Büyük Oğul!

Ruhi Su'nun ölümsüzlüğe varışının 10. yılında Zincirlikuyu gömütlüğünde bulunamadım. Sıdıka Su'nun anlattığına göre çok mu çok kalabalıkmış. Sıdıka Su, burada okuduğu basın bildirisini faksla bana ulaştırdı. Sıdıka Su, Ruhi Su’yu yöresellikten ulusallığa, ulusallıktan evrenselliğe Anadolu halk kültürünü taşıyan kişi olarak niteledi. Özetle şöyle dedi:
“Ruhi Su'yu yitireli on yıl oldu... O, yaşamını, müzik ve sanat dünyamıza, toplumsal ve siyasal yaşamımıza ve tüm insanlığın yarattığı o en güzel düşünceye adadı. ..Ruhi Su, sadece bir müzik insanı, yalnızca bir kültür adamı değildi. O, çağının ve ülkesinin sorumluluğunu sessizce yüklenmiş, bu ağır ve onurlu yükü, ömrü boyunca vakarla taşımış yürekli bir aydın, gerçek bir komünistti.
Ruhi Su’yu yitireli tam 10 yıl oldu... Bu yıl ayrıca, O ’nun eseri olan "Ruhi Su Dostlar Korosu"nun da 20. yıldönümü... Su gibi akıp giden bu zaman dilimi içinde, O'nun müziğimize ve sanat yaşamımıza getirdiği bakış gelişti, yaygınlaştı... Anadolu halk kültürünü, çağdaş müzik normlarıyla yoğurarak evrenselliğe ulaştıran; toplumsal muhalefeti sazı, sesi ve tüm varlığıyla yükselten sanatçı, kendi alçakgönüllülüğüne, görkemli yalınlığına yaraşır bir dizi etkinlikle anılacak." (Burada Sıdıka Su, eylül-ekim aylarında Ruhi Su için düzenlenecek etkinlikleri saydı).
TYS Başkanı Ataol Behramoğlu da gömütlükte bir konuşma yaptı. Konuşmaları doğaçtandı. Rasih Nuri İleri, konuşmasının metnini değilse de konuşmasında nelere değindiğini belirten bir çerçeveyi faksla yolladı. Rasih Nuri İleri'nin Ruhi Su konuşma şeması şöyle:
“Ruhi Su, 1912 Van doğumlu. Kimsesiz çocuk olarak Adana'ya yollandı. Mustafa Kemal döneminde öğrencilik, öğretmeninin sesini beğenmesi, keman dersi, müzik okuluna gidiş, basbariton, opera sanatçılığı.
Oysa, Evren faşist döneminde paralı öğrenim, öğretmensiz okul.
1983'te Grenoble Üniversitesi profesörleriyle Güney, Güneydoğu gezisi, Hoşap Kalesi'nde iki çocuğun türkü söyleyişi... Konservatuvar profesörünün 'Böyle şey dünyada nadirdir' demesi. Burs için düşünürken kahvede 'Kürtçe biliyor musun' demesi üzerine, 'Bu komünist işi' deyip çocuğu apar topar kaçırmaları...
Ruhi'nin en önemli yönlerinden biri eğitimcilik, Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nden korosuna değin...
TİP'te halk aşıkları konserini organize etmesi...
Opera döneminden bant bile kalmayışı.
Bazı 'solcuların', 'Burjuvalar için halk ezgileri söylüyor' gibi çirkin sataşmaları.
TKP'liliği; 1952'de opera repertuvarından çıkarılması. TKP'de bağımlı bulunduğum M. Ali Aybar’ın Ruhi'yi Hatay'dan kaçırmam için verdiği emir... Geç kalışımız, tutuklanma. Ruhi Su'nun geç kalınmasaydı bile yurdundan kaçmak istemeyeceği..."
Rasih Nuri İleri'nin satır başlarında verdikleri bile çok şey anlatmıyor mu?
