Foça'da...

Foça 93 “Akdeniz Foku Küttür ve Doğa Şenliği"ni yeterince izleyemedim. Cumartesi akşamı, benim de katıldığım “Nâzım Hikmet Gecesi”ne ilginin az olacağını sanıyordum. Bir kez tam o saatlerde, Türkiye-Cezayir ayaktopu karşılaşması vardı. “Herkesin işi gücü yok da, dizleri mi dinleyecek" diye geçiriyordum içimden, öyle olmadı. “Beşkapılar "daki açıkhava tiyatrosu hemen hemen doldu taştı bile.
Gecenin en ilginç olayı, Buca Burhan Özfatura İlköğretim Okulu öğrencilerinin, Nâzım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı”ndan parçalar okumalarıydı. Kimi öğrenciler, şiirleri ezberden söylediler. Okulun Türkçe öğretmeni Caner Canlı, Nâzım’ın yurttaşlığı için beş bini aşkın imzanın toplanmasına öncülük etmiş, öğrencilerine de Nâzım Hikmet'in şiirlerini okutmuş, belletmişti. Gece toplantısını yöneten Nevzat Şenol, öğretmenle öğrencileri sahneye çağırınca, çocuklar doluştular. Nâzım'ın şiirlerini okuyan öğrenciler şunlardı:
Özlem Ömeroğlu, Güler Kendigelen, Sertan Karakaya, Ferdi Yorgancı, Rezzan Çelebi, Koray Candan, Suna Demir, Ahmet Cansu, Seçkin Öz, Kenan Yüksel, Metehan Çıplak, Mehmet Bilgin.
Gecenin açış konuşmasını Foça Belediye Başkanı Nihat Dirim yaptı; ardından Nâzım'ın kardeşi Samiye Yaltırım, ağabeyi Nâzım Hikmet'in yurttaşlığını yeniden kazanması için herkesin yardımını istedi. Samiye Yaltırım, Foça'ya kızı Ayşe Yaltırım'la birlikte gelmişti. Nevzat Şenol, konuşmacıları çağırmadan önce, Nebahat Bilgen’i Nâzım'dan şiir okumaya çağırdı. Nebahat Bilgen, Nâzım’ın “23 Sentlik Asker" şiirini okudu. ABD Dışişleri Bakanı Mr. Dulles, NATO'ya en ucuz askeri Türkiye'nin sağladığını söylemişti. Bir Türk askeri NATO'ya 23 sente mal oluyordu. Nâzım, Moskova'da şiirini bu sözler üzerine yazmıştı.
Geceye, Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'un sağ kolu Ferit Oğuz Bayır da gelmişti. Eşi Hüsniye Bayır
Sen git Ekmekçi’yi dinle, ben evde kalayım! demiş.
Tonguç, Ferit Oğuz'u “Yol arkadaşım " diye sever, beğenirmiş. Mehmet Başaran'ın Kartal Belediyesi Kültür Yayınlarından çıkan “Aydınlanma Yolunda Eğitim Emekçisi Ferit Oğuz Bayır" kitabı, Bayır'ı ve onun Tonguç’la birlik çabalarını anlatır, Ferit Oğuz Bayır'a:
Başaran'ın kitabını yanımda gezdirip, okuyorum! dedim.
Kitap. Köy Enstitülerinin kuruluş coşkusu yanında, kapanış hüznünü de yansıtır. Reşat Şemsettin, Kâzım Karabekir, Emin Soysal, Feridun Fikri Düşünsel, Şemsettin Günaltay gibi politikacıların Hasanoğlan’a yaptıkları bir çeşit baskına benzer gidişin de tanığıdır Ferit Oğuz Bayır. Bayır, İsmail Hakkı Tonguç'a, Meclis Başkanı Kâzım Karabekir'le yardımcılarının Hasanoğlan'a gideceklerini duyurur telefonla. Tonguç'un İlköğretim Genel Müdürlüğü görevinden alındığına ilişkin bir haber çıkmıştır Cumhuriyet gazetesinde.
Onlarla sen git! der Tonguç.
Ferit Oğuz Bayır, o kişilerin yanında görülecek giysisi olmadığını, şeker çuvalından yapılmış beyaz yazlık giysisiyle gidebileceğini söyler.
Tonguç:
Elbiseye boş ver, der, sen git...
Hasanoğlan'a giden Karabekir ile arkadaşları, gerçekten bu kuruluşları kapatma amacıyla mı gidiyorlardı? Başaran'ın kitabını okuyunca bunu anlıyorsunuz. Kâzım Karabekir'le yardımcılarına bakar Ferit Oğuz, “Biri Atatürk'ün yerinde gözü olan, öbürü Sebilürreşatçı, öbürü... Neyin ardındaydı bu adamlar?" diye geçirir usundan. Günaltay, koca profesör, şöyle der:
-Efendim, bu acaip müesseselerde milli hisler inkişaf ettirilmiyor, talebeye kendi harsımız verilmiyor, kendi tarihimiz tedris olunmuyormuş. Amelelik ettiriliyormuş boyuna. Gogoller, Çehovlar okutuluyor, yabancı eserler temsil ettiriliyormuş. İdareci zevat, bunlara ne buyuruyor?
Günaltay'ın bu sözlerini, Başaran'ın kitabında okuyunca tüylerim diken diken oldu. Ferit Oğuz Bayır, ayağa kalkar, onun da tüyleri diken dikendir: bunları yapıttan okumanızı öneririm. Tonguç görevinden ayrılırken, Ferit Oğuz Bayır'a şöyle der:
-İyi ki baldıran zehiri içirmeye kalkışmadılar bize Ferit Cehaletin sakin vadisindeki havayı bozduk... Masa başında oturmaya alışmış valilerin, kaymakamların rahatını kaçırdık. Toprak ağalarını ürküttük... Tehlikeyi gördü adamlar. Hasanoğlan soruşturmacılarının başlan altından, bakalım neler çıkacak?
Köy Enstitüleri kapatılmak üzeredir. "Marko Paşa'"da, Sabahattin Ali şunları ya2ar:
“Tekrar yabancı sermaye köleliğine girmeyi özleyenler en iyi vatansever rolündeler. On sekiz milyona (nüfus o zaman o kadardı), irfan nurunu götürebilme yolunu tutan, içerde ve dışarda, dostun düşmanın hayran olduğu hür düşünce ve çalışma yuvaları Köy Enstitüleri, atılan tırpanla Ortaçağ müesseseleri haline getirilmek üzere."
Nâzım Hikmet gecesine, ta İzmir'den dinleyici olarak Ekrem Akurgal da gelmişti. Kıymet Coşkun, Şükran Kurdakul, Atilla Coşkun, Özdemir Nutku konuşmalar yaptılar Gazeteci Nurettin Tekindor, Nâzım Hikmet'in Moskova’daki eviyle gömütünde çektiği fotoğrafları gösterdi. Tuncel Kurtiz, "Şeyh Bedrettin Destanı"ndan çeşitli sahneleri oynadı. Kurtiz'in bir başına gösterisi görmeye değerdi. Soluğumuzu kesip izledik. Türkiye-Cezayir karşılaşmasının sonucunu pazar sabahı radyodan öğrendim.