DİSK Adlı Çocuk...

1922 Ağustosu’nda, Mustafa Kemal’in orduları saldırgan Grek askerlerini kovalayıp, eylülde İzmir'de denize döktüğünde Halide Edip, Mustafa Kemal'e "Savaş bitti demektir efendim, artık rahatsınız, ümit ederim Ankara'da yürek huzuru ile tekrar görüşmek nasip olur" deyince, Mustafa Kemal şu karşılığı verir:
- Savaş bitti doğru; ama daha önce de konuşmuştuk, savaş aslında bitmedi; şimdi sıra birbirimize karşı vereceğimiz savaşta!
Mustafa Kemal Paşa doğru söyler; çok geçmeden birbirini yeme başlar. Bugün 26 Ağustos, bir utkunun muştucusu gün! (Suphi Karaman’ın ikinci sayfamızda çıkan yazısı nasıl ilginç, nasıl da güncel!)
Pazartesi günü, Ören’de başlayan DİSK’ın toplantısını izlemeyi çok İstiyordum. Geç de olsa toplantının bir bölümünü izledim. Havasını kokladım 12 Eylül faşizminden bu yana, bir geçen yıl yapılmıştı Ören toplantısı, bu ikincisi oluyor. Örende, Genel-İş'in bir dinlence yeri var. toplantı orada yapılıyor. Yanıbaşında Kara Kuvvetleri Komutanlığının bir dinlence, beylik adıyla "Eğitim Tesisi” var. Kenan Bey, işçilerin böyle bir dinlence yeri olmasını çok görmüş, 12 Eylülde burası için demediğini bırakmamıştı. Burası, Genel-İşin elinden alındı, Turizm Bankası’na verildi, "TUMBAN" oldu. Genel-iş yöneticisi DİSK’liler ise tutuklanıp işkence gördüler, sıkıyönetimlerde yargılandılar. Kenan Bey'in ağır sözlerini hiç unutmadım Sözde bu dinlence yerinde Genel-İş’in Genel Başkanı Abdullah Baştürk, her gece "gelin yatağında” yatarmış! Biliyordum, baştan sona yalandı. Abdullah Baştürk’ün kendisinin, buranın yakınında, Sunar Sitesi’nde yazlık dairesi vardı. Orada oturur, İlhami Soysal’la, başka arkadaşlarıyla tavla oynar, konukları olursa, o zaman bu dinlence yerine gelir, onlarla ilgilenirdi. 12 Eylül bir yalan-dolan dönemiydi. Bu dönemde, DİSK Eğitim Merkezi olarak kullanılan Çankaya'daki yapı da, kamulaştrılıp DİSK'in elinden alındı. Şimdi orada Anayasa Mahkemesi oturuyor. “Kamulaştırma" bilmem ne adıyla olursa olsun, bu binanın DİSK’in elinden alınması bir "zoralım"dır. Bir an önce bir yasa çıkarılıp yapı asıl sahibine teslim edilmelidir.
Ören'deki toplantıda, Başkanlık Divanı'nda DİSK'in kimi MYK üyeleri yer almışlardı. Bunlar şöyleydi:
Hulusi Karlı (Bank-Sen Bşk.), Kemal Daysal (Maden-İş MYK Üyesi), İsmail Hakkı Önal (Genel-İş Bşk.), Süleyman Çelebi (DİSK Genel Sekreteri), Rıza Güven (DİSK Yön. K. Üyesi), Ömer Çiftçi (DİSK Ankara Bölge Temsilcisi)
Açılışta bulunup konuşan. Anayasa Mahkemesi’nce üyeliği sona erdirilen SHP Diyarbakır Milletvekili Fehmi Işıklar’ın konuşması ilginç olmalıydı. Fehmi Işıklar özetle şöyle demişti:
"Anayasa Mahkemesi, sıkıyönetim mahkemelerinden bile daha hukuk dışı davranmıştır. Bunun savaşımını vereceğim. Beni pek çok ülke davet ediyor, ama ben savaşımıma Türkiye'de devam edeceğim. Ben, Mecliste sınıfıma bağlılığımı yitirmedim. Sizleri mahcup edecek hiçbir davranışa girmedim. Gelecek dönemde, tecrübemden yararlanmak isterseniz, ben her türlü yardımı yapmaya hazırım.
