Ertan Ünver'le CHP konusunu çok sık konuştum; şu yazdıklarımın her satın iki aylık çalışma sonunda oluştu desem yanlış olmaz. Dinar'da ozan Nedret Gürcan var; şimdilerde yazıyor mu bilmiyorum: 1960'lı yıllarda, Milliyet’te "Bir İlçe Başkanının Not Defteri"ni yazar, yayımlardı, ilgiyle okunurdu. Ertan Ünver yazmıyor, yayımlamıyor, ben sorarsam yanıtlıyor sorulanını. Taa, mayıs ayında, "CHP'nin yeniden açılması ya da kurulması" ile ilgili görüşlerini şöyle özetlemişti:
"- 1992 baharıyla birlikte birden başlayan CHP'nin yeniden açılışı çalışmaları gerçekten çok ilginç gelişmeler sergiliyor. Üzerinde önemle durulması gereken satırbaşları var.
Gelişmelerin 92 Mayısı'nda sergilediği görünüm de bir dağınıklar organizasyonu, bir sağırlar diyaloğudur. Bir tarihsel parti mi yeniden açılıyor, yoksa bir tereke mi pay ediliyor, belli değil. 6 ay önce sözü bile edilmeyen olayın birden ve usa zarar verecek bir panikleme havası içinde tiftiklenircesine gündeme getirilmesi ve toplumda uyandırılan kuşku da cabası...
Bir de şu: Sanki CHP ya da diğer partilerin 12 Eylül maskara uygulamasından arındırılıp yeniden eski ad ve kadrolarıyla siyasal yaşama dönmelerine engel önemli bir güç varmış da, bu zevat bu gücün üstesinden gelecek bir huruç hareketinin başında! Yok böyle bir şey. Olan şu: Birden kalkıvereceği paniklenmesine kapılanların trenin orasına burasına asılıverme telaşı...
Oysa bunların yerine neler yapılabilirdi?
Öncelikle, düşünce üretimi boyutuyla konu, genel yönleriyle halk katmanlarını da kapsayacak biçimde tartışılmalıydı. Hem de “sol”un genel ve evrensel gelişmelerini de içerecek biçimde. Örneğin bazı konu başlıktan şöyle olabilirdi:
Tüm dünya solundaki gerilemenin, sosyal demokrasideki oy kaybının nesnel nedenleri?
SSCB ve Doğu Avrupa gelişmelerinin incelenmesi, yorumu.
Son gelişmelerin ışığında kuramsal sol uygulamaların sapmaları ve bu sapmaların bireysel sapmalara yansımasıyla, toplumsal etkileri.
Yeni dünya yapılanmasında sosyal demokrasinin ekonomi-politik uyarlanması.
Yeni dünya ve Türkiye yapılanmasında oluşturulabilecek yeni toplumsal örgütlenme modelleri.
Oysa görünen ne? "Kim genel başkan olacak? Aralar kimlerle doldurulacak?" "O ne dedi, bu ne diyor?", "Şu beni keser mi? Ben onu nasıl biçerim?" "Harran gürren, ortaya atılan bir avuç insan ve izleyen umarsızlığa yönelmiş milyonlar. Yukarıda, itişip kakışma; aşağıda, şaşkınlıkla izleyenler...
Toparlanacak yerde darmadağın edilmiş kafalar ve 12 Eylül öncesinin tümden dışlanmış CHP, örgütler ve dışlanmış milyonlarca Türkiyeli seçmen.
Dev ülke sorunları karşısında Türkiye dengesini sağlayan koalisyon ve SHP ile DSP gerçeklerinin gözardı edilmesini yaratan bir kördövüşü.
Zaman tümüyle geçmiş ve yitirilmiş sayılmaz. Toparlanırsa yapılacaklar vardır.
CHP'nin yeniden açılışından sonra üç partinin, sosyal demokrat ve genel halkoyu eğilimleri doğrultusunda yeniden yapılanmasını içerecek takvim, aynı doğrultuda işlerliğe kavuşturulmalıdır. Öylece, bireyselliğin yarattığı takılmaların ve tıkanıklıkların, sapmaların üstesinden gelinemez kısırdöngüsü kırılmalıdır. Sadeleştirmeler halkoyuna ve örgütlere bırakılmalıdır..."
Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver, "geçimbilim", yani ekonomi öğrenimi gördü. Ayağı yere basan bir halk çocuğu. Torbalı gibi minik bir ilçede belediye başkanlığı yapması, onun tabandan kopmamasını sağlıyor. Olduğu yerde dünya ve ülke sorunlarıyla ilgileniyor. Boş zamanında, kafasını dinlemek istediğinde balık avına, domuz avına gidiyor. Ondan çok gazete dergi okuyor.
Eski bir CHP’li, şimdi SHP’li olarak olaylara yukarıdan, kimi zaman acımasızca, nesnel bakmasını bilen bir kişi. Ertan Ünver, önerilerini şöyle bağlıyor:
"Bu yöndeki çalışmaları evrensel boyutlara taşıma amacını da kapsayacak biçimde SHP, Sosyalist Enternasyonal’i ivedilikle olağanüstü toplantıya çağırmalıdır. Sunduğumuz öneri ve öngörülerin üzerinde hiç durulmaması kuşkusuz çok daha kolaydır. Fakat böyle bir durumda da bir zamanların sosyalizmcilik; şimdilerin kapitalizmcilik oyuncakları gibi bir de sosyal demokracilik oyuncağı ile oyalanıldığı bilinmelidir. Varılacak sonuçların bu tür oyunbazlıkların güdümüyle oluştuğunu ve oluşacağını hiç unutmamalıyız.
Kolayla zor, gerçekle düş arasındaki ayrımlar, bize nerede olacağımızı önceden anlayabilmemiz için vardırlar ve değer yargılarımız içinde bulunmaktadırlar..."
19 Temmuz 1992, Cumhuriyet