Bosnalı Sürgünün Anlattıkları... (1)

Bosnalı sürgün, eski devlet adamı, politikacı Muhammed Çengiç'e, İstanbul'da beni Güralp Basım götürdü. Muham­med Çengiç, Bosna’nın eski başbakan yardımcısıydı. Mu­hammed Çengiç, Türkiye'ye gelişinden bu yana, 1.5 yıldır ar­tık görevde değil. Çoluk çocuğu ile evine çekilmiş, bir çeşit “sürgün "yaşamı yaşıyor. Muhammed Çengiç’in sağlığı da iyi değildi, görüştüğümüz akşamın sabahında, beyin damarları ile ilgili olarak sayrıevine gidecekti.

Konuşmamız sırasında, Muhammed Çengiç’in, şimdiki Bosna yönetimince neden dışlandığı, konuşmanın satır ara­sından çıkarmaya çalışacaktım. Muhammed Çengiç, Bos­na'daki karşıtlarınca, siyasal oyunlar sonucu dışlanmak isten­mişti. Çengiç, barıştan yanaydı. Bize o akşam söylediği gibi, Sırplar, Hırvatlar ile Boşnakların birlikte yaşamaları gerektiği­ne inanıyordu. Karşıtları ise onu “hainlikle" suçlamak istedi­ler. İki yıl önce Sırplarca BM konvoyundan alınarak öldürülen Bosna-Hersek Başbakanı Turayliç, onu “hainlikle" suçla­yanlar arasında mıydı? Bosna’dan Türkiye'ye gelen görevli­ler, Türk yetkililere:

Muhammed Çengiç 'le konuşmayın! bile dediler.

O zamanki Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, konuştuklarına:

Ben Muhammed Çengiç ‘i destekliyorum, fakat Bosna ne­dense ona karşı! diyordu.

O akşam, Muhammed Çengiç Boşnakça konuştu, oğlu Faruk ile Bn. Deniz Emrullah, bir de eski Yugoslavya Göç­menleri Derneği Başkanı Zahit Gürdal, zaman zaman konuş­mayı Türkçeye, benim sorularımı da Boşnakçaya çevirdiler.

Muhammed Çengiç, basının Bosna gerçeklerini kamuoyu­na tam olarak yansıtmadığını söylüyordu. (Basın da çoğu ha­berleri dış basın kaynaklarından, ajanslardan alıyordu, belki de ondandı.) İlk bunu sordum:

Gazetelerin hiçbiri gerçeği yazmadı dediniz, çok ilginç...

Basın, Bosna'dan hep "Müslümanlar" diye söz ediyor. Oy­sa, orada yaşayan halk, bayağı Avrupalı bir halktır. Onları "Müslüman” olarak gösteriyorlar. Bosna halkı, Türkiye’de din kimliğiyle açıklanmak istendi kamuoyunda. Oysa, tam tersi, Avrupalı halk görüntüsüyle, Türkiye'ye getirilebilseydi, Türki­ye halkı herhalde Bosna halkını daha iyi anlayacaktı. Bosna, Avrupalılığın tüm özelliklerini kabul etmiş bulunuyordu oysa. Ordaki insanlar, bir hukuk fakültesini bitirmeden yargıç ola­maz. sağın (doktor) veya öyle bir şey olamaz. Özellikle Sır­bistan bizi “dinci" göstermek istiyor. Eski Yugoslavya'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, en büyük yanlış, Boşnakların bir devlet olarak kabul edilmemesiydi. Sırbistan Sırpların, Hırva­tistan Hırvatların, Makedonya Makedonların, Boşnakların ken­di cumhuriyetleri kabul edilmedi.

Yani Boşnakların cumhuriyeti olarak kabul edilmedi!