Hakkımda iki tane sav var: Biri azınlık yaratmak, biri de bölücülük yapmak. Bütün konuşmalarımda, ülkemizin bütünlüğü içinde sorunlarımızın çözülmesini istemiştim. Suçlanan konuşmalarımda bile 'bölücülük' yaptığım ileri sürülemez. Kaldı ki o dönemde yaptığım bütün konuşmalar bir bütün olarak ele alınmalıydı. Ayrıca, ülkenin bölünmesinde Kürt insanının ya da Türk insanının hiçbir yararı yok. Hatta zaman zaman bir devletin baskısı yetiyor. İkinci bir devletin baskısını arzu etmek saflık olur. Eğer inansaydım, Kürt insanı ayrı bir devlet kurarak rahat edecekti, onu da savunur ve bedelini öderdim. Ama buna inanmıyorum. Bin yıldan beri bir arada yaşadık, bir arada yaşayabiliriz. Azınlık yaratmaya gelince: Kürt insanının azınlık olmadığını her vesileyle vurguladım. Çünkü inanıyorum ki, Kürtlar, bu ülkenin gerçek sahiplerinden biridir. Kendi ülkesinde neden azınlık olsun? Bu geçiş döneminde zorluklarla karşı karşıyayız ve işçi sınıfına çok önemli görevler düşüyor. Çünkü Güneydoğu'ya harcanan üretime dönük olmayan her kuruş, çalışan insanların cebinden çıkıyor. Ben bu karara rağmen ülke bütünlüğünü, barışı, kardeşliği ve eşitliği savunmaya devam edeceğim. Bazı arkadaşlarım, beni nereden bulacaklarını soruyorlar. Ben Türkıye'de olacağım."
Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Anayasa Mahkemesi kararını -bilgi için- Fehmi Işıklar’ın Meclis'teki odasına gönderdi. Kararı, Işıklar'ın yazmanı aldı.
DİSK, yöneticileri binbir işkenceden geçmiş, devrimci bir sendika. 12 Eylül'de tüm varlığını, üyelerini yitirdi. Bunları yeniden derleyip toparlaması kolay değil. Beri yanda, yıllarca DİSK'İ ''komünistlikle" suçlayıp keyfine bakan, sendika ağalığının simgesi bir Türk-İş! 1982 Anayasası'nı onaylayan, 12 Eylül boyunca DİSK'lilerin yattığı Metris’lere değil, Çankaya'lara taşınan bir örgüt. DİSK adlı çocuk, emekleyip yürüme çağında denebilir. 1967’de kuruldu, ama Kemal Türkler 1960'de 12 Eylül öncesinde öldürüldü. Sonraki başkanı Abdullah Baştürk -yine 12 Eylül’ün bıraktığı tortular sonucu yaşamını yitirdi. Fehmi Işıklar DİSK'e 1975’te girdi. Cezaevinde, tüm DİSK'in eylemlerinin hesabı soruldu kendisine!
Aldığım havaya göre DİSK’te iki grup çarpışmakta; şimdiki yönetimden bir grup: Nebioğlu, Çelebi, Önal vb. Bir de Ankara merkezli sendikalar var deniyor Oleyis, Dev Maden-İş, Lastik-İş, Petkim-İş, Sosyal-İş, Maden-İş. Bir de DİSK içinde "devrimci" muhalefet var. Bunlar; Yeraltı Maden-İş, Basın-İş, Devrimci Yapı-İş, Keramik-İş, Dev-Sağlık-İş gibi. Bunlar "sosyalist" olduklarını ilen sürüyorlar. DİSK içinde delege güçleri yok, ama "savaşçı” özellikleri olduğu söyleniyor. Dev-Yol, Dev-Sol, PKK, Kurtuluş, Emeğin Bayrağı bu gruplarda cirit atmakta mı?
DİSK adlı çocuk, oyun çağında ya, her oyuna gelmese!..