CHP, 1973 seçimlerini kazanınca, kurulan CHP-MSP ortaklığında. Ordu Milletvekili Ferda Güley, Ulaştırma Bakanlığı'na getirildi. Ferda Güley, o zamana değin, CHP Genel Sekreter Yardımcısıydı. Başbakan(Bülent Ecevit):
Hangi bakanlığı istersiniz? diye sorunca, Ferda Bey, özür diledi:
Efendim, benim bakan olmam şart değil! yanıtını verdi. (Genel Sekreter Orhan Eyüboğlu, Başbakan Yardımcısı olmuştu. Genel Sekreter Yardımcılarından Turan Güneş, Dışişleri Bakanlığı'na getirilmişti. Kendisi parti yönetiminde kalmayı yeğliyordu.) Partiyi tümden boşaltmayın, iyi görüntü vermez, bu... Ben tekkeyi bekleyeyim.
Hayır, kesinlikle hükümette olacaksın!
Ferda Güley anlatıyor:
“Sonunda Ulaştırma Bakanlığı'nı aldım. Alışımın nedeni de, parti siyaseti açısından, pek öyle orası burası çekilip sündürülecek bakanlık olmamasından. Kimse de zaten istekli olmaz, Ulaştırma Bakanlığı’na. Ortaklıkta, bakanlıklar dağıtılırken, Ulaştırma Bakanlığı’na pek o denli istekli olmazlar. Yani, şey gibidir; Genelkurmay’a bitişik. Dışişleri Bakanlığı'na doğası gereği, uygun yanı olan bir bakanlıktır. Ulaştırma Bakanlığı’nın özel yasası vardır; olağanüstü halde, savaş halinde, Genelkurmay'la adeta ortak çalışırız. Böyle bir bakanlığa, özellikle bundan dolayı istekli oldum. Birkaç sınıf arkadaşım da vardı, onların da hizmetlerinden yararlanırım diye (Ferda Güley, ordudan binbaşılıktan ayrılmıştı)..."
O zaman Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ekrem Ceyhun'du; onu görevden almadınız, onu anlatmanızı rica ediyorum.
Müsteşar, Adalet Partili. Çünkü. Manisa 'da aday; yedinci sıraya koymuş onu Demirel, orada kazanamayınca, dönmüş yerine gelmiş. Yasal hakkı olan, yine müsteşarlığa dönmüş. Ben, şimdi Ulaştırma Bakanı olunca, ben de bir partinin örgüte bakan genel sekreter yardımcısıyım. Ben de gırtlağıma dek CHP'liyim. O da gırtlağına dek AP’Ii. Öyle mi?
Evet!
Ben, nesini bilirim Ulaştırma Bakanlığının? Trenler, vapurlar, uçaklar işler, rıhtımlar işler, postaneler işler, kocaman, her biri bakanlık büyüklüğünde bakanlık. Ben, şimdi bunların başına gelmişim. CHP'nin genel sekreter yardımcısı Ferda Güley. Burada benim görevim ne? Hizmet üretmek. Hizmet, hizmeti bilenle üretilir. Ben, hiç kimseyi değiştirmedim. Önce, müsteşar geldi, adet olduğu üzere, istifasını verdi: "Sayın Bakanım, rahat çalışmanız için istifa ediyorum!" dedi. "Lütfen kabul buyurunuz..." “Hayır" dedim, “Hizmete daha yeni başlıyoruz: ilerde birlikte çalışmamızın mümkün olmadığı ortaya çıkarsa, o vakit ayrılırsınız. Siz, bir hizmetin başında, deneyimli, bilgili bir kişi olarak bulunuyorsunuz" dedim. “Benim üç ilkem var; bir, dürüstlük, ama aşırı derecede dürüstlük, iki, çalışkanlık, ama aşırı derecede çalışkanlık; üç, çalıştığı işi bilmek... Sayın Ekrem Beyefendi, bu üç şey kimde varsa, ben onlarla çalışmaya hazırım.” Topladım bütün personeli, genel müdürleri dahil, bunu söyledim. “Bu üç ilkeyi ararım, kimde varsa, başımın üstünde yeri vardır; siyasal görüşünüz, benim için hiç önemli değil, bakanlığa sokmamak üzere. Bakanlığa ya da işyerinize, partinizin tercihini sokarsanız, ben de bunu görürsem, birlikte çalışamayacağımız anlaşılmış olur. Aksi takdirde, bizim görevimiz, yarış halinde hizmet üretmektedir. İşte izlence (program), işte yıllık uygulama; bunları adım adım izlerim. Ben birşey bilmiyorum, sizden öğreneceğim. Ben ulaştırma bakanı oldum diye, bu hizmetlerin hepsini bilebilir miyim? Hiçbirini bilemem. Ben öğrenciyim, siz öğretmensiniz. Ben siyasal otoriteyi temsil ediyorum, siz de devletin hizmet yerlerini işgal eden deneyimli kişiler olarak, devletin kadrosundasınız. Birlikte ahenk içinde çalışacağız. Görevimiz yarıştır" dedim. Böylece on ay içinde, bakanlık on ay sürdü. Denizcilik Bankası Genel Müdürü dışında, kimseyi görevden almadım. O da şöyle oldu: Pendik Tersanesi'ni biz yapalım, diye Japonlarla anlaşmışız. Türk mühendisleri, "Biz yapabiliriz" diyorlar. Genel Müdür Celal Bey; "Hayır, biz yapamayız, Oda’nın görüşleri yanlıştır" diyor. Tersane, 1936'da başlamış, öyle duruyor. Yalnız yerini almışız, ortada tersane yok. “Görüşüme katılmazsanız ayrılırız" dedim. Ancak, böyle bir genel müdürden ayrıldım. Onu da törenler yaparak... İki ay izin istedi, "Tamam” dedim, ancak siz kenarda durun, iki ay sonra da sizi emekli edeceğim! 1950'den beri, CHP, Ulaştırma Bakanlığı’na adım atmamış. Koalisyon zamanlarında bile, AP'lilerin, eski DP'lilerin elinde kalmış. Rüzgârımızın kesinlikle esmediği bir yer. Bütün genel müdürler. DP zamanından beri. AP'lilerden beri atanıp durmuş; hiç umurumda değil. “Ben hizmetin üretilmesine bakarım" dedim ve bakanlığım sona erdiği zaman. DPT'nin bir çalışmasında, hem parasal, hem fiziksel olarak, “en fazla hizmet üreten bakanlık" durumuna geldiğimiz açıklandı.
Ferda Güley, 80 yaşının gençliğini yaşıyordu. Şöyle diyordu:
“Hizmetin ve devletin devamlılığı egemen düşüncedir. Ben, AP’Ii müsteşarla çalıştım diye, siyasal rakiplerim Ordu'da aleyhime propagandalar yaptılar."
Ferda Güley, 1977 de alt sıralara düştü, seçimleri kazanamadı. Pendik Tersanesi’nin açılışına da çağrılmadı. Politikacılar, ondan ders almadılar.
Ferda Bey, ANAYOL'da bürokrat pazarlıklarına şaşıyor, şöyle diyor:
Denizleri geçtiler, derede boğuluyorlar!
4 Nisan 1996, Cumhuriyet