Grek masalcısı Aisopos'un (Ezop) masalları arasında, domuzla ilgili olanları arıyordum, ilginç hayvan masalları çıktı. Biri şöyle:
Dişi bir domuzla kancık bir köpek kızmışlar, birbirlerine sövmeye başlamışlar. Domuz:
Aphrodite tanrıça hakkı için söylüyorum, seni paramparça edeceğim! demiş. Köpek gülmeye başlamış:
Aphrodite tanrıçayı söze karıştırmak da sana düşer ya! Seni o kadar seviyormuş ki senin etinden yiyenleri tapınağına bile almaya razı değilmiş! demiş. Bunun üzerine domuz:
Elbette sevdiğinden. Beni o kadar seviyor ki öldürüp yiyenleri , bana kötülük edenleri tapınağına sokmuyor. Sana gelince, senin dirin de pis kokar, leşin de! demiş.
Bu hayvan masalından çıkarılacak ders de şöyleymiş: Becerikli söylevciler, söz ustaları, düşmanlarının en ağır sözlerini de kendilerine yontmayı bilirlermiş. Bu masal onu gösteriyormuş. Hacı Angı anlattı, arkadaşı Vahap Okay, “Nasılsın?" diye soranlara “Domuz gibiyim!" yanıtını verirmiş.
Neden? diye soranlara, şöyle dermiş:
Benim etimi aşeren çok! "Domuz gibiyim” dersem yemezler!
Aşermek, halk dilinde, gebe kadınlar için kutlanılır. Onlar, bazı yiyeceklere aşırı istekli olurlar. Mustafa Coşturoğlu'na göre de Niğde dolaylarında benzeri konuşmalar sık geçermiş...
Aisopos'tan “Masallar'ı, Ataç çevirisinden okudum. Tarık Dursun K.'nın da “Ezop Masalları" var. "Domuz ile Koyunlar" masalı da şöyle:
Bir domuz koyunlar arasına karışmış, onlarla birlikte otlarmış. Bir gün çoban onu yakalamış; hayvan başlamış inleyip direnmeye. Koyunlar:
Ne oluyorsun? Bizi de ikide bir tutup götürüyor, biz hiç bağırıyor muyuz? demişler. Bu sözleri duyunca domuz:
Siz bağırmazsınız elbette, demiş, sizin yününüzü kırpmak için götürür, beni ise boğazlamak için götürüyor. Sizden istediği ile benden istediği bir değil ki!
Malına değil, canına kıyılanın inlemeye hakkı vardır, bu masal onu gösteriyor.
Domuzla ilgili fıkralar çok. Cengiz Aytmatov, bir gün Aziz Nesin’e şöyle der:
Türkler domuz kılı gibidir... Hiç bir araya gelemezler. Domuz kılından sadece fırça olur. (Sosyal demokratların kulakları çınlasın!)
Bir de "Aslan ile Yabandomuzu" masalı anlatsın mı Aisopos:
Yazın sıcağında bütün hayvanların ağızları kuruduğu günlerde, bir aslanla bir yabandomuzu bir pınar başına su içmeye gelmişler. Önce sen içeceksin, önce ben içeceğim diye başlamışlar çekişmeye, iş dövüşe binmiş. Hem de nasıl bir dövüş! Ya biri ölecek, ya öteki! Nedense o sırada dönüp arkalarına bakmışlar: bir de ne görsünler? Akbabalar dizilmiş, biri ölsün de yiyelim diye bekliyorlar. Bunun üzerine kavgayı bırakıp:
-Biz gene dost olalım, akbabaların, kargaların eline düşmekten iyidir! demişler.
Bundan çıkarılacak ders de şöyleymiş: "Hayırlısı kavgadan, dövüşten vazgeçmektir: yoksa sonu iki taral için de kötü olur."
Masalcı Aisopos, Arapları sevmiyor. "Hermes'in Arabası ile Araplar" masalı şöyle:
Bir gün (Bereket tanrısı) Kermes arabasına türlü yalanlar, düzenler yüklemiş, yola çıkmış; her ülkeye varınca bir parçasını alır dağıtırmış. Arapların diyarına gelince, bilmem nasıl olmuş, araba kırılıvermiş; Araplar da mal bulmuş (mağribi) gibi hemen koşuşmuşlar, arabada ne bulmuşlarsa talan etmişler, tanrıyı başka ülkelere gitmeye komamışlar.
Dünyanın en yalancı, en düzenci milleti Araplardır; doğru söylemek nedir bilmez onların dili. (Aisopos, '‘Masallar", Hürriyet Yayınları, s.72.)
Domuz etinin yenmesini, Muhammed’den önce Musa yasakladı. Din bilgini Turan Dursun, benim "domuz yazıları"nı okurken, gülümser, şöyle dermiş:
Domuz totem hayvanıdır. Onun için yenmezdi! "Totem ", kutsal anlamına geliyor. Hindistan’daki inekler gibi.
İslamlıktan önce Araplar putlara tapıyorlardı. Bilisizlik (cahiliye) dönemi. Arabistan'da pek çok put var. Beyza Düşüngen (Bilgin)in dilimize çevirdiği İbn Al-Kalbi’nin "Putlar Kitabı” (Kitab al-Aşnam) da 77. sayfada domuz eti yasağı ile ilgili olarak şunlar var:
Eski Arabistan’da domuzun durumu hakk. Frankel, s. 110: Domuz Arabistan'da çok nadir bulunurdu. Eski şiirlerde ancak bir defa geçer. İlk olarak üzerinde durulduğunu Kuran'da görüyoruz. Muhammed (A.S.) Yahudi yasağına uyarak onu en sert şekilde yasak etmiştir. Bu yasaklayış, Arabistan'da domuza ancak nadiren rastlanabildiğinin en güzel delilidir. Çok bulunsaydı, ha/kın beslenmesinde herhangi şekilde önemli rol oynasaydı. Muhammed (A.S.) onu yasak etmeyi düşünmezdi, çünkü o, Yahudi adetlerine uyduğunda. daima halkının menfaatlerini gözetirdi...
Kitaba göre: "Yemenliler çekirge yerlerdi. Huzayl'liler yemezlerdi. Bugün yağlıları da iyi bir yiyecek sayılır, zayıf ve kuruları ise misafire ikram edilmez."
Turan Dursun, yakın arkadaşı Gürbüz Tüfekçi’ye şöyle der:
Domuz, Arabistan ’da çok nadir bulunması nedeniyle değerli bir yeri vardı. Bu nedenle İslam öncesi, sözümona "cahiliye" devrinde, domuz kutsal sayılırdı. Kesilmez ve yenilmezdi, öyle, kurt, şerif konusunun, öğünün teknik koşullarında, bilinmesi kolay değildi. Muhammed, domuzu kutsal sayanları kazanmak için domuzun yenmesini yasakladı..