Sıdıka Su'ya, 20 eylül günü Zincirlikuyu gömütlüğünde, kimlerin olacağını sormuştum. O:
Bizler olacağız, çocukları olacak; Ataol Behramoğlu, Rasih Nuri İleri konuşma yapacaklar, ben de bir basın bildirisi okuyacağım demişti.
Ben, Sıdıka Su'nun “Çocukları olacak" sözünden Ruhi'nin kendi çocukları, yanı iki oğlunu anlamışım. Meğer o, “Ruhi Su Dostlar Korosu"ndaki gençleri anlatmak istermiş. Ruhi Su'nun llgın'dan başka bir oğlu olduğunu söylenti olarak duymuştum. Adı Güngör Su; şu anda altmış yaşını aşmış olmalı. Güngör Bey, turizmle uğraşmış, şirketler kurmuş, başarılı bir aydın kişi. Güngör Su, Ruhi Su'nun, 1930'lu yıllarda Adana’da öğrenciyken tanışıp, evlendiği Sevim adında bir bacı'dan (hemşireden) dünyaya gelmiş. Güngör, altı yaşlarındayken Ruhi ile Sevim Hanım ayrılmışlar. Sevim Hanım, ayrılmak istememiş. İstemeyerek bozulan bu evlilik sonunda, ne Sevim Hanım ne Güngör Su, babayı aramamaya çalışmışlar. Anne mi çocuğu etkilemiş ne olmuş, bağlar kopmuş.
Turizmci Güngör Su, bir Londra gezisinde bir plakçı dükkânına girip, bazı plaklar almak istemiş. Tam alıp, çıkarken yukarıdan bir plak Güngör Bey’in başına düşmez mi? Bakmış, Ruhi Su'nun bir plağı. Güngör Bey, satıcıya:
Bunu da sarın lütfen demiş, babasının plağını satın almış.
Güngör Su, Ruhi Su cezaevinden çıkıp kulüplerde sazı ile türküler çalıp söylediği sıralarda, gelip izlermiş.
Sıdıka Su, Ruhi Su'nun bir oğlu olduğunu bir vesileyle öğrenince, çocuğu tanımak istemiş. Buluşmuşlar, fakat Güngör çok resmi dururmuş. Ruhi Su, eşine:
Nasıl da saygılı değil mi Sıdıka dermiş.
1940'lardan sonraki Ruhi Su, artık eski Ruhi Su değildir. Ruhi'nin dünyası değişince, dünyaları değişmiş. Sevim Hanım, Ruhi ile ortak çocukları Güngör'ü, çalışıp didinerek iğneler yaparak okutmuş. Sevim Hanım çoktan ölmüş.
On yıl önce, Ruhi Su ölünce, Sıdıka Hanım, büyük oğulu da cenazeye beklemiş, ama Güngör gelmemiş! Buna karşılık güzel bir davranışta bulunmuş, 20 Eylül 1985’te, Zincirlikuyu'daki cenaze törenini videoya alarak Sıdıka Hanım'a yollamış!
On yıl önce, Ruhi Su ölümsüzlüğe kavuşunca, Sıdıka Hanım, büyük oğula savunman Necla Fettan’la haber göndermiş. Veraset belgesinde. Güngör Su'nun adının da belirtilmesini istemiş:
Ruhi’nin bantları çıkacak, Güngör de bunlarda hak sahibidir. Onların çıkmasına yardımcı olur demiş. Güngör, Necla Fettan’a:
Kesinlikle, benim bir hakkım yok; Sıdıka Hanım en iyi yapar karşılığını vermiş...
Ruhi Su'nun ölümsüzlüğe kavuşmasının yıldönümünde, büyük oğulun da kulaklarını çınlatmak istedim. Küçük oğul Ilgın'ın da gözlerinden öpüyorum! Ilgın, 36 yaşında...
***
Antalya'nın Serik ilçesinde çıkan Serik Postası 29 yıla “merhaba" dedi. Gazeteye, kurucusu Oğuz Kehya'ya nice yıllar diliyorum.