genel müdürün bu yazısını eleştirerek, bir yerde şöyle dedi:
‘Tunus uyruklu Riyad Makluf’un Tunus devletine iadesi doğrultusundaki talep ile ilgili olarak Ceza İşleri Genel Müdürü Yaşar Büken imzasıyla ve Bakan adına’ denilerek Kırklareli C. Başsavcılığına gönderilen 83.1993 tarihli yazıyı okumanızı hassaten (özellikle) rica ederim. Yargıçlar üzerinde baskı yapmak ve 'emredici' nitelikte talimat ve direktif vermek Anayasanın 138. maddesince yasaklanmıştır. ‘Bakan adına’ denilmek suretiyle böyle bir yazının yazılmasının sizin hukuki kişiliğinizle uzlaşamayacağı aşikardır. Tabii, takdir size aittir."
Genel Müdür’ün bu "buyruk "yazısı üzerine, Kırklareli Sulh Ceza. Asliye Ceza, Ağır Ceza mahkemelerinde, Riyad Makluf’un ifadesi alınıp, sorgusu yapılmaksızın, kendisine bir şey sorulmaksızın "Tunus'a iadesine" karar verilmişti.
Olayda, bir bilim adamı sesini yükseltti. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Yenisey, "Tempo" dergisinin yönelttiği bir soruya karşılık, "Anayasal garanti yoksa İade mümkün değildir" diyordu. Prof. Feridun Yenisey, konuşmasının bir yerinde özetle şöyle diyordu:
"...Bu durumun incelenmesinde, isteyen devletin çoğulcu demokratik bir rejim olup olmadığı da özellikle önem taşır. Tunuslunun iadesi konusunda şu husus önemlidir: İadeyi kabul eden devlet, kendi hukukunun temel prensiplerine riayet edileceğini garanti altına almak mecburiyetindedir. Yani Türk Hukuk Sistemi'ne uygun olmayan bir hukuk sisteminin uygulandığı bir ülkeye asgari anayasal haklar garanti altına alınmadıkça iade mümkün değildir. Nitekim ölüm cezasını kaldıran Avrupa ülkeleri, suçluları Türkiye'ye, idam cezalan kalkmadığı için iade etmiyorlar.
Bunun dışında bir başka hususa daha dikkat çekmek gerekir. 7997 yılında Türk Ceza Kanunu'na 10/a madde eklenmiştir. Buna göre, yurtdışında işlenen suçlarda olay yeri kanunuyla Türk kanunundan hangisi lehteyse o uygulanarak karar verilecektir. Bu yeni eklenen 10/a madde dolayısıyla iade hukukunda da bir yenilik meydana geldiği söylenebilir. Yabancı devlete iade edilirken, en lehte olan hükmün uygulanması garantisi istenebilecektir."
Usuma neler geliyor? Tunus diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali, Riyad Makluf’un teslim edilmesi için Hacı TÖ’ye telefon etti mi, etmedi mi? Hacı TÖ de öldü, kime sormalı? Son bir yıl içinde, Tunus'a çağrılıp, Riyad Makluf’un teslim edilmesi için kulaklarına fısıldanan Türk yetkililer oldu mu? Kimlerdi? Bir ulusun saygınlığıyla oynanmamak değil miydi? Riyad Makluf’un "Interpol”ca arandığı yolundaki savlar da doğru değildi, anlaşılıyordu ki arayan yalnızca Zeynel Abidin Bin Ali'ydi!..
Zeynel Abidin Bin Ali'nin kardeşi Münsif Bin Ali, Fransa’da bir uyuşturucu olayına karıştığı gerekçesiyle on yıl hapis cezasına çarptırıldı. Haberi Le Monde gazetesi yazdı. Münsif Bin Ali, Fransa'da tutuklanacağı sırada, Fransız CMUK'undan yararlanarak, kendisini otuz dakika bekleyen Tunus uçağına binip yurduna uçtu. Fransa, Zeynel Abidin Bin Ali'nin kardeşini İstediği halde, Tunus. Münsif Bin Ali'yi Fransa'ya vermedi. Türkiye’den Riyad Makluf’u isteyen Tunus, böylece "çifte ölçü" uygulamış olmuyor muydu? (Münsif, "Moncef " diye söyleniyor; Arapça’da Münsif "insaflı, adaletli" anlamına geliyor.
Zeynel Abidin Bin Ali, Hacı TÖ’nün cenaze törenine Başbakan Hamit Karui'yi gönderdi...
22 Nisan 1993, Cumhuriyet