Eşeğini Dövemeyen...

Geçen perşembe akşamı, Ali Nesin, savunman Veli Devecioğlu’yla, Gölbaşı'nda “Vilayetler Evi”nde yemek yedik. Ali’yle ikimiz rakı içtik, Veli Bey bira içti. Aziz Nesin'e, Turan Dursun’a kadeh kaldırdık. Ali orada, bir olayı anlattı, şöyle:
Aziz Nesin’in ölümünden iki gün sonra, gazeteciler Nesin Vakfı’na gelmişler. Gömütünün yeri belli olmayan Nesin, “Çocuklar gömütümüzün üzerinde oynasınlar!" demişti ya, bir gazeteci çocuklara:
Haydi oynayın da resminizi çekelim! demiş.
Siz oynayın da biz sizin resminizi çekelim! demiş çocuklar.
Savunman Veli Devecioğlu, Aziz Nesin'i küçük düşürücü yayınlar dolayısıyla, açtığı davalarla ilgili bilgi verdi. Mahkemeler, şimdiye değin 250 milyon lira tazminat ödenmesi kararını vermişler. Ancak, bu da hemen alınamıyor, sövüp kaçanlar, borçlarının taksitlere bağlanmasını istiyorlarmış.
Veli Devecioğlu'nu, Gümüşhane’de savcı olduğu yıllarda tanıdım. Süleyman Bey’le bir gezide, bir ara Süleyman Bey’i bırakıp Gümüşhane Adliyesi’ne gidip, Veli Devecioğlu'nu buldum. Veli Devecioğlu, Şadi Alkılıç’ın damadıydı.
Nesin Vakfı başkanlığına Prof. Ali Nesin geldi. Vakfın, Aziz Nesin yaşıyormuş gibi, aksamadan yürümesi gerek. Vakıfta bir “Matematik Enstitüsü "nün kurulması, Aziz Nesin’in vasiyeti içinde. Bu nedenle Ali Nesin, Amerika'daki görevini bırakarak Türkiye'ye gelecek; vakfın başına geçecek.
Vakfın yaşatılması için toplumun katkıları da zorunlu. Bu nedenle, vakfa yardımda bulunmak isteyenler için vakfın hesap numarasını, nereye yatınlacağını buraya yazmak istiyorum, şöyle: (Nesin Vakfı, Ziraat Bankası, Selamiçeşme Şb. 4566 notu hesap; Kadıköy/İstanbul).
Birleşmiş Uluslar Genel Yazmanı Butros Gali, bugün Türkiye’ye geliyor. Çeşitli gazetelerde, özel uzgöreçlerde yer yerinden oynuyor. Bir gazetede “Gelme!" diye başlık atılmıştı. Kendi kendime düşündüm:
Basın, uzgöreçler ne yapıyor? Nereye gidiyor? Toplulukları kışkırtarak neyi çözebiliriz?
Usuma Sivas olayları geliyor. O da Aziz Nesin için gerici basında çıkan saldırılarla başlamadı mı? 37 kişi canavarca yakılmadı mı? Ellerinden gelse, Aziz Nesin'i ne yapacaklardı? Partiler, Butros Gali olayında, “Refah”ın kuyruğuna takılıp gidecek denli sağduyularını yitirdiler mi? Türkiye’nin de içinde yer aldığı Birleşmiş Uluslar Örgütü’nü dövemeyenler, Butros Gali’yi dövmek istiyorlar. Hani, ne demiş atalar:
Eşeğini dövemeyen semerini döver!
Geçen yıl aralık ayında, Cumhuriyet'te “Bosnalı Sürgünün Anlattıkları" yayımlanmıştı “Ankara Notları”nda. Anlatan Bosna eski Başbakan Yardımcısı Muhammed Çengiç, sayrılandı; Viyana'da beyin ameliyatı olup İstanbul’a döndü. Düşünüyorum da Muhammed Çengiç’in tüm dedikleri çıktı. Bosnalı politikacıların izledikleri politika yanlıştı, İzzetbegoviç bir diktatördü! Bir kez, Bosna'yı “köktendinci", yalnız Müslümanlardan oluşan bir topluluk olarak görmek yanlıştı. Bosna, çok dinli bir toplumdu. Burada Sırp da vardı (yüzde 10 oranında). Muhammed Çengiç şöyle demişti:
"... Şimdi sorun, ‘Bosna sorunu nasıl çözülebilir?’ İzzetbegoviç, ‘Dünyanın en büyük sorunu Bosna sorununu çözmektir' diyor. Demek ki, İzzetbegoviç sorunu nasıl çözümleyeceğini bilmiyor. Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi'nin, değişik Avrupa ve dünya organizasyonlarının önerdikleri her öneriyi kabul etti, Sırplar ise hiçbir zaman kabul etmediler. Her görüşmeden sonra Sırplar bir ödün daha alıyorlar. Bir dolu barış görüşmesi yapıldı. Her görüşmeden sonra Boşnaklar bir şey yitiriyorlar..."
Türk basınında şimdiye değin, Aliya İzzetbegoviç'in tutumunu eleştiren bir iki yazı ya çıktı, ya çıkmadı!
Butros Gali'ye karşı bilinçsiz yığınlan kışkırtmak isteyenler, önce kendilerine bir baksınlar. İğneyi kendilerine batırsınlar...
Dışişleri Bakanı Erdal İnönü ile konuşuyordum. Konu Butros Gali’ye hazırlanan tepkilerdi. Erdal Bey’e sordum:
Ne olacak Butros Gali geldiği zaman?
Bir şey olmayacak inşallah! Yani, Butros Gali, Birleşmiş Milletler’in memuru; Genel Sekreteri ama, nihayet Birleşmiş Milletler’in kararlarını uygulayan bir insan. Dolayısıyla, yani, biz ne istediğimizi, tabii açıkça söylemeyiz, biz Bosnalıları desteklemek istiyoruz anladığım kadar. Bunu açıkça söyledim. Yani, bunun yolu Birleşmiş Milletler’in tabii onlara yardım etmesini sağlamak. Gali’ye kızmanın hiçbir faydası yok. Ya da tek başımıza onu karşımıza almanın hiçbir faydası yok. Yani, bir tepki olarak anlıyorum, ama tabii bunu ölçülü yapmak gerekir. Çünkü, aksi takdirde, Birleşmiş Milletlerle ilişkimizi kesersek, bunun ne faydası var Bosna'ya?
Doğru!
Bilakis Birleşmiş Milletler’in daha çok yardım etmesini istiyoruz. Onun için Birleşmiş Milletler'le konuşmaya devam etmeliyiz ve onların yaptıklarının yanlış olduğunu söylemeliyiz. O da tabii onlarla konuşmakla olur.
Bir özel TV'de (uzgöreçte) dinledim, diyor ki, “Butros Gali davetli olmadığı halde geliyor!" Öyle mi?
Yok canım, olur mu öyle şey? Kaç yıl önceden kararlaştırılmış şeyler bunlar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, böyle normal ziyaretler yapar bütün ülkelere. Bu da onlardan biri...
(Butros Gali gelmiyormuş. Olsun! Ben diyeceğimi dedim. Tepkiciler semeri de dövemediler!)