Evet. 1990'larda, Yugoslavya parçalandıktan sonra, o ye­ni devletler (Sırplar, Hırvatlar) Bosna-Hersek'le birlikte yaşa­mak istemediler. Bosna'daki savaş, bir iç savaş değildi. Olay; Sırpları Sırbistan'a, Hırvatları Hırvatistan’a bağlamak. Slovenya'yı ortaya çıkarmak olayıydı. Dünyada Birleşmiş Milletler’ den bu durumun engellenmesi için bir yardım gelmedi. Batı'dan bu durumun engellenmesi için hiçbir hareket yapılma­dı. Parçalanmaması için hiçbir şey yapmadılar, gözlemci ola­rak kaldılar. Yugoslavya’nın yüzde 78'ı Sırplardan oluşuyor­du. Bu olayı bir içsavaş olarak gösterdiler. “Müslümanlar, ordaki Sırplara, Hırvatlara baskı yapıyor” dediler, dünyaya öy­le gösterdiler. Ülkelerin çoğu, bunu böyle benimsedi.

Türkiye olaya nasıl baktı?

-1992 Nisanı'nda buraya geldim. Bundan önce, üç kez Türkiye’de bulundum. Devlet adamlarıyla görüştüm. 1992 Mayısı’nda, TBMM'de konuştum. O zaman dedim ki: “Türkiye bize yardım etmezse, Bosna yok olacak!’ Çünkü, biliyorduk ki, Türkiye'den başka dünyada hiç kimse Bosna’dan yana çıkmayacak. Türkiye'nin bize yardımcı olacağını düşünmüş­tük. Çünkü, Türkiye'de dört milyon Boşnak vardı. Hem tarih bizi bağlıyor hem de aile ilişkisi var. Bosna'da, Türkiye'de ya­kını (akrabası) olmayan aile yoktur. Türkiye o zaman, savaş başlamadan önce, 20 milyon dolarlık petrol yardımı yaptı ba­ğış olarak, maalesef bu bağıştan 5 milyon dolarlık petrol gel­di.

Neden?

Bu sıralarda savaş çok kısa zamanda başladı, nakledilemedi. Ondan sonra Türk hükümetince 40 milyon dolarlık gı­da yardımı verildi, ancak ne kadarının gerçekleştiğini bilmi­yorum. Gıda, ne istedilerse... Sonra İnterstar'ın açtığı bir kam­panya vardı, 8-9 milyon dolayında bir para toplamışlardı...

-Ne kadar geldi?

Tam ne kadar gerçekleştiğini bilmiyoruz. Çünkü, bu sıra­larda ben politikadan çekildim. Bosna-Hersek'in Viyana’da ki devlet hesabına yatırıldığını duydum, İnterstar kampanya­sı sonucunun. Fakat, kişilerce çok sayıda yardım toplandı; kim nerede, ne kadar maddi yardım topladı, bilmiyorum. Kişile­rin düzenlediği olaylar. Ancak. Bosna-Hersek'ten aldığım bil­giler, şikayet bazında. İşte, “Türkiye bize yeterince yardım yapmıyor!" öte yandan da Refah Partisi’nin çok büyük mad­di yardım topladığını TV’den duyduk. Kime nasıl, ne kadar git­tiğini bilmiyoruz!

Bunu denetleme olanağı yok mu?

Zannetmiyorum! Benim amacım, Türkiye'den yapılacak yardımların tümünün Kızılay aracılığı ile Bosna-Hersek'e gön­derilmesiydi. Başbakan Yardımcısı olarak ilk ziyaretime gel­miştim, ondan sonra beni, Bosna-Hersek'in ekonomi ilişki­leri ve insani yardımlar için temsilci olarak atadılar. Fakat, ba­zı kişiler, çok sayıda kişiler, böyle Bosna'dan gelip kendi gi­rişimleriyle (inisiyatifleriyle) para topluyorlardı. Burada çeşitli kuruluşlardan alıyorlardı bu paraları. Bunu gördükten sonra, ben yardım almaktan vazgeçtim. Çok sayıda kişi, hem para­yı götürdü, hem mal, yardımlar, ne gönderildiyse götürdüler. Ama nereye götürdüler? Bunu hiç kimse bilmiyor. O sıralar­da Bosna-Hersek'in ne konsolosluğu, ne elçiliği vardı, bunu denetlemek de elimizde değildi. Bosna'da tam bir kaos ya­şanıyor. Gelen mallar, herhalde kaydedilmiyor bile!

(Muhammed Çengiç'in ilginç açıklamalar sürecek.)